Annelerin Edebiyatçılar Üzerinde Etkileri

Anneler Günü Uzun ?iirleri

 İnsan yaşamında ailenin, özellikle de annenin etkisi tartışılmazdır. Bu gerçeği Türk edebiyatının içinde de görürüz. Türk edebiyatında bazı şair ve yazarlar, annelerinden ısrarla söz etmişlerdir.

Onların kişiliklerinin oluşmasında annelerinin etkisinin ne kadar büyük olduğunu bu edebiyatçılar, eserlerinde, konuşmalarında ve anılarında da açıkça ortaya koymuşlardır. Ancak bazı şair ve yazarlar eserlerinde dolaylı yoldan anneye yer vermişlerdir. İster doğrudan ister dolaylı yoldan olsun anneler, gerçektir; bir sanat eseri güzelliğindedir ve elbette edebiyatın konusu olur.

 Biz bu bölümde, eserlere doğrudan ya da dolaylı biçimde yansıyan anne temasını bir nebze de olsa aydınlatacağından bazı edebiyatçıların annelerinden nasıl etkilendiğine değineceğiz.  (daha&helliip;)

Edebiyat Defteri.com ve Uğur Böcekleri

Edebiyat defteri.com benim üye olduğum ve sıklıkla kullandığım edebiyat sitelerinden biri ve mümkün olduğunca paylaşımlarda bulunuyorum. Bu paylaşımlarımı beğenen de oluyor beğenmeyen de 🙂 Beğenmeyeni az okunmasından anlıyorum. Edebiyat defteri ve diğer sağlam temelli sitelerde şunu izledim, ardında kültürlü, taraf tutmayan kişiler topluluğu var.

Günün şiir ve yazıları ve de uğur böcekleri kaliteli yazılara layık görülüyor. Çok değişik bakış açıları ile değerlendiriliyor kanaatimce bazen serbest şiir derecelendiriliyorsa bazen konu ağırlıklı olanlar bazen kafiyeli olanlar dereceye giriyor. Siz şöyle yazın biz ona göre bu dereceyi verebiliyoruz kanaatini düşündürtmüyorlar.

Bazen kısacık yazdığım bir şiirin Uğur böceği aldığına şahit oldum. Hiç günün şiirini yazamadım ama adım gibi Uğur böceklerimi az da olsa topladım. Hoşuma da gidiyor sebebim o olmasa da lakin Uğur böceği’ne layık görüldüğümde bir heves geliyor günün yazısını alabilmek için itiraf edeyim  🙂 

İşte dün bir baktım kaç tane Uğur böceği almışım diye az da değilmiş hani 😆 Bunları sizinle de paylaşmak istedim.

 

BİR ŞİİR OL

edebiyatdefteri.com/siir/682905/bir-siir-ol

PERİ KIZINA 10

edebiyatdefteri.com/siir/674807/peri-kizina-10

(daha&helliip;)

Şiir Ferahlamaktır

Bir çay veya kahvenin yanına alınacak en güzel şey bir dost sesidir. Sohbet etmek içinizi dolduran her düşünceden sıyrılabilmenin dertleşme halidir. Her yudum ile konuşmanıza bir başlık eklersiniz karşınızdaki virgül siz ünlem koyarsınız olana olacaklara konuşulacaklara ama ya konuşamadıklarımız içimizde kalması gerekenler, sırlarımız. Aslında sırdaş bulmak çok zordur. Konuşalacaklar bir o kadar sınırsız, konuşulamayacaklar bir o kadar sınırlıdır.

Söyleyemediğiniz düşüncelerimizi yazıya dökeriz genellikle ve dökmeler yerini bulamasa da rahatlatır bizi. Şiir bu iç döküşün en kolay olanıdır. Kolay dedimse yanlış algılanmasın insan içinde olanı hele ki patlama raddesindeyse (daha&helliip;)

PUBLIUS VERGILIUS ( M. Ö. 70 – 19 )

vergilius

Vergilius’un

zamanında edebiyat en çok el üstünde tutulan şeydir, herkes mısra düzmektedir.

