• ŞİİRLERİM

    Peri Kızına 18

    Peri Kızına 18 dışarıda kar içeride ateş bir adam yalnız/lık içinde yoksun bir aşık nidasıdır giden hatadır kalan hatalı balmumundan bir çiçek vardı saf beyaz solgun akşamdan kalan sabahtı kelimelerin anlamsızlığı kaldı dizelerimde sözler buz tutar hecelerde örselenmiş bir sevgin kaldı aklımın bir köşesinde şizofren kelimelerdir zihnimden çıkmaya çalışan korkuları yok eden… kedi gibi zaman rüyalardaki geçmişe saplanmış… aşk… kalan yıpranan ne ayrılıklar vardır takvim yapraklarına yazılmış ne şiirler vardır dilden dile dolaşmış ne sevdalar vardır destan olup masallaşmış bir şey anlatmak için kaç müsvedde harcıyorum

  • ŞİİRLERİM

    Acun Ilıcalı’nın Hayatı Şiir

    Acun Ilıcalı medyatik halkın  lisanı Çalışmanın azmin sloganı 29 Mayıs 1969 da Erzurum’da gözlerini açtı Yıllar geldi geçti İstanbul Üniversitesinde öğretmenlik kazandı Bilmiyordu önünde nasıl bir ömür vardı Televizyon aşkı onu okulundan aldı On dokuz yaşında evlendi  Yirmi bir yaşında kızı Banu kucağındaydı Onu sevdiklerinden alan sevinç sonrası kazaydı Yaşamından kopan fidanlar bir anne bir babaydı Başkası olsa bu acı onu yıkardı O acıyı yüreğine attığında tek çare çok çalışmaydı İnsanın boş anları kendi başına kalmaydı Acun Ilıcalı hiç tek başına kalmadı Yeni bir evlilikle iki sevinç daha kucağına aldı Bir çiçek Yasemin’di diğer çiçek ise Leyla’ydı Ona yol gösteren takdir ettiği insan Şansal Büyükağa’ydı Yolunun kesiştiği tüm dostlarını hep…

  • ŞİİRLERİM

    Fuzuli Bir Damla

    Fuzuli gönülden doğan fuzuli olur mu dizelerde Fuzuli olan gönül Leyla’ya can verdi ise Can verilen canan olmuştur şairin dilinde Kelam ziynet olmuşsa halk indinde Anlarız ki, Söz aşktan bahiste Fuzuli’yi anlatır Anlatılan Mecnun’un Leyla’sı olmaktan uzaktır Leyla aşkı Fuzuli’nin kalemi ile tatmıştır

  • ŞİİRLERİM

    Yasemin Şiiri

    Bir yıldız kaygısıdır yasemin kayıp giden ve yiten sabaha kaybolup silinen bir akşamın uyanışıdır yasemin uyanmak doğmaktır belki de her akşam tövbe eder yürekler üstüne yaseminler dökülünce arınmanın saf beyazlığıdır yasemin yıldızların aydınlığıdır içindeki kötü düşüncelerden arınmanın adıdır yasemin seni aşka çağıran

  • ŞİİRLERİM

    Hasretin Kapısı

    Vazgeçmek çare değildir ki sevgiliden sevgiden Gittiğin yerde tanır seni çok eski anı izlerinden Her düşünce gül kokuyorsa içten içinden Yaseminler bastırır kokuları ta dünden Hasretin kapısı açık bırakılmış bir kere Uzak denizlerden bir anı esecek istesen de istemesen de   Uğur Demiröz

  • ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    Sessizce Yol Aldığım Sensizlik

    Sessizdir gitmeleri zamanın, sessizdir ölümü… Bir çiçeğin tomurcuğu gibi sessizce patlar yüreği. Bir müddet gülümser gün ışığıyla, yine sessizdir gün dönümü. Teninden sıyrılıp akan gençliğin gibi sessizce yabancı kalırsın aynalara. Kırlaşan saçlarına konan ölüm notları, alır senden gülümsemeni. Sessizce… Sessizdir gitmelerim… Sensizdir hüzünlerim…

  • ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    Çamlıcadır Saçlarım

    Tüm hızıyla akıyor zaman, ruhuma dolanan siyah geceler gibi. Yüzüme çarpıyor gölgelerin kanatları. Bir fırtına rüzgârla karmakarışık. Şimdi, düşecek iplerine tutunduğum gökyüzü. Şimdi, yanacak ay ışığına dolanan ellerim. Bu, zamana yazılan sitemkâr şiir, orijinali gecenin siyah kanatlarında. Uzun bir yol beynimin koridorlarına uzanan. Sesleri yankılanıyor, hep çocukluk düşleri. Zembereği patladı yüreğimin, son nefes…

  • ŞİİRLERİM

    Şiirler Hiç Bitmesin İstiyorum

    şiirdi bahçedeki rüzgar bir gül/e bir lale/ye bir yasemin/e konar alırım kağıdıma yazdıklarım bahar   şiirdi arı/daki bal bir sümbül/den bir menekşe/den bir nergis/ten de al kalemim tabiattan yontulmuş bir dal   şiirdi gökteki güneş bir gelincik bir zambak bir papatya sana eş ruhum şiir ile yanan ateş   Uğur Demiröz şiirler hiç bitmesin istiyorum…

  • ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    Çöz içindeki yabancı sukutun dilini

    Buzdağı gibi bastırılmış benliğimizden, bir insanı var etmek için çabalarız. Farklı görünmek, zoraki gülümsemek; susmak… Tüm bunlar üzüntümüze perde çekmek içindir. Olduğumuzun dışında yaşarken, yaşayamadığımız ne varsa kendi içimize sığındığımızda ona dönüşürüz. Yalancı gülümsemelerimiz bir süre sonra şizofrenimsi bir hal alır. Ayrı iki insanı tartmaya başlar yürek terazimizin kolları. İki uzak insan var olmaya başlar sessizce

  • ÜYELERİMİZDEN GELENLER

    Aşk ve Hüzün

    Seni nasıl anlatayım sevgili şehrim? Adına mavi aşk desem hüzün düğümlenir balçık kokulu balıklarla beslenen martının yüreğine. Yeşil desem kırılır solgun laleler, is pas kokusu bulaştı sinene. Seni kırmak istemem ama… Hatıraların da yas tutuyor, bu son neslinde. Oysa hatıradır her karış toprağın… Oysa giz gibi saklanmalıdır özgürlüğe açılan geçitlerin. Namus gibi… Bayrak gibi… Nesilden nesle genç kız çeyizi gibi kalmalıdır hürriyetin. Ve ben sana böylesi aşıkken sevgili şehrim. Ve hatıralarının önünde bu kadar eğilmişken. Bir yük gibi binmesin omzuma esaretin… Biliyorum dünden bugüne bir esaret tablosu durur en gerçek haliyle Ah! Ayasofya… Ayasofyam hala kederin derin. Alınlar yere değmiyor öpülmüyor seccadelerin. Kederim derin. İstanbul canım şehrim. Sen bu kadar…

  • ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA

    Firak * Yasemin Ekşi

    BİR MENSURE ŞİİR ÖRNEĞİ “dokun bak yüreğim sağ yanağındaki gamzende atıyor…” Sessizce açtı odanın kapısını, ahh ne çok isterdi açılan kapıyla yüzüne bir evin kokusunun yayılmasını. Kapıda bir an durup öylece odaya baktı ne kadarda uzaksın yuva sözcüğünden diye geçirdi içinden.Üç ranza altı dolaptan oluşan küçücük bir odaydı karşısındaki.Başı boş köpekler gibi duruyordu duvar kenarına itilmiş minik masa ve tek sandalye. Daha önce hiç tanımadığı farklı şehirlerden kopup gelmiş beş kız arkadaşıyla paylaşıyordu normalde tek kişinin zor sığacağı alanı. Adımını atıp kapıyı kapattı, demir eşyaların soğukluğu daha bir yürüdü üstüne, ürperdi birden. “Hiç değilse ahşaptan yapsalardı şunları, belki biraz…” boğazında kaldı cümlenin gerisi. İsterse altından y