Berzah 1

su idim saydam oldum

su idim bulanık

su idim cennet oldum

su idim kur-an oldum

su idim berzah oldum

su idim kafi oldum

su idim biter oldum

yol oldum ayrıldım

yol oldum buluştum

yol oldum gece oldum

yol oldum gündüz (daha&helliip;)

Ülkü Tamer ve 32 Yıl Sonra Çıkan Kitabı

Ülkü Tamer ve 32 Yıl Sonra Çıkan Kitabı

Otuz iki yıl sonra Ülkü Tamer’in ( Bir Adın Yokluktu ) başlıklı kitabı çıktı. 

Temiz türkçesi, lirik sıcaklığı ile Anadolu’nun sesini bu kitapta hissettirmiştir.Zaman kitapta Ülkü Tamer yaşlanmaya başladıkça anıların öne çıktığını, kişinin geçmişinin başkalarının geleceğine katkısının olacağını belirtiyor

Karacaoğlan’ın şiirini üretemeyeceğini çünkü o dönemde yaşamadığını belirterek Karacaoğlan’ında şu anda yaşaması durumunda daha farklı şiirler yazabileceğini belirtiyor.

Kişi sevdiği bakış açısıyla bakar hayata demekte sanatı seven futbol maçına bile sanatla bakar, şairde her olaya şair gibi bakar. Dağlarca’da böyleydi sanırım düşlerini bile şiir olarak görürdü.

Yaşam bir yolculuktur. Okuduğunuz kitap, okşadığınız bir papatya bile sizi nice yolculuklara taşır. (daha&helliip;)

Bu Gece

1466178_634140466627148_842556552_n

Hiçbir şey hissetmiyorum

İlk defa

Bu gece

Hiçbir şarkı boğazımda düğümlenmiyor

Hissimin dedikodusunu yapan gözlerim,

Rengini reddediyor

Saçımın rengi değişiyor ve yüzümdeki yaşam belirtilerini

Annem süpürüyor odamdan

Bıraktığım her şey için teker teker af diliyorum

Aynada gördüğüm kadın hala benden af beklemiyor.

Beklemek, (daha&helliip;)

Şiir ve Ölüm

Resize of aDSC_1088

Ölüm ertesi olan, olacak olan gelmesi vaki olandır. Ne kadar şiir gibi yaşayın bir gün son dizeleriniz birileri tarafından okunacak lakin siz duyamayacaksınız. 

Yaşamak kadar ölmekte normal karşılansa da ölüm hep ardımda neler bırakacağım düşüncesinden sizi koparamaz.

Attila İlhan şiirinin bir dizesinde :

‘Sevmek için geç ölmek için erken’  diyor.  

Hangisinin hangi zamanda geleceğini bilemediğimiz döngü sarar bizi. Yaşamak ille de yaşamak deriz hep. Nasıl yaşarsından ziyade nasıl ölürsün kısmı çok önemlidir. 

Bir şairin ardında kalanlar çoğu zaman hayata geçiremediği müsvette taslak halindeki karalamalarıdır. Ne çok yazar şair ama hepsini koymaz sayfalarına dinlendirir, olgunlaştırır her bir satırını.

Şairin okuyucuya saygısı hiç bir romancı da yoktur. Neden mi çünkü kısa olanın zihinde bırakacağı o kekremsi tat çok önemlidir. 

Okuyucu şiirin ilk sayfasından son sayfasına kadar zihnini kelimelerin akışında yorabilmelidir. (daha&helliip;)

Şiir Gibi Yaşamak

25192235_siiryazmayarismasi

Ayrılık vakti oyunun sonudur.Severek oynanılan her oyun bir nihayet ile biter. Sabah başlasanız akşam, akşam başlasanız sabah biter. Yaşadıklarınız ile o an içindeki hatıralarınız bitmez.

