• YAŞAMAK MI - YAZMAK MI

    Şair Yüreğinde Nükleer Bomba Taşır

    Şiir bir yangın yeridir, yakan şair tutuşan okuyucudur. Okuyan okuduğunda bulur kendini ama şair okuyana anlatmaz içinden geçenleri, onun yangını dilinden söyleyemediklerindedir. Şair anlaşılmaz biridir. Onu reel düşünen değil soyut düşünenler anlar. Soyut kavramı uçuk kaçık olan değil, içinde duygu ve his yoğunluğuna sahip kişilerin varlığını anlatır diyelim. Yaşamak sevmeyi, üzüntüyü, hüznü, sevinçleri hayatımıza sokuverir. Hiç kimse duygu patlamalarından olumlu etkilenmez. Her duygu mesela şairde farklı yaralar açar. İçinden atmak istediklerini yoğunlaşıp infilak etmeden mısralara döker. Her şey aslında bir anda olup biter. Bomba düşer, patlama olur, kafiyeler etrafa savrulur. Aslında savrulan şairin içinden kopanlardır.  Duygularını bölemez şair çünkü o bölünmeyi değilde bütünü koyar şiirlerine. Değil mi ki bir roman…

  • PERİ KIZINA ŞİİRLER,  ŞİİRLERİM

    Peri Kızına 20

    Peri Kızına 20 Medineye yürüyorum sen de gel benimle Elin ver yürüyelim en sevgiliye Yolumuz çölden ırmak Varacağımız yer cehennemden uzak Ona giden yollar sıra sıra vaha Dosdoğru giden yollar tıpkı yunustan mısra Yüreklerde biriktirilir sevgi dolu nimet Ona varınca dökülür gözyaşlarında saklı hürmet Aşk tecelli etmez ise gönüle Nur-u muhammed düşmez yüreğe Ol ki yüreğimi kanatlarınla serinlet Gittiğimiz yer aşk-ı muhammed

  • ÜNLÜ ŞAİRLERDEN ÖZLÜ SÖZLER

    Edip Cansever Mısra İşlevini Yitirdi Diyor

    Edip Cansever Mısra İşlevini Yitirdi Diyor Mısra işlevini yitirdi; şiiri şiir yapan bir birim olarak yürürlükten kalktı.  Eski rahatlığını o sessiz, kıpırtısız düzenindeki rahatlığını boşuna aranıyor şimdi. Değişmekte olan şiire yeni bir ölçü bulmak zorundaysak bu, hiç şüphesiz us dışı bir ölçü olmıyacaktır.  Ussal bir coşku olan şiiri, ancak usun ölümsüzlüğüyle denetliyebiliriz. Usun ölümsüzlüğü ise, onun durmadan değişmesi, durmadan yenilenmesi, kuşak kuşak, çağ çağ bir gelişmeye, bir yüceliğe aracılık etmesidir. EDİP CANSEVER

  • ÜNLÜ ŞAİRLERDEN ÖZLÜ SÖZLER

    Charles Baudelaire Şiir Hakkında Diyor ki

    Charles Baudelaire Şiir Hakkında Diyor ki Şiir insanın imgelenemine renk, hayat veren; ruha kulaktan ve gözden girmeyen mısralardır. Şiir; içinde en çok gerçeği taşıyan ancak bir başka dünyada tümden doğru olan şeydir.  Şiirin ilkesi; insanın üstün güzelliği özlemesidir. Bu ilke bir coşkunlukta, bir ruh taşkınlığında kendini gösterir. ( Charles Baudelaire )

  • ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA

    Türkiye Meçhul Şairlerin Cenneti mi ?

