• ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA

    Edip Cansever 89 Yaşında

    Şükrü ERBAŞ: Cansever 89 yaşında öyle mi?… ne o yüzün yaşı değişir, ne o büyük şiirin… kendisi büyük bir tevazuyla, Siz büyük duygucular  Neler anlatacaksınız bitiminde bu yazın  Bir gün anlatın  Biz yetindik başlangıcıyla dese de, o yüz de, o şiirler de ilk insandan alır varlığını, gezegenin son insanına kadar var olur. Benim yüzlerce ustam içinden, sessizce öne çıkan üç gizli dilimden birisidir. Şiir okuruna, şairlere, şiir için, acı için, düş için, şarkı için, zaman için, mevsimler için, aşk için, öfke için, okumak için yanımıza neler almamız gerektiğini büyük bir cömertlikle söylemiştir. “Örneğin bir paslı bıçak ilk parıltısına / koştu koştu yenildi” demiştir; “Ah, acısız boğulabilir insan” demiştir; “Çocuklar büyükler…

  • ÜNLÜ ŞAİRLERİN ÖZELLİKLERİ

    Ünlü Şairlere İlham Veren Kadınlar

    ÜNLÜ ŞAİRLERE İLHAM VEREN KADINLAR 1. Nazım Hikmet – Bir Ayrılış Hikayesi – Şükûfe Nihal Başar (1896 – 1973) Şükûfe Nihal, Türkiye’nin hızla değiştiği yıllarda şiir, öykü, roman kaleme almış bir edebiyatçımızdır. 1920’li yıllarda Erenköy’de bahçelerde, köşklerde edebiyatçılar toplanır, sohbetler ederdi. İşte böyle bir günde Nazım Hikmet küçük bir kağıda “Ben sizin için çıldırıyorum, siz bana aldırış bile etmiyorsunuz.” yazdı ve Şükûfe Nihal’e verdi. Daha sonra, Nazım arkadaşlarına Bir Ayrılış Hikayesi’ni Şükûfe Nihal’e yazdığını söylemiştir. Şükûfe Nihal’e yalnız Nazım değil, Faruk Nafiz de aşk şiirleri yazmış. Erkek kadına dedi ki: -Seni seviyorum, ama nasıl, avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp parmaklarımı kanatarak kırasıya çıldırasıya… Erkek kadına dedi ki: -Seni…

  • ÜNLÜ ŞAİRLERDEN ÖZLÜ SÖZLER

    Edip Cansever Mısra İşlevini Yitirdi Diyor

    Edip Cansever Mısra İşlevini Yitirdi Diyor Mısra işlevini yitirdi; şiiri şiir yapan bir birim olarak yürürlükten kalktı.  Eski rahatlığını o sessiz, kıpırtısız düzenindeki rahatlığını boşuna aranıyor şimdi. Değişmekte olan şiire yeni bir ölçü bulmak zorundaysak bu, hiç şüphesiz us dışı bir ölçü olmıyacaktır.  Ussal bir coşku olan şiiri, ancak usun ölümsüzlüğüyle denetliyebiliriz. Usun ölümsüzlüğü ise, onun durmadan değişmesi, durmadan yenilenmesi, kuşak kuşak, çağ çağ bir gelişmeye, bir yüceliğe aracılık etmesidir. EDİP CANSEVER

  • ÜNLÜ ŞAİRLERDEN ŞİİRLER

    Ünlü Şair Edip Cansever Şiirleri

    AŞKLAR İÇİNDE   Denizin en az yeri bir köpüğü başlatıyor Yürüyorum kumların çakıllarin yanı sıra Yüreğimde bir sancı keskin bir akasya kokusundan Avuçlarımda bir yanma Büyüyen bir ürpertiyim sanki, kayıp gidiyorum üstünde sabahın Oldu olacak Eğilip bir taş alıyorum yerden, fırlatıyorum denize Ufacık bir gülüş geçiyor suyun üzerinden Bir çocuğun gülüşü gibi Aşkların, nice aşklarin ayrılık günü gibi Bir sokağın ucunda kaybolup solan Daha çok solan, aşkların solgunluğu suyun üzerinde Korularda yoğun bir erguvan sisi.   Hisarlı balıkçı ağlarını ayıklıyor Ağları pembeden hüzne giden Dip sularında mercanlar gibi koyulaşan Kirpiksiz gözleri böyle daha güzel Çil basmış yüzünü bütün Parmakları capcanlı, pavuryalar gibi Merhaba, desem bir kucak balık atacak önüme Biliyorum…

