Değişim Rüzgarı

Yine bir görsel değişikliği ve ben yine aynı ben 🙂 Renk aşığı bir şiir sitesi çabaları bu 🙂

Hayat çok değişken ve biz bu değişkenlikte sadece evlerimizi yazlık, kışlık olarak değiştirmekteyiz. Bekar iseniz ve anne baba iç güdümünde yaşıyorsanız ben evimi şu şekilde dizayn edeceğim diyorsunuzdur. Evlendiğinizde ise ya eşinizin güdümünde kalırsınız yada maddi zorlukların güdümünde.

Hep değiştirmek isteriz birşeyleri ama değiştirebildiklerimiz kılık kıyafet, bazen de fikirlerimiz olur. Kadınlar neden o kadar çok çeşit ayakkabı alırlar yada erkekler güzel kokabilmek adına bir sürü parfümler.

Düşünün haddini aşmış olsa da gezi parkı olayları da bir değişim yapabilmek içindi, provakatörler olmasa. İçimizden geldiği gibi yaşamamızı engelleyen ne kadar çok engelle karşılaşırız. Okuyorsanız kılık kıyafet özgürlüğü istersiniz ve önümüzdeki sene buna kavuşacaksınız yine de farklı bir özgürlüğe takılacaksınız.

Şairleri şiirlerinin çeşitliliği ile severiz. Bir şairde eksik kalan duygumuzu diğerindeki farklı tema ile tamamlarız. Her ne kadar bir görüşe sahip olsanız da farklı bir görüşe sahip şairin şiirinden zevk alabiliriz. Bu (daha&helliip;)

Haydi Şiir İçin Bir Olmaya

Günaydın şiir dostlarım,

Şu anda aklıma geldi şiirin kalbine ne kadar dokunabiliyoruz evet yoruz. Yorum ile yoruz çok farklı anlam ve bireysel kendi başımıza içimizden geldiği gibi mi bu dokunmalar yoksa bir grup, bir dernek, bir topluluk şeklinde mi ?

Elimize kalemi alıyor ve içimizdekileri kağıda döküyoruz. O içimizden dökülenler sizin benliğinizin ifadesi ve siz bunu eski adet defterlerinizde saklıyorsunuz, gün ışığına çıkartmadan, kimseler görmeden. Bazen duyuyoruz şu meşhur şairin bazı şiir karalamaları bulundu diye. Bu onların paylaşımdan önceki karalamalarıydı belki ya bugünün teknolojisinde yaşayanlar !

Bir gün bu yazdıklarını yazılı basın aracılığıyla yayına verecektir. Yıllar yılları eskitir defterlerdeki yazılar kararır, sararır ama bir türlü olgunlaşmamıştır yayına verilebilmek için. Bu (daha&helliip;)

ŞİİR BİR İHTİYAÇTIR

imagesCAIA23UV

Şiir bizi hakikate yaklaştırır

ve

bize  sadece yirmidört saatlik günlerden ibaret olmayan büyük hadiselerle dolu olan bir alemde yaşadığımızı hatırlatır.

Şiirin vazifesi, insanların hayatını daha dolu, daha gerçek yapmaktır. Şiir kişileri, hayatın, dünyanın ve kainatın sırları peşinde koşturacaktır.

Bazı tenkitçiler sanatın hayattan bir kurtuluş olduğunu söylemeyi yeter sayarlar. Halbuki sanat sadece hayatın dışına doğru değil, aynı zamanda hayatın içine doğruda bir kurtuluştur; nitekim bu ikinci hale yol açmadığı takdirde birincisinin zaten değeri yoktur.

Eğer şairler başka bir uydurma dünya, sunmakla yetinselerdi, uyuşturucu ilaçlar (daha&helliip;)

EDEBİYATÇILAR DERNEĞİ 2012 DÜNYA ŞİİR GÜNÜ BİLDİRİSİ

Şiire bugün her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Çünkü şiirin terörist sayıldığı, ana rahmindeki kitapların toplatıldığı çok zor bir dönemden geçiyoruz.

Şiir tarihin en büyük tanığıdır.

Şiir tarihin en büyük tanığıdır derken, gerçek şiirden, edebiyat olan, çağının ayak seslerini yakalayan şiirden söz ediyorum. Rimbaud’un, Neruda’ların, Nazımların, Ritsos’ların, Thomas Tranströmer’lerin nefesinden geçen şiirlerden söz ediyorum.

 

Şiir yazmak ve okumak özgürleşmektir. Ben özgürleşmek için şiir yazıyorum.

 

Şiirin işi insanı bulunduğu en alçak yerden, en yükşek yere çıkarmaktır. İnsanı içinde çırpındığı karanlıklardan, aydınlık bir dünyaya çıkarma çabasıdır

(daha&helliip;)

ŞİİR ÇAĞININ YANKISIDIR

Şiir, çağının seslerinin yankısını taşır: Kahkahalar, çığlıklar, ıslıklar… Aşk şarkılarına marşlar karışır, ağıtlara çocuk sesleri. Çok sesli bir korodur şiir, bir orkestra.

