• ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    Monolog Röportaj -Okurun Düş Gücünü Ortaya Çıkarmak-1-

    -Sevgili okurlarımız monolog röportajımıza uzun bir aradan sonra kaldığımız yerden devam edelim, tekrardan hoş geldiniz Sayın Gülveren. -Hoş bulduk. -Kendinize hiç sordunuz mu acaba? Yazdığım nedir? Yazmam gerektiği için mi yazıyorum? Yoksa yazarak kendinizi mi avutuyorsunuz? Yoksa kendinizi mi buluyorsunuz? -Teşekkürler ediyorum size, beni okuyucularımla tekrardan buluşturduğunuz için. Yazmak nedir? Yazarın ya da şairin içerik açısından gönül zenginliği ile akıcı gönlü okşayan bir dille, okuyucunun anını dünyasını hayatını zor günlerini hislerini duygularını samimi bir havada kaleme alarak yazmak, duyguları hisleri bilinçaltında meydana çıkararak canlı tutmak, aynı noktaya bakarak derinlemesine duygularımızı hecelerle mısralarla paylaşmak değil midir? Belli bir düşünceye varmak zorlaştıkça ve şiirle yazı ile kolaylaştığına ve bizi bir çatı altında…

  • ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA

    Garip

    Şiir, yani söz söyleme san’atı, geçmiş asırlar içinde bir çok değişikliklere uğramış; en sonunda da, bugünkü noktaya gelmiş. Bu noktadaki şiirin doğru dürüst konuşmadan bir hayli farklı olduğunu kabul etmek lâzım. Yani şiir bugünkü haliyle, tabiî ve alelade konuşmaya nazaran bir ayrılık göstermekte, nisbî bir garabet arzetmektedir. Fakat işin hoş tarafı, bu şiirin bir çok hamleler neticesinde kendini kabul ettirmiş, bir an’ane kurmak suretiyle de mezkûr acaipliği ortadan kaldırmış olması. Yeni doğup bugünün münevveri tarafından terbiye edilen çocuk kendini doğrudan doğruya bu noktada idrak ediyor. Şiiri kendine gösterilen şartlar içinde aradığından, bir tabiileşme arzusunun mahsulü olan eserlerini tabiî kabul edişinden gelmekte. Ona buradaki izafiliği göstermeli ki, öğrendiklerinden şüphe edebilsin.  …

  • ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA

    Orhan Veli ve Garip

    Şiir, yani söz söyleme san’atı, geçmiş asırlar içinde bir çok değişikliklere uğramış; en sonunda da, bugünkü noktaya gelmiş. Bu noktadaki şiirin doğru dürüst konuşmadan bir hayli farklı olduğunu kabul etmek lâzım. Yani şiir bugünkü haliyle, tabiî ve alelade konuşmaya nazaran bir ayrılık göstermekte, nisbî bir garabet arzetmektedir. Fakat işin hoş tarafı, bu şiirin bir çok hamleler neticesinde kendini kabul ettirmiş, bir an’ane kurmak suretiyle de mezkûr acaipliği ortadan kaldırmış olması. Yeni doğup bugünün münevveri tarafından terbiye edilen çocuk kendini doğrudan doğruya bu noktada idrak ediyor. Şiiri kendine gösterilen şartlar içinde aradığından, bir tabiileşme arzusunun mahsulü olan

  • ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA

    1940 Sonrası Türk Şiiri

    ŞİİRİMİZİN GELİŞİM TARİHÇESİ A – SÖZLÜ EDEBİYAT Destan, koşuk, sagu, atasözleri (savlar) bu dönem ürünleridir Koşuklarda aşk ve doğa, sagularda ölüm, destanlar da ise kahramanlık konuları işlenmiştir Bunlarda nazım birimi dörtlük, ölçü ise hece ölçüsüdür Ulusal Türk Destanları 1 Saka Türklerinin Destanları: Alp Er Tunga Destanı ve Şu Destanı 2 Hun Türklerinin Destanı: Oğuz Destanı (Oğuz Kağan Destanı) 3 Göktürklerin Destanları: Bozkurt Destanı, Ergenekon Destanı 4 Uygur Türklerinin Destanları: Türeyiş Destanı, Göç Destanı B – YAZILI EDEBİYAT Türklere ait en eski metinler 8 yy ürünleri olan Göktürk Yazıtları’dır Bu yazıtlar ilk olarak 1893 yılında

error: Content is protected !!