    Türkiye Meçhul Şairlerin Cenneti mi ? Dünyada bir şiir fikri olması fikri çok sevimli çok sevimli geliyor insana. Böyle böyle bir önerinin bizden çıkması da çok sevindirici. EN ÇOK ‘MEÇHUL ŞAİR ‘ BARINDIRAN ÜLKELERDEN BİRİ OLMAMIZ NEDENİYLE, böyle bir öneri en fazla bize yakışırdı. Ben öneriyi can-ı gönülden desteklemekteyim. Bütün dünyanın 21 nisan günü şiirler okuduğunu düşünüyor musunuz?  Şair duyarlılığının ayağa kalkıp yürüdüğünü… Mısraların güneyden, kuzeye batıdan doğuya sel olup aktığını, rüzgar olup estiğini…  Gittikçe yosunlaşıp, derinliğini kaybeden günlük yaşamın aklanıp, paklandığını… Dünyanın dört bir yanında bir mısra söylendiğini… O mısrayı yazmış olan şairin usulca şiirinin okunduğu masaya iliştiğini… Ve bir günlüğüne de olsa, her insanın şairleştiğini… (Alıntı) 21 NİSAN’IN DÜNYA ŞİİR…

  • ŞİİR POETİKASI

    Folklor Şiire Düşman Cemal Süreya

    Çağdaş şiir geldi kelimeye dayandı. François Villon’dan, André Breton’a, Henri Michaux’ya bir çizgi çekelim, bu işin nasıl bir evrim sonucu doğduğunu göreceğiz. Çağdaş şairler kelimeleri bile sarsıyorlar, yerlerinden, anlamlarından uğratıyorlar. Bu böyleyken, bizde hâlâ folklora, halk deyimlerine şiirlerinde fazlasıyle yer veren şairlerin kısır bir yolda oldukları sanısmdayım. Çünkü folklorda şiirin bugünkü entelektüel niteliğini taşıyacak yeti yoktur. Halk deyimlerinin havası şiirin kanat çırpmasına imkân vermeyecek kadar dar bir havadır.        Bir halk deyimi içindeki kelimeler o deyimdeki anlam dizisinde kaynaşmışlardır. O kelimelerden o deyimlerdekinden ayrı işlemler, ayrı güçler aramayın artık. Çünkü donmuşlardır. Tek yönlüdürler. İşlemleri, güçleri, bir bakıma uyandıracakları çağrışımlar bellidir. Ne olsa değişmeyecektir. Bu kelimelerin meydana getireceği şiirlerle, mısra…

  • YAŞAMAK MI - YAZMAK MI

    İlkbahar İstanbul’da

    Beşiktaş’tan Dolmabahçe’ye yürüdünüz mü yada aracınızla o yoldan hiç geçtiniz mi bugünlerde ? Belediye eflatun renkli çiçekler dikmiş yol boyunca eflatun mu dersiniz, mor mu siz karar verin bir harikalar şu anlarda lakin kısa sürecektir sanıyorum ömürleri bir süre değiştirip başka bir çiçek ekerler. Ben sabahları o yoldan geçmeyi çok seviyorum.  Bugünler de her yer bir başka güzel tüm yol kenarları, duvarlar çiçekler ile süslenmiş durumda alabildiğine ilkbahar kokuyor, alabildiğine laleler gözleri boyuyor ah şu polen allerjiside olmasa 🙂 Deniz yolculuğu yapıyorsanız boğazda erguvarlara şahit olursunuz İstanbul’un çehresini trafikten alıp kendine çevirirler kısa bir ömür sürselerde. Attila İlhan şiirinde : istanbul ve sen / ikinizden kalanlar tekrar tekrar ısrarla yaşayıp…

  • YAŞAMAK MI - YAZMAK MI

    Dolmabahçe’den Boğaz Temaşası

    Şu anda İstanbul Dolmabahçe camine yüksekten bakan bir plazadan boğazı seyrediyorum. Hava pırıl pırıl, güneş tüm ışıklarını denizin maviliğine sermiş daha ak pak olsun diye dalgalarında yıkıyor besbelli, deniz gümüşle aydınlığın buluşmasının coşkunluğunda kendisini ayna karşısında süslenen bakımlı bir bayan gibi hissediyor herhalde. O ışıltının orta yerinde, kıyısında, uzağında büyüklü küçüklü motorlar, vapurlar, yük gemileri koşuşturma içinde. Hayat huzur anında bir makas gibi kesiyor dünden kalan huzursuzlukları, bu güzel manzaranın gölgesinde kalarak, Şair Sedat Umran bir şiirinde ‘ Makas olaydım / Bölerdim uzayan can sıkıntısını / Umutlarımı, ürkekliğimi, yalnızlığımı da / Ölümümü kendime göre keser biçerdim’ diye ne güzel anlatmış değil mi ? Yaşamak ve varolmanın geç saatlerine ulaşmadan önce…