Bugün bir yerde gezi üzerine yazı okuyordum. Yazıda anlatan kişi ben daha önceleri yaşadığım ve gördüğüm mekanların resmini çeker bazen de filme alırdım diyor. Bir gün şöyle düşündüm yaşananları neden film karelerine sabitlemeye çalışırken o anı yaşayamıyorum. Kendimi o an’a sabitleyemiyorum. Tüm kayıtları ve o hatıraları zihnime kaydetsem. Yaşadıklarımı anlatarak çoğaltsam, anlatılarak çoğaltılan daha da kalıcı olmaz mı diyerek resim karelerine son verip zihin haritalarını oluşturmaya başlamış. 

Yaşamak bir oyun gibi değil mi bir şarkıda diyor ya yaşamak dönme dolap gibidir, onunda iniş ve çıkışları var. İnilen ve çıkılan şu yaşam çizgimizde ne günler yaşamışızdır. Deriz ya şiir gibi yaşadı. 

Ben nice oyunlarımı düşünmeden oynadım bir serbest şiiri yazar gibi, bazı oyunlarımda ise (daha&helliip;)

Şiir ve Yaşam

7

Her varlığın varlık olmasını sağlayan yaşam birimi kelimelerdir. Kelimeler ifade biçimidir. Var olan varlığını ispat için önce dilini, alfabesini ve toplu olarak kelimelerini kullanır.

Yaşam görsel bir arka plan tema görüntüsünü barındırırken, biz insanlar nesnesel bireyler olarak o temayı süsleriz.

İnsan varlığını kabul ettirdikçe yükselir, konum elde eder, belli mevki ve makamlara ulaşır. Bu vardığı mevkilerde kendini şiir ile ifadeyi kullanır. Şiir insanın yaşadığı yol çizgilerini en iyi ifade eden kader dizeleridir.

Varlık ve yokluk hitabetin şiir cenahında bir heyecanlı kalp gibi güp güp atar. Bizim vardığımız nokta benim varmaya çalıştığım nokta ile doğmaya başladı der ve bu durumu şiire döker. 

Kimbilir kaç kere şahit olmuşsunuzdur şiirli bir açılışa, arasına şiir sıkıştırılmış konuşmalara. İnsan ifade etmeyi şiir misali kısa adımlar ile öğrenmiştir. Şiir bir çocuğun emeklemeye başlamasından yürümeye (daha&helliip;)

Şiir Yazmanın Püf Noktası

Şiir Yazmanın Püf Noktası;

Şiir yazabilmenin püf noktası o anki yazma isteğinizdir.

İnsan içinde dolmuş, taşmaya meyletmiş, patlamaya ramak kalmış düşüncelerini kağıda aktarmaya karar verdiği anda gerçek en güzel şiir ortaya çıkar. İçimizde ifade edemediğimiz bir anafor misali hislerimiz vardır. Bunlar bir şekilde dışarıya çıkmak istemektedir. Bu bir Can Yücel gibi içi argo kokan ama yerinde vurgulu dize sıralaması olabilir; bir Necip Fazıl , Nazım Hikmet gibi topluma ve kendine yapılan baskılardan, insanın kendi bakış açısına göre, var olan özünden ayrılmasına göz yummayan bir mısra sıralamasını bize aktarabilir. 

Sevgiyi, öfkeyi, arzuyu, istekleri, ölümü, yaşamayı, özgürlüğü, baskıyı ve daha bir çok bastırılmış olanı en güzel bir çırpıda şiir ifade eder. 

Nice hazır cevap insanlar vardır, taşı gediğine koyar. Şiirdeki püf noktası da bir nevi taşı gediğine koyarcasına o anki duruma göre ağızdan çıkacak söz gibidir. 

