Ümit Yaşar Oğuzcan

umit-yasar-oguzcan-siirleri

“Sen gidersen ey sevgili, Ben biterim, şiir biter..”

— Ümit Yaşar Oğuzcan

* * * * * * *

Söyleyin ey çizgiden hayaletler
Artık ihtiyar olduğumuz gerçek mi?
Kaybolan o gamsız saatler
Hiç geri gelmeyecek mi?

Söyleyin ey çizgiden hayaletler
İn misiniz, cin misiniz
Ya siz, ey eşsiz faziletler
Fazilet olduğunuza emin misiniz?

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

* * * * * * *

Nice insanlar gördüm ki ben
Dudaklarında en ateşli türküler
Barış içinde yaşamayı bilmeden
Bir savaş meydanında öldüler

Nice insanlar gördüm ki ben
Dudaklarında en bayağı şarkılar
Ve gözlerinde ihtiras ışığı eksilmeden
Birer ilah gibi yaşadılar

* * * * * * *

İstersen mutlu oluruz seninle

Evimiz ve çocuklarımız olur

Yemek pişirirsin kendi elinle

Kalplerimizde esenlik ve huzur

İstersen mutlu oluruz seninle

Birbirimiz için yaratılmışız

Ruhlarımız düşüncelerimiz bir

Bizim gibi olur çocuklarımız

Ben şair, sen baştan ayağa şiir

Birbirimiz için yaratılmışız

Ayrılık olmaz fikirlerimizde

Kahkahamız ta uzaklardan duyulur

Mutluluk parıldar gözlerimizde

Rüyalarımız bile aynı olur

Ayrılık olmaz fikirlerimizde

Ne hayaller kurarız uzun uzun

Üzüntüleri atarız bir yana

Gizli bir şeyi kalmaz ruhumuzun

Bütün şiirlerimi okurum sana

Ne hayaller kurarız uzun uzun

Kim ne derse desin mutlu oluruz

İçimizde ümit, arzu teselli

Bende aşk ve sende güzellik sonsuz

Aşkımız gözlerimizden besbelli

Kim ne derse desin, mutlu oluruz

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

  • Hep böyle çocuksu mu bakar senin gözlerin?
    Hep böyle içinde uzak bir ışık mı yanar?
    ”*

  • —  Ümit Yaşar Oğuzcan

  • Seni görmediğim günler

  • —  Ümit Yaşar Oğuzcan – Çaresiz

  • Uykuların kaçar geceleri, bir türlü sabah olmayı bilmez.
    Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya,
    Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında
    Ne çarşaf halden anlar ne yastık.
    Girmez pencerelerden beklediğin o aydınlık.
    Onun unutamadığın hayali,
    Sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine.
    Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın.
    Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

    Bir gün anlarsın aslında her şeyin boş olduğunu.
    Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin.
    Gün gelir de sesini bir kerecik duyabilmek için,
    Vurursun başını soğuk taş duvarlara.
    Büyür gitgide incinmişliğin kırılmışlığın.
    Duyarsın,
    Ta derinden acısını, çaresiz kalmışlığın.
    Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

    Bir gün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin.
    Niçin yaratıldığını.
    Bu iğrenç dünyaya neden geldiğini.
    Uzun uzun seyredersin aynalarda güzelliğini.
    Boşuna geçip giden günlerine yanarsın.
    Dolar gözlerin, için burkulur.
    Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

    Bir gün anlarsın tadını sevilen dudakların.
    Sevilen gözlerin erişilmezliğini.
    O hiç beklenmeyen saat geldi mi?
    Düşer saçların önüne, ama bembeyaz.
    Uzanır, gökyüzüne ellerin.
    Ama çaresiz,
    Ama yorgun,
    Ama bitkin.
    Bir zaman geçmiş günlerin hayaline dalarsın.
    Sonra dizilir birbiri ardına gerçekler, acı.
    Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

    Bir gün anlarsın hayal kurmayı;
    Beklemeyi, ümit etmeyi.
    Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir
    Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi.
    Lanet edersin yaşadığına…
    Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın.
    O zaman bir çiçek büyür kabrimde, kendiliğinden.
    Seni sevdiğimi işte o gün anlarsın.

  • ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

  • * * * * * * *

  • Sen gidersen sesin gider,

    Kokun gider yüzün gider.

    Ay dolanır pusularda,

    Tenim titrer gecem biter.

    Sen gidersen yüzün gider,

    Martı küser baykuş öter.

    Senden kalan son hatıra,

    İki damla yaşın gider.

    Sen gidersen boyun gider,

    Posun gider sözün gider,

    Bir şey kopar yüreğimden,

    Çatılmadık kaşın gider.

    Sen gidersen kim kıskanır,

    Kim dolanır pencereme.

    kimler gelir kimler geçer,

    Çift kapılı şu hücrede.

    Sen gidersen sohbet gider,

    Tadım gider tuzum gider,

    Dinlediğim her şarkıda,

    Tel kırılır sazdan düşer.

    Sen gidersen başkent gider,

    içim üşür ayaz düşer

    İzmir de konak meydanı,

    İstanbul da taksim düşer.

    Sen gidersen canım gider,

    Adın geçer içim titrer.

    Şu dağlanmış yüreğime,

    Sevda denen akkor düşer.

    Sen gidersen herşey gider,

    Sesin gider,sesim düşer.

    Sen gidersen ey sevgili,

    Ben biterim, şiir biter…

  • Ümit Yaşar OĞUZCAN

  • * * * * * * *

  • İnsan insanın kadrini bilmezmiş meğer
    Anlaşılamadı gitti mısralarım
    Çünkü; insanlar benim halime güler
    Bense onlar için ağlarım

    İnsan insanın kadrini bilmezmiş meğer
    Birimiz gülsek, ağlıyor onumuz
    Bizden kara değilmi geceler
    Bari karınlık olmasaydı sonumuz

  • ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

  • * * * * * * *

  • Mustafa Kemal’i düşünüyorum;
    Yeleleri alevden al bir ata binmiş
    Aşıyor yüce dağları, engin denizleri.
    Altın saçları dalgalanıyor rüzgârda,
    Işıl ışıl yanıyor mavi gözleri.

    Mustafa Kemal’i düşünüyorum;
    Yanmış, yıkılmış savaş meydanlarında
    Destanlar yaratıyor cihanın görmediği,
    Arkasından dağ dağ ordular geliyor
    Her askeri Mustafa Kemal gibi.

    Mustafa Kemal’i düşünüyorum;
    Gelmiş geçmiş kahramanlara bedel
    Hükmediyor uçsuz bucaksız göklere
    Al bir ata binmiş yalın kılıç
    Koşuyor zaferden zafere.

    Mustafa Kemal’i düşünüyorum;
    Ölmemiş bir kasım sabahı!
    Yine bizimle beraber her yerde,
    Yaşıyor dört köşesinde vatanın
    Yaşıyor damar damar yüreklerde.

    Mustafa Kemal’i düşünüyorum,
    Altın saçları dalgalanıyor rüzgârda,
    Mavi gözleri ışıl ışıl, görüyorum
    Uykularıma giriyor her gece.
    Ellerinden öpüyorum

  • Ümit Yaşar OĞUZCAN

  • * * * * * * *

  • Selam yalnızlık. Sana da iyi geceler.Gitgide alışıyorum sana…

  • Ümit Yaşar OĞUZCAN 

  • Güllerin bedeninden dikenleri teker teker koparırsan
    dikenleri kopardığın yerler teker teker kanar.

  • Beni bensiz bıraktın; beni sensiz bıraktın.

  • *

  • Hiçbir alışkanlık bu kadar güzel olamaz.

    Ellerin ellerimden uzaksa nasıl güçsüzüm bilemezsin.

    Yanımda olduğun zamanlar;sigara dumanı gibi ciğerlerime doluyor.