Şiirin bir kaçış yolu olduğu karışık zamanlarda sık sık görüldüğü gibi, Vergilius ve dostları da çoban şiirlerinin kılık değişimi altında mutlulukla kendilerini bulurlar. Bunun için Vergilius’un çobanları bazı bakımlardan hayal yaratıklarıdır.

Çiftçilik şiirlerinde öğretici bir şiirin görünüşleri bulunur.; ama o zamanlar bu çeşit şiir küçümsenmezdi. Zaten şiirin amacı ekim tekniklerini yükseltip yasalandırmak değildir; toprakla başbaşa yaşıyan insana, büyük ya da küçük toprak sahiplerine, yoklukları yaşamaya imkan bırakmayan erdemlere, eğilimlere şereflerini geri (daha&helliip;)

NURULLAH ATAÇ IN DİVAN ŞİİRİ SÖYLEŞİLERİNDEN

nurullah ataç

Ne zaman eski şiirlerimizden açılsa, şu sözü bir söyleyen olur :

* Yazık ! bütün bu güzellikler unutulup gidecek.*

Biraz olsun arapça, farsça görmemiş, eski yazımızı okuyamıyan şimdiki gençler bunları nasıl anlasın ?

Bu sözün doğru olduğunu sanmıyorum. Kendim denedim : eski yazımızı da aruz veznini de bilmiyen bugünkü gençlere eski şiirlerimizden okuyorum, biraz anlatıyorum, hoşlarına gidiyor. Geçenlerde on yedisinde bir kıza,  Galip dede’nin :

Ey nihal-i işve bir nevres fidanımsın benim

diye başlayan şarkısını okudum, çok sevdi, ezberledi. Kız erkek, o yaştaki gençlere böyle şiirleri söyleyin, siz gerçekten severseniz onlara da sevdirebilirsiniz. Önce (daha&helliip;)

Varsa Edebiyat Yoksa Duman

Değerli edebiyat seven, sevme yolunda olan ve bu sevdaya gönül vermiş  naçizane bu sayfamı ziyarete gelmiş sizler için aşağıya Wikipedi sitesinden alıntı;  edebiyatta isimleri geçmiş ve unutulmuş,unutulmamış, bu da kim ki diyeceklerinizi sıralı olarak alıntı yaptım.

Bundan ne gibi mesaj vermek istediğimi belirtmek istiyorum. Aşağıdaki nice isimler şiire azda olsa dokunmuş, az da olsa ondan bahsetmiş ve dahası çoğunun adını bile duymadığınız kişiler. Olsun ama isimleri var ve bunlar gerçek nitelikli kişiler lakin şu edebiyat sitelerinden de alıntı yapabilmek isterdim ki maalesef  rumuzların birbirine karıştığı bir ortam bunu engelledi. Üstün, harika, harikulade şiir ve edebi eserler birileri tarafından yazılmış……. o kadar !!!!

Gün gelecek isimsizlerden biri olacaklar….ah ah ne felaket bu eserlerin karmaşada yok olup isimsiz yok olup gitmesi…

Ahhh ahhh

varsam ben  varım

yoksa rumuzumla ateşsiz dumanım

 

Lütfen var olun ki edebiyatımız kazansın,

Saygılarımla

* * * * * * *  Uğur Demiröz  * * * * * * *

A

Abdülhak Hamit Tarhan

Abdal Musa

Ahmed Arif

(daha&helliip;)

Sone Nedir ? ve Sonenin Özellikleri

Sone, iki dörtlük ve iki üçlükten oluşan 14 dizelik bir nazım şekilidir. Batı edebiyatında kullanılan bu tür Servet-i Fünuncular tarafından Türk edebiyatına sokulmuştur. Genellikle dörtlükleri çapraz kafiye ile yazılır. Sonede işlenen konuları sınırlandırmak doğru bir yaklaşım değildir. Sonede her türlü konu işlenebilir.Son dize duygu yönunden en baskın dizedir.Devrik cümleler kullanılır. Batı edebiyatındaki sonelerde aşk konusu işlenir. Fakat bizim sonelerde her türlü konu işlenir.

