• ŞİİRDE BULUŞMAK

    Hayalindeki Şiirin Peşinde Sürüklenen Adam

    Şiirin tasvirini sorsanız herkes onu bir şeye benzetebilir belki ama ben şiiri bir kadına benzetmeye çalışıyorum. Kadın bir erkek için anlaşılmaya çalışılacak varlıktır tıpkı şiir gibi;  usta şairler ne demiş : Şiir anlaşılan değil anlaşılmaya çalışılandır. Ne kadar detayına inersen ve irdelersen onda gizli olanı bulursun. İmgeler kadının ruhu gibidir her kılığa girer ama yine de yazılan ile anlatılmaya çalışılan birbirini tamamlayamaz. Anlamlı şiiri aradığınız yerde değil tesadüf ettiğiniz yerde bulursunuz. Tesadüfler sır kapısındaki mısralar gibidir. Her bir mısra sonu gelmesin de daha uzasını çağrıştırır. Dize getiremezsiniz kelimelerdeki renklerin birlikteliğini, yine de dize dize irdelersiniz renkleri ayıracakmışçasına. Konuştuğun dil ile okuduğun şiir dili arasında kadının yüreği vardır. Her ne konudan…

  • ŞİİRDE BULUŞMAK

    Şiir Okumak, Hayatı Okumaktır

    Ben şiirin seslendirilmiş halini çok seviyorum.Seslendirme dediğin adam gibi olmalı ruhuna dokunmalı,seni kavramalı,iç dünyanı alt üst etmeli,eline kalemi aldırıp sayfalara ilham perilerini mısra mısra atabilmeli,sabahın mahmurluğundan çekip akşamın ruh betimlemelerine sarkıtmalı,seni zindanların karanlığında bırakmalı sonra güneşin parlayan aydınlığı içinde yuyup yıkamalı,senin sen olmadığını,yaşadığın hayatın yaşadığın hayat olmadığını anlatmalı… Nice şiir okumaları duyuyorum sanal alemin dış seslerinde≈ şiire yabancı,dizelerin duygusuna zıt,şairin yaşatmak istediğini yaşatamamış,sadece okumak için okunmuş ses demetleri.Lakin hepsini aynı kefeye koyarak emeğe saygısızlık yapmak da istemem genelde diyorum. Benim sesim yada senin beğenmediğin sesin kadar bile olamayan o dış sesleri bir kere daha dinle.Sen yazdığın şiiri okumuş olsan onu yaşarsın,yaşatırsın lakin şu ego bozgunu yok mu ?

  • ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA

    Eski Çocuk Şairler

    Şair olmak için kullanılmış mısralara, hatıra olarak saklanmış nefretler dâhil olmuşsa çocukluktan kalma; kafiye içinde kaybolmak aşkın nefrete dönüşünü kabul etmek demektir.   İlla ki aşk mısraları deyince aklımıza kasetçalarlarımızın elektriği az geldiği zamanlarda, kasetin bandını tükenmez kalem ile geri sarıp dinlemekten bıkmadığımız şarkılardaki gibi algılamamak gerekir.   O dönemlerde şarkı sözlerinden daha çok aklımızda kalan şey şarkıyı söyleyenin nasıl baktığıydı. Ya da bakışlara anlam yüklemek için bir kaç dönem önce dünyayı seyre dalmış olabiliriz.   Mahalle bakkallarında ürünün kulağına ezan okuyarak “mey buz” ismini fısıldayanın kim olduğunu bilmeden, o ne işe yaradığı belli olmayan boyalı buz parçalarını yemekten başka bir şey bilmiyorduk. Üstüne utanmadan aşk şarkıları dinlemeye çalışıyorduk.  …

  • ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA

    Ottova Rima

    Sekiz mısralı bir nazım şekli. Önce İtalyan edebiyatında kullanılmış, sonra Fransız edebiyatında, buradan da Tük edebiyatına geçmiştir. Batı edebiyatında kafiye şeması, abababcc’dir. Bu şema bizde değişikliğe uğrayarak ababcccb şeklini almıştır. Aabbccdc şekli de görülür. Bu nazım şekli lirik tür için elverişlidir. Ottova Rima’yı edebiyatımızda daha çok Abdülhak Hamid kullanmıştır. Örnek: (MAKBER’den) Bu makberdir o bâba makdem, Bilmem ne duyar girince, adem?

  • ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    Nar-ı Yalnızlık

    Beni anneme sorun yalnız kalmaktan korkan bir çocuktum… ” ben ne zaman yalnız kaldım bilmiyorum “ ne zaman kendime baksam çığlığımı gömdüğüm çukurlarıma takılıyor ayaklarım sessizliğe bıraktığım nidalar yakarken boğazını istanbul’un bölünüyor en afillisinden yedi tepede yetmiş bin yerinden mantığım gül kokuyor yalnızlık satırlarımda mısralarımda mesafe vuruyor sözler b/aşka b/akıyor gözlerim o an ruhuma dolan loş volkanlarla şevvâlin hüznü karışıyor gözlerime

  • ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA

    Şiir Çoğu Zaman

    “Nasıl şiir yazıyorsunuz?” sorusunun bir bumerang gibi geri dönüp beni bulacağını, batırdığım iğnenin bir çuvaldız olarak karşıma çıkacağını bilsem de, Enzensberger’in tanımıyla “estetiğin belki de en önemli sorusu”ndan kaçamazdım. Zira bir yapıtın nasıl oluştuğunu bilmek, sadece o yapıta dışardan bakanlar için değil, o yapıtı oluşturanlar için de hayati bir değer taşımakta, başka eserlerin sırlarıyla beraber onlara kendi eserlerinin sırrını keşfetme imkanı tanımaktadır. İşte isiyle pasıyla kara şiir kazanım: Her an yenilenen bir evrende yaşadığımı fark ettiğim günden beri gözlerimle fotoğraflar çekiyorum. Fotoğraf çekmek milyarlarca görüntü içerisinden

  • ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA

    İlhan Berk ve Şiir

    İlhan Berk aslında Türk şiirinin çok da hassas bir noktasında duran, şiirin kırılgan zeminini iyi kavramış, şiirden yüz akıyla çıkmanın yollarını insanlara kavratmayı ilke edinmiş, şiirin çok uçlarında gezerek ve bildiği, istediği şiiri korkusuzca yazmış, ölümüne kadar şiiri kovalamış, dilin tüm olanaklarını denemiş, yalvaçlığın zirvesinde bir şairdir. İkinci Yeni’nin dışına kendi isteğiyle çıkan ya da içine dahil olmak istemeyen İkinci Yeni’yi kendi anlamlar üstü şiiriyle aşmasını bilen bir şair olmuştur. Bir ülke edebiyatında olması en zor şeylerden birini oldurmuş ve tek başına bir şiir ekolü olmuştur. Tüm bunları şiiri baştan sona yıkarak, anlamı darmadağın ederek, öyküsel şiire karşı çıkarak, imgenin ve düş gücünün sınırsız zenginliğine inanarak, şiirde klasikleşmiş her türlü…

  • ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA

    Şiir Üzerine Notlar 1

    Sanat eseri ilk andan itibaren gizemiyle estetiğiyle kendine has tılsımıyla insan ruhunu saran, gönlünü okşayan özgün bir yapıdır. Doğa bir sanat eseridir, bakmaya doyamadığınız güzellikler manzumesidir.. Doğa her zaman sanata veya sanatlara esin kaynağı olmuştur… Resimde, heykelde, yazın sanatında tabiatın gizemli güzelliği vardır.. Hemen hemen her sanat eseri doğadan izler taşır… Taşımaya da mecburdur… Ressamdan şaire bütün sanatkarlar tabiattan, kimi zaman bir manzaradan, kimi zaman bir denizden, kimi zaman insandan, insan ruhundan esinlenerek sanat eserleri meydana getirirler… Diyebiliriz ki; işte bu yüzden, gerçek sanat eseri ilk andan itibaren ruhu cezbeden gönlü okşayan özgün bir yapıdır, güzellikler manzumesidir… Şiir, bu sanat dalları içinde en zor olanıdır. İnsan ruhunun derinliklerinden süzülüp gelen…

error: Content is protected !!