İnsan Lisan Aksan

İnsan Lisan Aksan
insanları hiç anlayamıyor insan
lisan aynı insan farklı oluyor
ağızdan çıkan ile insan
insanı anlatamayan farklı lisan
deriz ya lisanını bir anlasam
anlasa sanki farklı olacak insan
lisana karışır bir de aksan
aksanı anlayana kadar yorgun düşer insan
aksan ile lisan etmiyor çoğu kere bir insan
lisan iyi aksan kötü ise yok onda ihsan

(daha&helliip;)

Safahat ve Mehmet Akif Ersoy Yaşıyor

10946574_326438094226625_35454954_n

Bana sor sevgili kar’i, sana ben söyleyeyim;
Ne hüviyette şu karşında duran eş’arım.
Bir yığın söz ki, samimiyyeti ancak hüneri,
Ne tasannu bilirim, çünkü, ne san’atkarım.
Şi’r için gözyaşı derler, onu bilmem, yalnız,
Aczimin giryesidir bence bütün asarım!
Ağlarım,ağtalamam; hissederim, söyleyemem;
Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bizarım!
Oku, şâyed sana bir hisli yürek lazımsa

*******

HASTA

– Bence Doktor, onu siz soyarak dinleyiniz ;
Hastalık çünkü değil öyle ehemmiyetsiz.
Sade bir nezlei sadriyyemi illet ?  Nerede ?
Çocuğun hali fenalaştı son günlerde ,
Ameliyata çıkarken sınıf on gün evvel ,
Bu da gelmez mi ? Dedim ” Kim dedi , oğlum sana gel ?
Nöbet üstünde adam kaçmalı yorgunluktan ;
Hadi yavrum , hadi söz dinle de bir parça uzan. “
O zamandan beridir zafı terakki ediyor ;
Görünen : bir daha kalkınması artık pek zor ;

(daha&helliip;)

Ne Güzel Şey Hatırlamak Seni – Nazım Hikmet

Ne Güzel Şey Hatırlamak Seni – Nazım Hikmet547304_383693945014229_192282174155408_1061711_1936037163_n

Ne güzel şey hatırlamak seni:

ölüm ve zafer haberleri içinden,

hapiste

ve yaşım kırkı geçmiş iken…

 

Ne güzel şey hatırlamak seni:

bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin

ve saçlarında

vakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul toprağının…

İçimde ikinci bir insan gibidir

seni sevmek saadeti…

Parmakların ucunda kalan kokusu sarduya yaprağının,

(daha&helliip;)

Şiir ve Ölüm

Resize of aDSC_1088

Ölüm ertesi olan, olacak olan gelmesi vaki olandır. Ne kadar şiir gibi yaşayın bir gün son dizeleriniz birileri tarafından okunacak lakin siz duyamayacaksınız. 

Yaşamak kadar ölmekte normal karşılansa da ölüm hep ardımda neler bırakacağım düşüncesinden sizi koparamaz.

Attila İlhan şiirinin bir dizesinde :

‘Sevmek için geç ölmek için erken’  diyor.  

Hangisinin hangi zamanda geleceğini bilemediğimiz döngü sarar bizi. Yaşamak ille de yaşamak deriz hep. Nasıl yaşarsından ziyade nasıl ölürsün kısmı çok önemlidir. 

Bir şairin ardında kalanlar çoğu zaman hayata geçiremediği müsvette taslak halindeki karalamalarıdır. Ne çok yazar şair ama hepsini koymaz sayfalarına dinlendirir, olgunlaştırır her bir satırını.

Şairin okuyucuya saygısı hiç bir romancı da yoktur. Neden mi çünkü kısa olanın zihinde bırakacağı o kekremsi tat çok önemlidir. 

Okuyucu şiirin ilk sayfasından son sayfasına kadar zihnini kelimelerin akışında yorabilmelidir. (daha&helliip;)

Şiir Gibi Yaşamak

25192235_siiryazmayarismasi

Ayrılık vakti oyunun sonudur.Severek oynanılan her oyun bir nihayet ile biter. Sabah başlasanız akşam, akşam başlasanız sabah biter. Yaşadıklarınız ile o an içindeki hatıralarınız bitmez.

Bugün bir yerde gezi üzerine yazı okuyordum. Yazıda anlatan kişi ben daha önceleri yaşadığım ve gördüğüm mekanların resmini çeker bazen de filme alırdım diyor. Bir gün şöyle düşündüm yaşananları neden film karelerine sabitlemeye çalışırken o anı yaşayamıyorum. Kendimi o an’a sabitleyemiyorum. Tüm kayıtları ve o hatıraları zihnime kaydetsem. Yaşadıklarımı anlatarak çoğaltsam, anlatılarak çoğaltılan daha da kalıcı olmaz mı diyerek resim karelerine son verip zihin haritalarını oluşturmaya başlamış. 

Yaşamak bir oyun gibi değil mi bir şarkıda diyor ya yaşamak dönme dolap gibidir, onunda iniş ve çıkışları var. İnilen ve çıkılan şu yaşam çizgimizde ne günler yaşamışızdır. Deriz ya şiir gibi yaşadı. 

Ben nice oyunlarımı düşünmeden oynadım bir serbest şiiri yazar gibi, bazı oyunlarımda ise (daha&helliip;)

17 Ağustos Depremi

Olmak yada olmamak işte asıl mesele bu…

Neyin olacağını kestiremediğimiz bir dünya üstünde yaşıyoruz. Yaşadığımız şu evrene kıyasla küçücük dünyada nice canlar kendi daha da küçük dünyalarında nice büyük depremler yaşıyor. Hiçbirimizin, hiçbirimizden maalesef haberi yok.

Yaşadığımız bu depremlerden haberi olmayan bizler daha büyük bir depremle sarsılmıştık 17 Ağustos 2009’da ve herkes o depremi yüreklerinde kendi depremlerinin içinde yıkılarak duydu, hissetti. Kimsenin başka bir kimsenin hissettiği acıyı bilememesi gibi bu depremde de bizim başkası ile ölçülemeyecek yıkımlarımız oldu.

Yaşamak, ölüm gelene kadar bize verilmiş değerli bir haktır. Bu hakkı kelimeler ile ifade etmenin mümkün olmadığı zamanlarda yaşarız. Yaşadıklarımızı ifade edemediğimiz (daha&helliip;)

Asla

İnsan kaldım, ağlamaktan hiç utanmadım.
En büyük savaşım kendimle oldu, en çok kendimi yaraladım.
Öğrendikçe azaldım, azaldıkça yeniden var oldum.
Mevsimler gibi öldükçe yeniden yaşamayı öğrendi hayat ağacım.
Çiçekleri fark ettim, ezip geçemedim.
An için yarını öldüremedim, yarından korkarak da o anı.
Sevmeyi öğrendim karşılık beklemeden.