 

Şairler hükümdarlara övgüler yazsalar da bu sesleri şiirin orkestrasına ekleyemezler. Bir yıl geçmeden yıpranır gider o övgülerin kumaşı.

 

Eskimeyen, yaşamaya övgüdür, adalete, aşka.

 

Bir de diktatörlere yazılmış alaylar eskimez, bin yıllarca.

 

Şairler söz ustasıdır. Anadildir ustalığın nedeni. Vay şairlere ana dilini yasaklayana. Vay insanlara şiiri yasaklayanlara! Her dilde aşağılanmalı insanın düş gördüğü dilde yazmasını, şarkı söylemesini (daha&helliip;)

PABLO NERUDA

Pablo Neruda

(12 Temmuz 1904 Parral, Şili – 23 Eylül 1973 Santiago)

1920’de “Selva Austral” isimli edebiyat dergisinde “Pablo Neruda” adıyla yazmaya başladı. Şair, bu takma ismi Çek şair Jan Neruda’da anısına seçmişti. Daha sonra bu isim yasal adı olarak kalmıştır. İlk kitabı Crepusculario 1923 yılında yayınladı. Sonraki sene şairin en tanınmış ve pek çok dile çevrilmiş olan eserlerinden Yirmi Aşk Şiiri ve Umutsuz Bir Şarkı basıldı.  1927-1935 arası yazdığı şiirler ezoterik sürrealist şiir kitabı “Residencia en la tierra” (1933)da toplanmıştır. Kalbimdeki İspanya iç savaş sırasında cephede basılması açısından önemlidir. 1971 yılında edebiyat dalında Nobel Ödülü aldı.  24 Eylül 1973’de kalp yetmezliğinden hayatını kaybetti.

UNUTMAK YOK

Bunca zamandır nerede olduğumu soracak olursan

“Oldu bir şeyler” demeliyim

(daha&helliip;)

KEMALETTİN KAMU

Kemalettin Kamu

(d. 15 Eylül 1901, Bayburt – ö. 6 Mart 1948, Ankara)

İstanbul Erkek Öğretmen Okulu’nda okuyan Kemalettin Kamu’nun, bu yıllarda yazdığı şiirleri Süleyman Nazif’in gazetesinde yayımlandı. İstanbul’un işgali üzerine ünlü “Gurbet” şiirini kaleme aldı.  İzmir’in işgali üzerineyse “Türk’ün İlahisi” adlı şiirini yazan şairin Kurtuluş Savaşı yıllarında yazdığı şiirler okul kitaplarına girdi, yurt genelinde tanınan ve sevilen bir şair oldu. Kimi şiirleri bestelenip şarkı veya marş oldu. İstiklâl Marşı seçimine de katıldı. Kemalettin Kamu’nun ilk şiiri “Şam”, Bursa Mecmuası’nda çıkmıştı. Ününü kazandıran ikinci şiiri “Türk’ün İlahisi” Büyük Mecmua’da yayımlandı Kurtuluş Savaşı yıllarında “Dergâh” dergisinde yazdığı şiirlerle ün kazandı. “Varlık “ve “Oluş” dergilerinde de şiirlerini yayımladı. Başlangıçta aruz ölçüsü ile yazan Kamu daha sonra hece ölçüsüyle ve sade bir dille Millî Edebiyat akımına bağlı yurt sevgisi, gurbet, aşk konularını işleyen şiirler yazmıştı.

İSTİKLÂL ORDUSU ŞEHİTLERİNE

Düne kadar en vakur ölümlere güldünüz,

Bugün bütün milletin gönlüne gömüldünüz,

(daha&helliip;)

SUNAY AKIN

Sunay Akın

(d. 12 Eylül 1962)

Sunay Akın, 1962 yılında Trabzon’da doğdu. Akın’ın daha iyi bir eğitim alabilmesi için ailesi şair 10 yaşındayken İstanbul’a taşındı. Koşuyolu Lisesi’ni bitirdi ve lisans derecesini 1985 yılında İstanbul Üniversitesi Coğrafya Fakültesi’nden aldı.

Akın ilk şiirini 9 yaşındayken bir metoroloji çalışanının kızına yazmıştı. Şiiri kızın evindeki balkon kapısının üstüne kazıdı. Ancak soğuk geçen kış mevsiminde aile o kapıyı yakmıştı ve Akın’ın şiiri hiçbir zaman yerine ulaşmadı.