  • EN GÜZEL ŞİİRLER

    Bulanık çıkmış fotoğraflar gibiydim, görünümsüz

    Bulanık çıkmış fotoğraflar gibiydim, görünümsüz Yalnızdım, karışıktım Beni tanıyan kimseler yoktu Hiç yoktu İçime kapanıktım Büyük ağaçların altında Havuzun kırık taşları arasında Bilmezdim mutluluk nedir Bilemezdim Alıp başımı gitmek isterdim İsterdim ama, kalırdım Sanki kar yağışlarının ardından Uzun süren kar yağışlarının ardından Sevimsiz bir lunaparkta Kimsesiz bir atlıkarıncaydım….   Edip Cansever – Ruhi Bey Ve Limonluktaki Sığınak

  • ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA,  ÜNLÜ ŞAİRLERİN ÖZELLİKLERİ

    Edebiyatımızın En Ayrıksı Örneklerinden Biri, Küçük İskender

    Küçük İskender, edebiyatımızın en ayrıksı örneklerinden biri olan metinlerinin bu kadar sert olmasının nedenlerinin sorulması üzerine, “Masum ve çocuksu bir yerden kaynaklanıyor tehlikeli ifade biçimleri. İnsanların çoğu zaman karşılaştığı ama çok etkilenmediği, aslında etkilenmesi gereken alanlar. Kötü hissediyorum. Bir seferinde Taksim’e doğru yürürken bir kedi ölüsü gördüm. Çevresine toplanan köpekler kediyi kokluyorlardı. Ama çok mutsuzlardı. “Düşman” diye algıladığımız ölmüş. Aslında oyun arkadaşları ölmüştü. Kedi ölürse, köpekler oyun arkadaşını kaybeder. Hayatın içine yayılmış bu cilveyi hissetmeye başlayınca hem mutsuz oldum hem kafam açıldı. Şairlerin romancılardan ayrıldığı en önemli nokta bu; kafalarının açılması. Level atlaması, -oyunu sevdiğim, oyun gibi düşündüğüm için kullanıyorum bu tabiri- riskini de artıracaktır aslında. Algı açıldıkça şiir de…

  • ÜNLÜ ŞAİRLERDEN ŞİİR ESİNTİLERİ

    gülmek istiyorum, gülemiyorum Edip Cansever

        hiçbir şey elimde değil sevmek istiyorum, sevemiyorum çarpıyor birbirine kalbimin kapıları gülmek istiyorum, gülemiyorum öne geçiyor acılarımın çizgileri vermek istiyorum, veremiyorum geri çekiyor beni tenimin güçlü dokusu konuşmak istiyorum, konuşamıyorum kapanıyor büsbütün dudaklarım..   ~ Edip Cansever    

  • ÜNLÜ ŞAİRLER,  ÜNLÜ ŞAİRLERDEN ŞİİRLER

    EDİP CANSEVER

    Edip Cansever (8 Ağustos 1928–28 Mayıs 1986) İlk şiiri 1944’te İstanbul dergisinde yayınlandı. İlk gençlik şiirlerini “İkindi Üstü” kitabında topladı. Bu şiirlerde varlıklı, her şeye yaşama sevinciyle bakan bir gencin avarelikleri, duyguları ön plandaydı. 1951’de “Nokta” dergisini çıkardı.  İlk kitabından 7 yıl sonra yayınladığı “Dirlik Düzenlik” bu dönemin ürünüdür.  1957’de yayınlanan “Yerçekimli Karanfil” ile kendisine özgü bir şiir evreni kurdu. İkinci Yeni akımının özgün örneklerini verdi. Şiirinde zamanla sevinç yerini bunalıma, toplumsal dengesizlikleri eleştirme kaygısı yerini yıkıcı bir umutsuzluğa bıraktı. “Dize işlevini yitirdi” gerekçesiyle yeni arayışlara yöneldi. Kapalı, anlaşılması güç, yine de anlamdan ayrılmayan bir şiire yöneldi. Şiirinde düzyazı olanaklarını kullanmaktan da çekinmedi. 1976’dan sonra yalnızca şiirle uğraştı. Bodrum’da tatildeyken…