    Alkol gibi damarlarıma yayılıyorsun…

    Durmadan başım dönüyor verdiğin hazdan…

    Alışkanlıklar daima korkutur beni…

    Düşün ki ben yaşamaya bile alışkın değilim…

    Kendimi kendime alıştıramadım yıllardır…Fakat şimdi sana alışıyorum…

    Alıştıkça özlemim artıyor daha yoğunlaşıyor.

    Yalnız içimde garip bir korku var.

    Sana alışmaktan değil seni kendime alıştırmaktan korkuyorum…

    Bir gün sana şimdi verdiklerimden daha güzelini daha değerlisini verememekten korkuyorum…

    Bir gün ansızın ölmekten ve seni bana olan alışkanlığınla yapayalnızbırakmaktankorkuyorum…Oysaki her zaman ve günün her saatinde yanında olmalıyım senin…

    Bana alışmış olmaktan pişmanlık duyacağın bir dakikan bile olmamalı…

    Bütün zamanlarını zamanlarımla karıştırıp emsalsiz bir zaman bileşiminde yaşatmalıyım seni…

    Uykularda bile aynı rüyayı görmeliyiz.Her şeyin ve her zevkin yarısı senin olmalı yarısı benim…

    “Bana alış” demeyeceğim…

    Nasıl olsa alışacaksın bir gün…

    Şimdi çirkinliğim de güzellikler bulan gözlerin o zaman en güzeli görecek bende!

    Alışkanlığınlas evginle yepyeni bir “ben” yaratacaksın benden!

    İlk defa sevilmenin ürpertileri içindeyim inan.
    Sevgimle mukayese edebileceğim tek şeyi beni sevmen de buldum…
    Ömrümde kimse bana sevmenin gerekliliğini öğretmedi.
    Kimseden sevgisini istemedim verdiler almadım.
    Bencildim bir zamanlar sevmek benim hakkım diyordum.
    Oysaki şimdi bir zamanlar hiç sevmemiş olduğumu kendi kendime biraz da utanarak itiraf ediyorum.

    Asıl büyük sevgiyi seni sevmekte buldum ve sevgim senin sevginle değerleniyor ayrı bir anlam kazanıyor…
    Sevgin olmasaydı değersiz bir cam parçasıydım.
    Sevginle bir aynayım şimdi.
    Bana bakanlar baştanbaşa seni görecekler içimde…
    Bir zincirin iki halkasıyız seninle anlıyor musun?
    Aynı kadehte karışmış iki içkiyiz.
    İki kelimeyiz seninle birbirini tamamlayan.
    Her yerde iki olduğumuz için bir bütün haline geliyoruz durmadan…

    Alışkanlığım devamlı sana çekiyor beni…
    Durup durup dudaklarını öpmek geliyor içimden…
    Saçlarını okşamak geliyor ellerini tutmak geliyor…
    Kokunun tenime sindiğini hissediyorum geceleri…
    Teninin dudaklarımda eridiğini hissediyorum…
    Boynunun en güzel yerini benden başkası bilemez artık…

    Seni kimse benim kadar benimle bir bütün olduğuna inandıramaz….
    Gitgide bu alışkanlığın içinde kaybolduğumu hissediyorum…
    Beni yaşadığım zamanın dışına çıkarıyorsun.Bir gün tarih öncesinde yaşıyoruz bir gün bulutların üstünde…
    Uzun süren bir baygınlık sonrasının o anlatılmaz baş dönmesi içindeyim…
    Bütün merdivenler birbirine eklendiği zaman seninle vardığım yüksekliğe erişemez…

    Açılmış bütün kuyuların derinliği içimde seni bulduğum yer kadar derin değil…
    Alışkanlık kozasını ören bir ipekböceği gibi gitgide tamamlıyor bizi.
    Emsalsiz bir oluşun içinde yuvarlanıyoruz.Korkunç bir yangın başladı yüreklerimizde.
    Özlem kıskançlık arzu ne varsa içimizde hepsi birdenbire tutuştu.
    Alev almayan bir yerimiz kalmadı.Alevlerimiz muhteşem bir kızıllığın içinde yıldızlara kadar uzanıyor.
    Hiç bir su bu ateşi söndüremez artık.Nehirle denizler boşalsa üstümüze hiç sönmeyeceğimizi biliyorum.
    Bu yangın biz birer kor haline gelinceye kadar sürecek.Önce bakışlarımız alıştı birbirine sonra parmak uçlarımız…
    Bu oluş tamamlandığı anda yeryüzünde bizden güçlüsü olmayacak!
    En mutlu olduğumuz yerde en güçlü de olacağız seninle…
    Bu bir sonun değil bir varoluşun başlangıcıdır.
    Geçmişteki tüm alışkanlıkların bana alışmanı önleyemez artık…