  • ÜYE : KARDELEN

    BEN KADINIM

     Biz anne ,abla, bacı, nine, eş sıfatlarına sahip birer kadınız. Kimi zihniyetlere göre eksik etek,saçı uzun aklı kısada olsak,onları dünyaya getiren,büyüten varlıklarız. Ürkek, kırılgan ve naifiz.Fakat söz konusu sevdiklerimiz olunca bir panter gibi savunmacıyız. Kah töreye kurban gitmiş bacı, kah kurtuluş savaşındaki cesur Nene Hatun, kah Mustafa Kemal’in kağnısına koşullanan Elif, kah sanatta, bilimde nam salmış biri, kah

  • YAŞAMAK MI - YAZMAK MI

    Şairin Ölümü

      Ey ölüm sükütum, sükutu musalla üstüne sermişken sen şiirden esintilerinle beni gidilecek yere mi hazırlıyorsun ? Sen ki suskun şairlerin üzerini örten sırsın. Bu sır onların dahi şahaneleri ile sayfalara dökülmese idi sen sen olamazdın bakışlarımızın üzerinde. Gündüz geceyi avuçlarımıza verdiği şu anda, kararan bulutlar yanıbaşımdaki şu kurumuş dalları ile tepemden bakan ağaçta seni tecelli ettiriyor gören gözlerime. Ben ki şiirler deryasında akan bir nehir gibiydim de kenarımda yemyeşil mısra

  • ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA

    PUBLIUS VERGILIUS ( M. Ö. 70 – 19 )

    Vergilius’un zamanında edebiyat en çok el üstünde tutulan şeydir, herkes mısra düzmektedir. Şiirin bir kaçış yolu olduğu karışık zamanlarda sık sık görüldüğü gibi, Vergilius ve dostları da çoban şiirlerinin kılık değişimi altında mutlulukla kendilerini bulurlar. Bunun için Vergilius’un çobanları bazı bakımlardan hayal yaratıklarıdır. Çiftçilik şiirlerinde öğretici bir şiirin görünüşleri bulunur.; ama o zamanlar bu çeşit şiir küçümsenmezdi. Zaten şiirin amacı ekim tekniklerini yükseltip yasalandırmak değildir; toprakla başbaşa yaşıyan insana, büyük ya da küçük toprak sahiplerine, yoklukları yaşamaya imkan bırakmayan erdemlere, eğilimlere şereflerini geri

  • ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA,  ŞİİR OKULU

    Sone Nedir ? ve Sonenin Özellikleri

    Sone, iki dörtlük ve iki üçlükten oluşan 14 dizelik bir nazım şekilidir. Batı edebiyatında kullanılan bu tür Servet-i Fünuncular tarafından Türk edebiyatına sokulmuştur. Genellikle dörtlükleri çapraz kafiye ile yazılır. Sonede işlenen konuları sınırlandırmak doğru bir yaklaşım değildir. Sonede her türlü konu işlenebilir.Son dize duygu yönunden en baskın dizedir.Devrik cümleler kullanılır. Batı edebiyatındaki sonelerde aşk konusu işlenir. Fakat bizim sonelerde her türlü konu işlenir. Bir başka bakış açısında ise şu şekilde ifade edilir. İlk iki bendi dörtlük son iki bendi üçlük on dört mısradan oluşan nazım şekli. Önce İtalyan edebiyatında kullanılmış sonra Fransız edebiyatına oradan da diğer Avrupa edebiyatlarına geçmiştir. Edebiyatımızda ilk Cenab Şahabeddin’in sone şeklinde şiir yazdığını görüyoruz. Servet-i Fünûn…

error: Content is protected !!