Bir başka bakış açısında ise şu şekilde ifade edilir. İlk iki bendi dörtlük son iki bendi üçlük on dört mısradan oluşan nazım şekli. Önce İtalyan edebiyatında kullanılmış sonra Fransız edebiyatına oradan da diğer Avrupa edebiyatlarına geçmiştir. Edebiyatımızda ilk Cenab Şahabeddin’in sone şeklinde şiir yazdığını görüyoruz. Servet-i Fünûn şairlerinin hemen hepsi bu nazım şeklini benimser.

Sone kafiye sistemi üçe ayrılır:

1. İtalyan tipi: Kafiye şeması abba abba ccd ede

(daha&helliip;)

Sevilebilme İhtimali

Sevilebilme ihtimalini hiç yaşamadım diyen yok gibidir. Sevmenin karşılığını bulmaya çalışmak, sevilmek ve o « seni seviyorum » sözü ile muhatap olmak harika bir duygudur bilirsiniz. Gönül bilhassa yalnız olduğu zamanlarda sevilmeyi düşler, onun yanındayken duyamadığı sözler tek başına iken kendisini daha bir sarsar.

yalnızlıklarımda elimden tuttular

uzak fısıltıları içimi ürpertir

sanki gökyüzünde bir buluttular

nereye kayboldular şimdi kimbilir

diyor Attila İlhan. Kaybolan nice sevdalar vardır ölümün bulutlara katıp götürdüğü, ızdırabın düşüncelerde sürtüştüğü.

(daha&helliip;)

Şiir Herşeye Benzetilebilir

Şiire isim verebilmek,onu bir sıfata sokmak ne mümkün. Şiir yazmak için onun ihtisasını yapmak, onun detayına inmek ne mümkün. Posta gazetesinde yazan şairleri okumuşsunuzdur belki de hepsi kendine göre şiire farklı bakmış şiire kendilerine göre kafiye, serbestlik vermiştir. Şiirin bir tanımı hiç olmamıştır, olamayacaktır. Kime sorsanız şiiri farklı tarif edecektir.

Oktay Akbal’ın yaşasın edebiyat kitabında :

Ama ne diyeyim sana şiir üzerine ? Ne diyeyim bu bulutlari bu gökler üzerine ? Görmek görmek görmek onları, görmek onu, işte o kadar. Anlayacaksın bir ozanın şiir üzerine hiç birşey diyemeyeceğini.Eleştirmecilerle hocalara bırakalım bu işi. Ama ne sen bilirsin, ne ben ne de başka bir ozan şiirin ne olduğunu…

(daha&helliip;)

Sınavlarda Çıkan Şiir ve Edebiyat Soruları

SINAVLARDA ÇIKAN ŞİİR VE EDEBİYAT SORULARI

• Divan edebiyatında şairler hakkında bilgi veren eserlere tezkire, halk edebiyatında cönk adı verilir.

 

• Koşma, semai, varsağı, destan aşık edebiyatı ürünleridir. Dörtlüklerle ve hece ölçüsüyle yazılırlar. Koşma, işlediği konulara göre koçaklama, güzelleme, taşlama, ağıt dörde ayrılır.

 

• Kaygusuz Abdal ve Pir Sultan Abdal tasavvufu farklı yorumlayan kişilerdir.

 

• Karacaoğlan, Emrah, Aşık Veysel güzelleme; Dadaloğlu, Köroğlu koçaklama türünde eserler vermişlerdir.

 

(daha&helliip;)