  • —  Ümit Yaşar Oğuzcan

  • * * * * * * *

  • Ben bir Ayten’dir tutturmuşum

    Oh ne iyi

    Ayten’li içkiler içip

    Sarhoş oluyorum ne güzel

    Hoşuma gitmiyorsa rengi denizlerin

    Biraz Ayten sürüyorum güzelleşiyor

    Şarkılar söylüyorum

    Şiirler yazıyorum

    Ayten üstüne

    Saatim her zaman Ayten’e beş var

    Ya da Ayten’i beş geçiyor

    Ne yana baksam gördüğüm o

    Gözümü yumsam aklımdan Ayten geçiyor

    Bana sorarsanız mevsimlerden Aytendeyiz

    Günlerden Aytenertesidir

    Odur gün gün beni yaşatan

    Onun kokusu sarmıştır sokakları

    Onun gözleridir şafakta gördüğüm

    Akşam kızıllığında onun dudakları

    Başka kadını övmeyin yanımda gücenirim

    Ayten’i övecekseniz ne ala, oturabilirsiniz

    Bir kadehte sizinle içeriz Ayten’li İki laf ederiz

    Onu siz de seversiniz benim gibi

    Ama yağma yok

    Ayten’i size bırakmam

    Alın tek kat elbisemi size vereyim

    Cebimde bir on liram var

    Onu da alın gerekirse

    Ben Ayten’i düşünürüm, üşümem

    Üç kere adını tekrarlarım, karnım doyar

    Parasızlık da bir şey mi

    Ölüm bile kötü değil

    Aytensizlik kadar

    Ona uğramayan gemiler batsın

    Ondan geçmeyen trenler devrilsin

    Onu sevmeyen yürek taş kesilsin

    Kapansın onu görmeyen gözler

    Onu övmeyen diller kurusun

    İki kere iki dört elde var Ayten

    Bundan böyle dünyada

    Aşkın adı Ayten olsun

Ümit Yaşar Oğuzcan

  • * * * * * * *

  • Sen aşk nedir bilmezdin

  • — Ümit Yaşar Oğuzcan

  • * * * * * * *

  • Gülüp geçerdin sevgilere uzaktan

    Şimdi geniş bir bahçedir kalbin

    Sevgiden, güzellikten, aşktan

    Şimdi iri gözlerin arzu dolu

    Yakan, özleten bir şey ellerinin sıcaklığı

    Gitgide eksiliyor bakışlarında yüzün

    Geçen aşksız günlerin bıraktığı

    Bir çeşme var aramızda görüyor musun

  • * * * * * * *

  • Sen de bir daha dünyaya gelsen
    Yine beni sevmezdin..
    Kahrımdan öleyim diye..

  • Biliyorum,

  • Karanlıktayım, katran gecelerdeyim
    Cehennem misali bir yerdeyim
    Bir demir nasıl paslanır, bir elma nasıl çürürse
    İşte öyleyim…

  • *

  • Nice güzellikler gördüm yeryüzünde,
    En güzeli bir sabah ellerinle uyanmak…

  • —  Ümit Yaşar Oğuzcan

Sen gidersen başkent gider.

İçim üşür,ayaz düşer.
İzmir’de Konak meydanı,
İstanbul’da Taksim düşer.

Ümit Yaşar Oğuzcan

Yazar: Ophelian

Ophelian’in profil fotoğrafı
Şiirler Hiç Bitmesin İstiyorum

Bir Cevap Yazın