• EN GÜZEL ŞİİRLER

    Türk Kadını

    Türk kadını çekicidir; İşe başlarken besmele çeker, Kendini naza çeker, Altını gümüşü kendine çeker, Alışverişte başı çeker, Yüz çifti olsa da vitrindeki o ayakkabıya iç çeker… Bekârken abisinden çeker, Evlenir; kaynanadan çeker, Yapılanları sineye çeker, Ama aldatılırsa korku filmi çeker!.. Kâğıttan bigudi yapar fön çeker, Gecenin bi yarısı canı tatlı çeker, Hamarattır; mutfağa girdi mi ziyafet çeker, Kibrit kutusu kadar peynirle açlık çeker, 1.5 İskenderin yanına diyet içecek çeker!

  • ÜYE : ORHAN AFACAN

    Sınırı İhlal Eden Uçak

    SINIRI İHLALE YÖNELİK YÖNÜN Sınırı ihlale yönelik yönün. Geriye değilde güneye dönün. Müdahale için kesildi önün Geriye değilde güneye dönün. Bombalıyorum desende Deaşı. Bombalanan Türk’ün Türkmen soydaşı. Yapama seninle bir it dalaşı Geriye değilde güneye dönün. Cevap ver eşkâli belirsiz uçak. Düşmedi, düşmeyecek Bayır Bucak. Peygamberde, bizlerde açtık kucak Geriye değilde güneye dönün. Cesaret vermesin taşınan türbe. Milli onurumuz ruhta hep körpe. Olamazsın göklerde sere serpe. Geriye değilde güneye dönün. Angajman gereği olan uyarı Cevaba açıkmı frekans ayarı Sorti yaptığın yer Türkmen diyarı Geriye değilde güneye dönün. ORHAN AFACAN İzmir-26.11.2015 Hadisten alıntı; Deccal harap bir yere uğrar, oraya; Definelerini, madenlerini çıkar, diye emredince, bal arılarının beylerini takip ettikleri gibi, defineler…

  • ÜNLÜ ŞAİRLERDEN ÖZLÜ SÖZLER

    Derek Patmore Atatürk İçin Diyor ki

    Yeni Türk edebiyatı; bunalım devresini geçirerek ilk verimli yapıtlarını ortaya koyarak gelişmekte olduğunu gösterdi artık. Bunun için büyük modern yapıtları hep birlikte şimdi umutla bekliyoruz, diyor Wifrid Brands. Türkiye de bugün tamamen yeni ve modern bir şiir mevcuttur.  Atatürk tarafından başarılan Kemalist inkilabının sonucunda yapılan yenilikler, Türkiye’yi Batının en seçme şiir ve edebiyat örnekleri ile karşılaştırmıştır. DEREK PATMORE

  • ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA

    Günümüz Türk Şiirinin Sorunları

    “Artık şiir kitapları satmıyor ve artık şiir eskisi kadar okunmuyor.” Bu fikir hemen hemen okuyan, yazan ve edebiyat adına kafa yoran her beynin bir köşesinde yer ediniyor. Bu fikirler sürekli olarak seslendirildiği ve telkin edildiği için de toplumun her katmanına hızla yayılıyor. Bunların doğal bir sonucu olarak baştaki söz kendi kendini ispatlamış oluyor. Böyle bir sonuca nasıl varabildik, neler bizi böyle düşünmeye sevk etti? Bizleri şiirden soğutan ve uzaklaştıran sebepler neler? Bu safhaya gelmemizin sorumlusu kimler? Yeniden şiiri keşfedebilir miyiz? Şiir bizden neden bu kadar uzak? Bu ve buna benzer sorular her gün düşüncelerimi işgal ediyor. Bir şiir okuru olarak bulduğum eksiklikleri sizlerle paylaşmayı ve beraberce tenkit etmeyi uygun görüyorum.

  • ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA

    Necip Fazıl Kısakürek’in Şiirlerinde ‘ Hayat ve Ölüm ‘

    Necip Fazıl Türk edebiyatının önemli şairlerindendir. Edebî hayatında derin kırılmalar yaşayan sanatçı, varlığını şiirin iklimine derin izler bırakacak şekilde örgütlemiştir. Şiir onun iç dünyasının aynası niteliğindedir. Necip Fazıl, bu aynaya her bakışında insanı trajik bir çıkmazın içinde dondurur ve öteler. İnsanın yaşam içinde oturduğu yer şaire göre bir trajedinin oynandığı sahnedir. Şair bu

  • ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA

    Şiir ve Din Üzerine Bir İnceleme Yazısı

      Şiir ve Din Üzerine Bir İnceleme Yazısı Şiir üzerine ne tanımlamalar bitmiştir bu güne kadar, ne de yazıla yazıla tüketilebilmiştir büyülü dizeler. Dönem dönem kılık değiştirmiştir şiir. Bir üst üste yazılmıştır, bir yan yana. Bir heceleri sayılarak yazılmıştır, bir seslerin birbirini kovalaması önemsenmiştir. Ama ne biçime girerse girsin şiir; insanoğlu, yazıyı bile keşfetmeden ve henüz şimşeğe taptığı zamanlardan beridir şiire ayrı bir önem verir, şiire, “Tanrının şarkısı” olma lütfunu yakıştırır durur. Belki de bu yüzdendir şiiri dinsel bir atmosfer içinde alkışlamamız. Belki de bu yüzdendir, insanlık tarihinin, şiirle başladığı efsanesine inanmamız… Tarihte adı geçen ilk şair; bizim kabul ettiğimiz takvim olan sıfır yılından, yani milattan tam 23 yüzyıl önce,…

  • ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA

    İyi Şiir-Kalıcı Şiir

    Nerede ise konuşma dili ile başladığı söylenilen ve yazının icadı ile örnekleri sergilenen şiire, günümüze gelinceye kadar yapılan ve bizden sonra da yapılmaya devam edilecek olan tariflerin hemen hepsinde, şiir adına bir doğru mutlaka vardır. Hangisinin daha doğru olduğu ya da şiirin kesin bir tarifinin yapılıp yapılamayacağı ise bize gelinceye kadar tartışıldığı gibi bizden sonra da tartışılacaktır. Aslında bizim üzerimize düşen görev bu tariflere takılı kalmak, birini diğerine tercih etmek ya da yeni tariflerin peşine düşmek yerine sanırım üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin, şiir tarzında hangi değişiklikler olursa olsun hala okunabilen, hafızalarda en az birkaç mısrası kalan, birebir sözcükleri hatırlamasak bile aklımıza gelmeyi başarabilen şiirleri ortaya çıkarmak ve şiirleri…

  • ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA

    3 Haziran / Nazım Hikmet’in Vefatı

    Ben bir insan, ben bir Türk şairi Nazım Hikmet ben tepeden tırnağa insan tepeden tırnağa kavga, hasret ve ümitten ibaret…   Ben hem kendimden bahseden şiirler yazmak istiyorum, hem bir tek insana, hem milyonlara seslenen şiirler.

  • EN GÜZEL ŞİİRLER

    Sekiz Yüz Elli Yedi / Nazım Hikmet

    İslâmın beklediği en şerefli gündür bu: Rum Konstantaniyye’si, oldu Türk İstanbul’u!   Cihana karşı koyan bir ordunun sahibi, Türkün genç padişahı, bir gök yarılır gibi,   Girdi Eğrikapı’dan kır atının üstünde; Fethetti İstanbul’u sekiz hafta üç günde!   O ne mutlu, mübarek bir kuluymuş Allah’ın!

  • ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA

    Türk şiirinde İstanbul’un Fethi

    Fatih’le ilgili yazılan şiirler Türk Edebiyatı’nın daha çok modernleşme devresine ait. Türk Edebiyatı’nda tarihî bir tema olarak yer alan şiirler Namık Kemal’in Evrâk-ı Perîşan adlı eserinde Selahaddin-i Eyyubî, Fatih ve Yavuz Selim’in bibliyografyalarını vermesiyle başlar. Abdülhak Hâmid Tarhan, Namık Kemal’in tarihî bir mesele olarak ele almasının açtığı yolu geçerek Fatih ve İstanbul’un Fethi’ni anlatan Merkâd-ı Fâtih’i Ziyaret (1891) isimli manzum eserini yazmıştı. Bu manzumede ilk defa tarihin şuurlu bir biçimde ele alındığını görmekteyiz. Konuyla ilgili yazılan diğer bir şiir Muallim Naci’nin Lisân-ı Fatih’ten şiiriydi. Bu şiir, Muallim Naci’nin yolundan ilerleyen genç şairlere ilham kaynağı olabilmişti. Bunların dışında Nâbizâde Nâzım’ın Fatih manzumesi, Mehmed Celal’in Fatih Sultan Mehmed-i Sâni Yahud İstanbul Fethi,…

  • ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA

    Ottova Rima

    Sekiz mısralı bir nazım şekli. Önce İtalyan edebiyatında kullanılmış, sonra Fransız edebiyatında, buradan da Tük edebiyatına geçmiştir. Batı edebiyatında kafiye şeması, abababcc’dir. Bu şema bizde değişikliğe uğrayarak ababcccb şeklini almıştır. Aabbccdc şekli de görülür. Bu nazım şekli lirik tür için elverişlidir. Ottova Rima’yı edebiyatımızda daha çok Abdülhak Hamid kullanmıştır. Örnek: (MAKBER’den) Bu makberdir o bâba makdem, Bilmem ne duyar girince, adem?

  • ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA

    Türk Şiirinin Gelişim Süreci

    Türk Şiirinin gelişim sürecini belirleyebilmek için Orta Asya’dan başlayarak kronolojik bir sırayla incelemek gerekir. Türk edebiyatının şiirle ilgili bölümünde ilk olarak maniler görülür.Manilerin kim tarafından söylendikleri bilinmemektedir yani anonim eserlerdir.Genelde dörtlüklerden oluşurlar.Çoğunlukla yedili hece ölçüsüyle kurulmuşlardır.Çoğunun kafiye şeması a-a-x-a şeklindedr.Bu özelliklere bakarak manilerin çeşitli şekil kısıtlamaları içinde kaldığını söyleyebiliriz.Ama bütün maniler bunlara dahil değildir.Örnek olarak şöyle bir mani verebiliriz: Adam aman kuzusu Çay kuru çeşme kuru Nerden içtin kuzu su Beni yakıp yandıran Bir ananın kuzusu Bu manide de görüldüğü gibi bazı maniler bu şekil şartlarının dışındadırlar.Beşlik halinde yazılmıştır , dolayısıyla kafiye yapısı da değişmiştir.Kafiye düzeni a-a-a-x-a şeklindedir. Manilerin en büyük özelliklerinden biri ise konu açısından bazı kalıplarda sıkışıp kalmamış…

  • ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA

    Han Duvarları Şiirinin Hermeneutik Açıdan İncelenmesi

    HAN DUVARLARI Faruk Nafiz Çamlıbel Ey garip çizgilerle dolu han duvarları Ey hanların gönlümü sızlatan duvarları… Han Duvarları şiirinde Çamlıbel, soğuk bir Mart sabahında başlayan, Ulukışla’dan Kayseri’ye ‘yaylı’ denilen at arabasıyla yapılan üç günlük bir yolculuk hikâye etmiştir. Öyle bir yolculuk ki; çıkıldığı andan bitişine kadar uzun bir zaman geçmemesine rağmen vatan uğruna feda edilmiş bir hayattan, arkada bırakılan vatana duyulan ilk dakika özlemine kadar olan yaşanmışlığı okuyanın yüreğine ilmek ilmek işlemektedir. Öyle ki bu özlem, şiirin ilk mısrasından itibaren okuyucunun beynine acı bir sarsıntı olarak vurgulanmıştır. Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı Bir dakika araba yerinde durakladı. Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar, Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar… İstanbul’dan başlayan…

  • ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA

    Batı ve Türk Edebiyatında Sembolizm

    Batı ve Türk Edebiyatında Sembolizm Batı Edebiyatında Sembolizm 19. yüzyılın sonlarında Fransa’da ortaya çıkmış ve 20. yüzyıl edebiyatını önemli ölçüde etkilemiştir. Bireyin duygusal yaşantısını dolaysız bir anlatım yerine simgelerle yüklü ve örtük bir dille anlatmayı amaçlar. Simgecilik, geleneksel Fransız şiirini hem teknik hem de tema açısından belirleyen katı kurallara bir tepki olarak başladı. Simgeciler, şiiri açıklayıcı işlevinden ve kalıplaşmış bir hitabetten kurtarmayı, şiirle insanın yaşantısındaki anlık ve geçici duyguları betimlemeyi amaçladı. Simgeciler, dile getirilmesi güç sezgi ve izlenimleri canlandırmaya, şairin ruhsal durumunu ve gerçekliğin belirsiz  ve karmaşık birliğini dolaylı biçimde yansıtacak özgür ve kişisel eğretileme ve imgeler aracılığıyla varoluşun gizemini aktarmaya çalıştılar. Simgeci şiirin başlıca temsilcileri Charles Baudelaire’nin şiir ve…