Yaşamak, sevmek ve öğrenmek diye bir kitap başlığındaki gibi şiiri yazmadan önce içinizde yaşatır özümsersiniz, sonra düşüncelerinizi (daha&helliip;)

Bugün Cuma

Rahmetin rahmete nakşolunduğu bir cuma sabahına uyandım. Yağmur yağan göklerin altında bir yüz yıkama edası ile ıslandım. Her hayrın başı bu cuma gününde ellerimi göklere kaldırdım. Yaşam bir çiçek gibi boy atmak ise kokusunda yol almak ne güzel bir saadettir sevgi var ise. Yürekler tutuşur elemden uzak dostluğa kardeşliğe. Bir ırmak uyanır sabahın erken saatlerinde kurna başlarında. Abdest alıp huşuya varacaklardır belki de az sonra. Yitik bir duygudur huzur, inanmıyorsan eğer. Kalp bir Allah’a varınca huzura erer. Göz pınarları akar akar akar yürekte kalmaz ne kibir (daha&helliip;)

Şiir, Arakan ve Gelincik

 

379733_463091103773266_850596636_n

Şiirle başlayıp şiirle biten, şiirle bitip şiirle başlayan günlerimiz olmuştur. Acının şiir yüzü ile, aşkın şiir yüzü şiir dolu kalbinizden yeni bir başlangıç gibi sizin bizim okuduğumuz sayfalarda yazılır.

Şiir ölümü çağrıştırır, şiir doğumu yaşamıştır evvelinde. Yürek şiirin ifadesinde der ki acı içinde

bir baş küçük olur da

ip gerilir mi hayatına

masum beden gözyaşında

o küçük yavruların

müslüman olmasında

arakan illeti

tam yanlarında

korkuyu görmüşmüydü gözleri

doğdukları anne koynunda

(daha&helliip;)

İpek Böceği ve Biz

Yüksek çözünürlüklü bir hayatın içinden merhaba değerli okurlarım.

Hayat acısıyla tatlısıyla bizi nasıl da sarmalıyor değil mi ? Bir ipek böceği misali anlamlar birikiyor yüreğimizden tenimize kadar ve biz hangi düşünceden hangi düşünceye savruluyoruz.

O ipek böceğinin kozası gibidir düşüncelerimiz, duygularımız, hedeflerimiz, elde ettiklerimiz.

Bir gün üstümüzden çıkarıp uzaklaşacağız o can tenimizden ve bizden geriye kalan yaşadıklarımız olacak.

İpek böceği kozası hayata değer katmadan önce özel odalarda muhafaza edilir. Özel işlemler ile iplik olur, renklenir, kesilir, biçilir, dokunur ve kullanılır. İpek böceğinin (daha&helliip;)

Bugün

Bugün parklarda neşeyle oynayan çocuklar vardı, laleler renk renk. sıcak coşkulu bir gün. dünya bugün de var olmaya devam ediyor, ekranın öteki yüzündeki zehirli parazitlere rağmen. gülümseyen çocuklar hep kuşlar gibi neşeli kalsın ve o sesler eksilmesin dünyamızdan. kimse dokunmasın hayvanlara, deney masalarında ölmesinler.

Ölümüm Kıyısındaki Işık..Mavi Düşüm…

 Yaşamın ortasında hatta içindeyken ölüm, bir…düşünce olarak saklıydı dimağımda…

Öleceğimi elbet biliyordum her inançlı insan gibi. Ancak bu kadar kısa sürede tanışacağım hiç usuma gelmemişti.

Oysa şimdi; ölümün kıyısından yaşam denilen deltaya bakıyordum. Özlemle ve umutsuzca…

Şimdi ölümün o soğuk nefesini tüm benliğimde hissetmekteydim. Usumdan çıkmış bedenimi sarmıştı. Ve rüzgârı öyle bir esiyordu ki beni esrek yapmıştı. Bu esreklikle dipsiz bir dehlize düşmek üzereydim.

Oyundaki taşlar yer değiştirmişti Mat olmuştum. Çocukluğumda oynanan sek sek (daha&helliip;)