AİLE BOYU

Ezilmiş bir çocukluk benimkisi

bir iskelenin

vapurların yanaştığı yüzüne asılıdır

(daha&helliip;)

SAİT FAİK ABASIYANIK

Sait Faik Abasıyanık

(18 Kasım – 11 Mayıs 1954) 

1930’larda başladığı yazı hayatı boyunca “sorumlu avare”, “gözlemci balıkçı”, “çakırkeyf sirozlu”, “küfürbaz şair”, “müflis tacir”, “züğürt yazar”, “hamdolsun diyemeyen rantiye”, “anadan doğma çevreci” gibi sıfatlarla anılan Abasıyanık’ın tüm yazdıkları bir şair duyarlılığı içerdi. 1934-1940 arasında Varlık, Ağaç, Servet-i Fünun Uyanış, Ses, Yeni Ses, Yaprak, Yenilik gibi dergilerde yayınlanan öykülerinle tanınmaya başladı. Hikâye, roman, şiir yazan, çeviriler ve röportajlar yapan sanatçı bütün bu türleri kendine özgü tarzı ile kaynaştırdı. Öykü, roman ve şiirlerini yaşamın hakkını vermek için yazdı. Sürekli kullandığı ana tema yaşama sevinci oldu. İstanbul’da 11 Mayıs 1954’te sirozdan yaşamını yitirdi.

O VE BEN

Sana koşuyorum bir vapurun içinde

Ölmemek, delirmemek için.

(daha&helliip;)

CAHİT KÜLEBİ

Cahit Külebi

(d. 1917 Tokat- ö. 20 Haziran 1997 Ankara)

İlk şiirlerini “Nazmi Cahit” takma ismiyle 1938’de Gençlik Dergisi´nde yayınlandı. Sonra Varlık Dergisi’nde yayınlanan şiirlerinde de aynı imzayı kullandı. İlk şiir kitabı “Adamın Biri” 1946’da yayınlandı. 1949’da çıkan ikinci kitabı “Rüzgâr”da Orhan Veli şiirine yaklaştığı dikkat çekti. 1950-1954 arasında Sokak, İnsan, Türk Dili, Yaratış, Kültür Dünyası gibi dergilerde çıkan şiirleriyle ünlendi. “Atatürk Kurtuluş Savaşın’da” adlı eseri, Nevit Kodallı’nın “Atatürk Oratoryosu”na temel oluşturdu. Rahat anlatımı, içtenlik ve duyarlılığıyla ilgi çeken titiz bir şairdi. 20 Haziran 1997 tarihinde Ankara’da hayata gözlerini yumdu.

KAYIP SEVDA

Bir yandan türkü söyler

Bir yandan yürür ağlıyarak,

(daha&helliip;)

ORHAN VELİ KANIK

Orhan Veli Kanık

(13 Nisan 1914, İstanbul – 14 Kasım 1950, İstanbul)

Türk şair. Melih Cevdet ve Oktay Rifat ile birlikte yenilikçi Garip akımının kurucusu olan Kanık, Türk şiirindeki eski yapıyı temelinden değiştirmeyi amaçlayarak sokaktaki adamın söyleyişini şiir diline taşıdı. Orhan Veli, hece ve aruz ölçülerini kullanmayı reddetti. Yalın bir anlatımı benimseyerek şiir dilini konuşma diline yaklaştırdı. 1941 yılında, Garip akımının doğmasına sebep oldu. Bu akım özellikle 1940-1950 yılları arasında Cumhuriyet dönemi şiirinde büyük etki bıraktı. 1948 yılı sonunda şair arkadaşları ile Yaprak adında bir dergi çıkartmaya karar verdiler. İlk sayısı 1 Ocak 1949’da çıkan, Cahit Sıtkı Tarancı, Sait Faik Abasıyanık, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Cahit Külebi gibi yazar ve şairlerin eserleri yayınlanan Yaprak, 1 Haziran 1950’ye kadar 28 sayı yayınlandı. Orhan Veli, Yaprak’ın kapanmasının ardından İstanbul’a geri döndü. 14 Kasım günü Cerrahpaşa Hastanesi’nde hayata veda etti.

İSTANBULU DİNLİYORUM

İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı

Önce hafiften bir rüzgar esiyor;

(daha&helliip;)

AHMET TELLİ

1946’da Çankırı’da doğdu. 

Öğretmen okulundan sonra dört yıl ilkokul öğretmenliği, daha sonra da Gazi Eğitim Enstitüsü’nü bitirmesinin ardından çeşitli il ve ilçelerde Türkçe-Edebiyat öğretmenliği yaptı. 1981’de sıkıyönetimce tutuklanarak görevine son verildi. Kitapçılık, yayıncılık yaptı, çeşitli yayınevlerinde yönetici ve editör olarak bulundu. 1993’te mahkeme kararıyla öğretmenliğe döndü ve emekli oldu. İlk şiiri 1961’de yayımlandı. 1972’de yayımlanan ilk yazısına Varlık Dergisi Eleştiri Ödülü ikinciliği verildi. 1980’de Hüznün İsyan Olur kitabına Ömer Faruk Toprak Şiir Ödülü ( Metin Altıok’la birlikte ); Saklı Kalan adlı kitabına da 1982 Yazko Şiir Özendirme Ödülü verildi. Özellikle 1972’den sonra, birçok edebiyat dergisinde yazıları, şiirleri yayımlandı.

ÇOCUKSUN SEN

Dünyanın dışına atılmış bir adımdın sen

Ömrümüzse karşılıksız sorulardı hepsi bu

(daha&helliip;)