• YAŞAMAK MI - YAZMAK MI

    Şairler Yalnızlığı Severler

    Yalnız kalmayı istediğiniz zamanlar ile yalnızlıktan sıkıldığınız zamanların yüzdesi nedir bilmiyorum lakin biz şairler yalnızlığın sayfalarımıza çökmüş halini hep sevmişizdir. Yalnız kalmak içimizden gelenler ile başbaşa kalmanın tarifidir.  Attila İlhan ‘ Yalnızlık ‘ şiirinde  Bu gece dağ başları kadar yalnızım  Çiçekler damlıyor gecenin parmaklarından ……. diyor ya o misal geceyi örteriz kalemimizin üstüne, parmaklarımızdan dökülen belki de renk renk çiçekler, sevinçler, hüzünler suretinde. Anlatamadıklarını ifade etmeye çalışır şair zor olanı başarmak gayretiyle, şiir yazabilmek lütfedilmemişse şair kula ne kuş yakalar ağzıyla, ne kısa cümleler dökülür hokkasından yazıya. Şair olmak zordur kimse şair sıfatını kendisine koymasa da, şiir yazmak ne zordur yalnız kalınmadıkça.

  • ŞİİR ADINA HERŞEY BURADA

    Şiirimiz ve At

    Gerek halk, gerek klâsik ve gerekse modern edebiyatta şairler; teşhis, intak ve istiare gibi edebî sanatlarla insanla at arasında zengin bir duygu ve çağrışım bağı kurarak duygularını ifade etmişlerdir. At, şairlerin ve mütefekkirlerin hayal dünyasında şahlanmasıyla, çırpınmasıyla, koşmasıyla, durmasıyla ve toprağı eşelemesiyle birçok hissiyatın tercümanı olmuştur. Bazıları şahsî duygularını ifade etmede atı bir sembol olarak kullanırken, bazıları da ona kolektif bir mânâ yüklemiş ve milletimizin tarih sayfalarındaki macerasını onunla sembolleştirmiştir. Atın ferdî plânda hissettirdikleri Eski Türkler, uzayıp giden bozkır coğrafyasında çok şey borçlu olduğu, hususî ad ve unvanlar verdiği, törenle gömdüğü ata, gerektiğinde konuşan, zekâ sahibi, gökten inmiş bir nevi kutsal varlık gözü ile bakmıştır. At onun için sürülerini otlatırken…