Edebiyat Defteri Yazarı Canseven’e Şiirlerini Nasıl Yazdığını Sorduk

Değerli bir edebiyat sitesi olan edebiyatdefteri.com biliyorsunuz büyük bir yetenek kitlesini ağırlıyor ve biz bugün o yeteneklerden biri olan CANSEVEN‘e Şiirlerini Nasıl Yazıyorsunuz diye sorduk. Bizi kırmadı ve sorumuzu şu şekilde yanıtladı :

selam,
şiirlerimi nasıl yazıyorum,
öncelikle şiir mi yazıyorum onu da bilmiyorum,kendime göre yazıyorum da şiir özelliğini taşıyor mu ?
ya da şiire şiir hakkını verebiliyor muyum? bazen o kadar güzel şiirler çıkıyor ki;onların yanında küçülüyorum.

Peri Kızına 20

Peri Kızına 20

Medineye yürüyorum sen de gel benimle
Elin ver yürüyelim en sevgiliye

Yolumuz çölden ırmak
Varacağımız yer cehennemden uzak

Ona giden yollar sıra sıra vaha
Dosdoğru giden yollar tıpkı yunustan mısra

Yüreklerde biriktirilir sevgi dolu nimet
Ona varınca dökülür gözyaşlarında saklı hürmet

Aşk tecelli etmez ise gönüle
Nur-u muhammed düşmez yüreğe

Ol ki yüreğimi kanatlarınla serinlet
Gittiğimiz yer aşk-ı muhammed (daha&helliip;)

Ünlü Şair Cemal Süreya Şiirleri

SEVGİLİM BİR GÜNÜN

Sevgilim, bir günün ortası şimdi
Taşıtlar hızla gelip geçiyor, her yer kalabalık,
Ben seni düşünüyorum bir bodrum kahvesinde
Uzat bana uzat ellerini
İzinli askerler görüyorum, kırıtarak yürüyen işçi kızlar
İstanbul her günkü yaşantısı içinde, uğultulu,
Güvercinler güneşten bir sessizliği biriktiriyor

Ben seni düşünüyorum seni
Hani tıpkı o ilk günlerdeki gibi
Kalbim diyorum kalbim
Daha dün tezgâhtan çıkmış bir su sayacı gibi
Aşkı anılar besliyor düşler kadar
Bu yüzden diyorum ki aşk eskidikçe aşktır
Sevgi eskidikçe sevgi.

Günümüz ekmeğimiz, türkümüz
Çoluğumuz çocuğumuz
Binalar yan yana yükselip gidiyor
Vapurların ağzı köpük içinde
Uzaklarda ne kapılar açılıyor
Tirenin biri bir istasyona varıyor
Ordan çıkıyor biri.

Her şey biliyor her şey
Sen biliyor musun bakalım
Seni nice sevdiğimi?
Üstüne titrrediğimi?

Geldiğimi?
Gittiğimi

Hadi!

(daha&helliip;)

Görünüm – Robert Desnos

Görünüm – Robert Desnos

Eskiden de sevgiler düşlerdim ben şimdi de

Oysa aşk değil artık bir tutam gül ve leylak

Ağır kokularıyla ormanı kaplayarak

Yangınlar var dönüşsüz yolların bitiminde

*

Eskiden de sevgiler düşlerdim ben şimdi de

Oysa aşk değil artık kulede ateş yakan,

O yitik fırtına, bozguncu, ışık tutan

Kuytu ayrılıkların avlusuna, şimşekle


*

Taşların sıcaklığı vurur bileklerime

Bildik hiçbir sözlükte bulunmayan kelime

Denizlerde köpüktür, gökte buluttur dedim

(daha&helliip;)

Lakin Seviyorum Seni

5274

Sevgili Ofelya, ben vezin-mezin bilmem.

Ben oflarımı sokamıyorum kafiyeye.

Lakin seviyorum seni, sen, Ofelya’yı Of! Of! Of! Elveda! … Hamlet Hamlet kaldıkça senin Hamletin olan Hamlet.”

  

“Canım Ophelia, beceriksizim şiir yazmakta,

 

İçimdekini kalıba dökme sanatım yok,

 

(daha&helliip;)

Şiir Yazmanın Püf Noktası

Şiir Yazmanın Püf Noktası;

Şiir yazabilmenin püf noktası o anki yazma isteğinizdir.

İnsan içinde dolmuş, taşmaya meyletmiş, patlamaya ramak kalmış düşüncelerini kağıda aktarmaya karar verdiği anda gerçek en güzel şiir ortaya çıkar. İçimizde ifade edemediğimiz bir anafor misali hislerimiz vardır. Bunlar bir şekilde dışarıya çıkmak istemektedir. Bu bir Can Yücel gibi içi argo kokan ama yerinde vurgulu dize sıralaması olabilir; bir Necip Fazıl , Nazım Hikmet gibi topluma ve kendine yapılan baskılardan, insanın kendi bakış açısına göre, var olan özünden ayrılmasına göz yummayan bir mısra sıralamasını bize aktarabilir. 

Sevgiyi, öfkeyi, arzuyu, istekleri, ölümü, yaşamayı, özgürlüğü, baskıyı ve daha bir çok bastırılmış olanı en güzel bir çırpıda şiir ifade eder. 

Nice hazır cevap insanlar vardır, taşı gediğine koyar. Şiirdeki püf noktası da bir nevi taşı gediğine koyarcasına o anki duruma göre ağızdan çıkacak söz gibidir. 