  • ŞİİRDE BULUŞMAK

    Peri Kızı Ve Şiirle Bayram

    Peri kızı oturduğu yastıkta zeytinyağlı dolmaları sarmaktaydı. Yarın 25 Ekimdi. 2012 yılının son bayramı olan kurban bayramı hazırlıkları için annesiyle beraber neler yapmışlardı neler, son olarak bu dolmalarda bittimiydi sıra evin temizliğindeydi. Peri kızının şiire olan tutkusunu bilen annesi onun için mp3 şiir seçmelerinden bir cd hazırlatmıştı. Şiirin ahenginden hangi iş ne kadar sürecekmiş kafasında olmuyordu onun. O sadece şiirin tınısını takip ediyordu. Şiiri seven için şiirdeki dalgalanmalar yürek çarpıntısı gibidir. Kıyı daha yakın olsada o çarpıntı hep yüreği yankılar içinde bıraksa düşüncesi hakimdi onun için. Peri kızı yaprağın içine tencereden aldığı pirinçleri koyarken durakladı, annesine bakıp o sese kulak verdi. Necip Fazıl Kısakürek’in Anneme Mektup şiiri okunuyordu. Ben bu gurbete…

  • ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA

    Şiir ve Huzurun Terapisi

    Soruyordun İlkyaz işte Uyanıp bir bahçeyi dinliyoruz Tenhalık böyle   Dallar mı kırılmış, sarmaşıklar mı toz içinde Beklesem hemen gelecek olduğun Tam öyle olduğun Oysa hep yanımdasın, seninle her şey yanımda Kırıp dökük de olsa yanımda Edip Cansever  

  • ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA

    28 Mayıs * Edip Canseverin Vefatı

    Edip Cansever (8 Ağustos 1928–28 Mayıs 1986), Türk şair.   8 Ağustos 1928’de İstanbul’da doğdu. İstanbul Erkek Lisesi’ni bitirdi. Kapalıçarşı’da turistik eşya ve halı ticareti yapmaya başladı. 1976’dan sonra yalnızca şiirle uğraştı. Bodrum’da tatildeyken beyin kanaması geçirdi, tedavi için getirildiği İstanbul’da 28 Mayıs 1986’da yaşamını yitirdi.     Yaşamı   İlk şiiri 1944’te İstanbul dergisinde yayınlandı. Yücel, Fikirler, Edebiyat Dünyası, Kaynak dergilerinde çıkan ilk gençlik şiirlerini “İkindi Üstü” kitabında topladı. Bu şiirlerde varlıklı, her şeye yaşama sevinciyle bakan bir gencin avarelikleri, duyguları ön plandaydı. 1951’de “Nokta” dergisini çıkardı. Bu dergi genç şairlerle ve yazarlarla tanışmasını sağladı. İlk kitabından 7 yıl sonra yayınladığı “Dirlik Düzenlik” bu dönemin ürünüdür. Bu kitaptaki şiirlerde…

  • ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA

    Şiir Ruhun Çıktısıdır

    Öteden beri söylene gelen bir deyim, belki de bir atasözü vardır; ‘müzik ruhun gıdasıdır’.Bu gıda yüksek ihtimalle, genelde klasik müziktir.Klasik müzik inceliğe ve müzikteki harmoniye önem verdiğinden insan doğasındaki inceliklere hitap eder.       Peki ruh sürekli gıda alırsa, ortaya ruha dair bir ürün çıkmaz mı? Bu çıktıda çoğu zaman edebiyatla, imgesel anlatımla kendini dışa vurur.Klasik olarak ve de doğru olarak bu çıktı şiirdir.Nasıl ki ilk dolaylı anlatım biçimi şiirse, ruhun çıktısıda şiirdir.Şiir edebiyattaki imgesel ve incelikli anlatımdır.Bu yüzden müzikle beslenen bir ruhun dışkı olarak şiiri dışa atar.Şiir incelikli bir anlatımdır, dolaylıdır, zordur.Şiirde basitlik sığlık, herkesin yazabildiği şiirdedir.Ama asıl mevzu en iyi şiiri yazmak, şiiri öteye taşıyabilmek, şiir yazanların arasından…