Yaşamak, sevmek ve öğrenmek diye bir kitap başlığındaki gibi şiiri yazmadan önce içinizde yaşatır özümsersiniz, sonra düşüncelerinizi (daha&helliip;)

Bugün Cuma

Rahmetin rahmete nakşolunduğu bir cuma sabahına uyandım. Yağmur yağan göklerin altında bir yüz yıkama edası ile ıslandım. Her hayrın başı bu cuma gününde ellerimi göklere kaldırdım. Yaşam bir çiçek gibi boy atmak ise kokusunda yol almak ne güzel bir saadettir sevgi var ise. Yürekler tutuşur elemden uzak dostluğa kardeşliğe. Bir ırmak uyanır sabahın erken saatlerinde kurna başlarında. Abdest alıp huşuya varacaklardır belki de az sonra. Yitik bir duygudur huzur, inanmıyorsan eğer. Kalp bir Allah’a varınca huzura erer. Göz pınarları akar akar akar yürekte kalmaz ne kibir (daha&helliip;)

Utangaç Şairler

Şiirin mahzeninde yıllanmaya bırakılmış nice şiir sahipleri var şu anda aranızda. Ha bu gün ha yarın paylaşırım dostlarımla diye gizli gizli şiir yazanlar. İlginç olan nedir biliyor musunuz, bu kişilerin çoğu şiir yazdıklarını söylemekten utanır. O size şiir yazdığını söylediğinde ya da genelde ağzından kaçırdığında hadi getir şu şiirlerini de sendeki cevherleri görelim denir. Bazen de ooo, yaa, gerçekten mi diye bir nida ile başlayan sonrasında vaaay hadi getirde bir şairin gizli kalmış şiirlerini duyan ilklerden olalım.

Bu sözleri duymaktan çekinir gizli şairler, aslında nice şair utangaç bir yapıya sahiptir. Bu yüzdendir edebiyat siteleri rumuzdan geçilmez. Şiirlerinde (daha&helliip;)

Değişim Rüzgarı

Yine bir görsel değişikliği ve ben yine aynı ben 🙂 Renk aşığı bir şiir sitesi çabaları bu 🙂

Hayat çok değişken ve biz bu değişkenlikte sadece evlerimizi yazlık, kışlık olarak değiştirmekteyiz. Bekar iseniz ve anne baba iç güdümünde yaşıyorsanız ben evimi şu şekilde dizayn edeceğim diyorsunuzdur. Evlendiğinizde ise ya eşinizin güdümünde kalırsınız yada maddi zorlukların güdümünde.

Hep değiştirmek isteriz birşeyleri ama değiştirebildiklerimiz kılık kıyafet, bazen de fikirlerimiz olur. Kadınlar neden o kadar çok çeşit ayakkabı alırlar yada erkekler güzel kokabilmek adına bir sürü parfümler.

Düşünün haddini aşmış olsa da gezi parkı olayları da bir değişim yapabilmek içindi, provakatörler olmasa. İçimizden geldiği gibi yaşamamızı engelleyen ne kadar çok engelle karşılaşırız. Okuyorsanız kılık kıyafet özgürlüğü istersiniz ve önümüzdeki sene buna kavuşacaksınız yine de farklı bir özgürlüğe takılacaksınız.

Şairleri şiirlerinin çeşitliliği ile severiz. Bir şairde eksik kalan duygumuzu diğerindeki farklı tema ile tamamlarız. Her ne kadar bir görüşe sahip olsanız da farklı bir görüşe sahip şairin şiirinden zevk alabiliriz. Bu (daha&helliip;)

Şiir ve Çocuk

Şiir okumak çocuksu bir tatda onu okuyan küçük bedenlere çok yakışıyor. Sizi bilmem ama ben bir şiiri küçük bir ağızdan dinlemeyi çok seviyorum. Belki biraz hüzün, belki biraz tebessüm bırakıyor yüzümüze ama daha çok yüreğimize.

Şiir saf bir yürekten, kelimelere hükmetmeden, içten ve sevecen okunuyorsa arkasında bir çocuk sesi vardır. Küçükken hangimiz çocuğuna nice kelimeler öğretmemiştir ki 🙂

Bir çocuk okuduğu şiiri yaşar vede yaşatır. Onun tiz sesine yoğunlaştığımız dakikalarda o şiirin seyrine hapsoluruz. Şiir bizi içine alır ve keşke şiirler çocuklar tarafından okunsa diye geçiririz. Lakin bir aşk şiir, bir tabiat şiiri onları aşar. Onların tabiatı su birikintileri, aşkları anne ve babalarıdır. En güzel ifade ettikleri ve bizi gözyaşına, tebessüme gark ettirdikleri onların esintisidir.

Şiir okutmalı çocuklara bir Necip Fazıl’ı, bir Nazım Hikmet’i, bir  özdemir Asaf’ı, bir ümit Yaşar Oğuzcan’ı ve daha nicelerini.Şiir işte o zaman ayağa kalkacaktır.

(daha&helliip;)

Çay Simit ve Hayat

Bu sabah havanın güzelliğinde araçların yola çıkmadıkları erken temiz havalı saatlerde parkta yürüyüşe çıktım. Geçen bir arkadaşım bahsetmişti ben erkenden kalkar yürürüm sonra eve gelir işlerimi hallederim bakarım saat 9:00.

Onun gibi yapamasam da sabahın bol oksijenli dakikalarında yürüdüm, parklardaki aletleri kullandım ve eve gitmeden bir tam tahıllı simit ve kaşar ile kahvaltımı yaptım. Şimdi mis gibi tavşan kanı çayımı keyif misali içmeye eve dönüyorum. Hayat elimizden gündüzün iş vakitlerinde uçup gidiyor ne olduğumuzu anlamadan değil (daha&helliip;)