Ünlü Şairlerden Anneler Günü Şiirleri

Ünlü Şairlerden Anneler Günü Şiirleri

Son Kez Anne

Son Kez Anne..

Sar beni…

Son kez..

İBRAHİM İNECİK

Anne dedim, efendim küçüğüm dedin ben hiç büyümedim, büyüyen sadece sana olan sevgim, Anneler günün kutlu olsun sevdiceğim.

ANAM

Dokuz ay koynunda gezdirdi beni

Ne cefalar çekti ne etti anam

Acı tatlı zahmetime katlandı

Uçurdu yuvadan yürüttü anam

Anaların hakkı kolay ödenmez


Analara ne yakışmaz ne denmez

Kan uykudan gece kalkar gücenmez

Emzirdi salladı uyuttu

Anam doğurdu beni Sivas ilinde

Sivralan Köyünde tarla yolunda

Azığı sırtında orak elinde

Taşlı tarlalarda avuttu

Anam ben yürürdüm anam bakar gülerdi

Huysuzluk edersem kalkar döverdi

Hemen kucaklayıp okşar severdi

Çirkin huylarımı soyuttu anam

Çocuğuydum anam bana ders verdi

Okumamı çalışmamı ön gördü

Milletine bağlı ol da dur derdi

Vatan sevgisini giyitti anam

Tükenmez borcum var anama benim

Onun varlığından oldu bedenim

Kimi köylü kızı kimisi hanım

Ta ezel tarihte kayıtlı anam

Veysel der kopar mı analar bağı

Analar doğurmuş ağayı beyi

İşte budur sözlerimin gerçeği

Okuttu öğretti büyüttü anam Aşık Veysel’i

Âşık Veysel Şatıroğlu

 

* * * * * * *

Annem, bir tanem, gül tanem, inci tanem, nur tanem güzelliği ile beni büyüleyen annem seni çok seviyorum yaşadığım müddetçe seni hep seveceğim; Anneler günün kutlu olsun.

ANNE

İlk kundağın

Ben oldum, yavrum;

İlk oyuncağın

Ben oldum.

Acı nedir

Tatlı nedir. bilmezdin

Dilin damağın

Ben oldum.

Elinin ermediği

Dilinin dönmediği

Çağlarda, yavrum

Kolun kanadın

Ben oldum

Dilin dudağın

Ben oldum.

Belki kıskanırlar diye

Gördüklerini

Sakladım gözlerden

Gülücüklerini.

Tülün duvağın

Ben oldum!

Artık isterlerse adımı

Söylemesinler bana

‘Onun Annesi’ diyorlar.

Bu yeter sevgilim bu yeter bana!

Bir dediğini iki

Etmiyeyim diye öyle çırpındım ki

Ve seni öyle sevdim sana

O kadar ısındım ki

Usanmadım, yorulmadım, çekinmedim

Gün oldu kırdın.

İncinmedim;

İlk oyuncağın

Ben oldum Yavrum

Son oyuncağın

Ben oldum.

Layık değildim

Layık gördüler

Annen oldum yavrum

Annen oldum!

Arif Nihat Asya

 

* * * * * * *

Sen varsın ben varım, sen benim için hep var olansın. Annem canım herşeyim Anneler günün kutlu olsun.

ANNE NE YAPTIN ?

Anne sana kim dedi yavrunu doğurmayı?

Sanki karnında fazla yaramazlık mı ettim?

Senden istemiyordum ne tacı ne sarayı

Karnında yaşıyordum kafiydi saadetim.

Bir kere doğurdunsa sonra niçin büyüttün?

Kundakta beşikte de bir zahmetim mi vardı?

Koynundan niçin attın yavrunu bütün bütün.

Bilmiyor muydun ki o yalnızlıktan korkardı?

Sütünden tatlı mıdır anne sanki bu hayat?

Bana sorsana anne yaşamak bir hüner mi?

El aç yalvar gündüze geceye boyun uzat

Bu uğurda bir ömür çürütmeye değer mi?

Karnında yaşıyordum kafiydi saadetim

Anne istemiyordum ne tacı ne sarayı

Anne karnında fazla yaramazlık mı ettim?

Anne sana kim dedi yavrunu doğurmayı?

Cahit Sıtkı Tarancı

* * * * * * *

Dün gece seni gördüm rüyamda, ben doğmamışken o güzel rahim kucağında, sesini duydum kalbinin atışında, doğurmuştun beni gün doğumunda sarılmıştın bana o güzel kokunla, seni özledim anne, gittiğin yere selam yolluyorum tüm aşkımla, Anneler günün kutlu olsun canım.

ANNELER VE ÇOCUKLAR

Anne ölünce çocuk

Bahçenin en yalnız köşesinde

Elinde bir siyah çubuk

Ağzında küçük bir leke

Çocuk öldü mü güneş

Simsiyah görünür gözüne

Elinde bir ip nereye

Bilmez bağlayacağını anne

Kaçar herkesten

Durmaz bir yerde

Anne ölünce çocuk

Çocuk ölünce anne

Sezai Karakoç

* * * * * * *

ANNECİĞİM

Ak saçlı başını alıp eline,

Kara hülyalara dal anneciğim!

O titrek kalbini bahtın yeline,

Bir ince tüy gibi sal anneciğim!

Sanma bir gün geçer bu karanlıklar,

Gecenin ardında yine gece var;

Çocuklar hıçkırır, anneler ağlar,

Yaşlı gözlerinle kal anneciğim!

Gözlerinde aksi bir derin hiçin,

Kanadın yayılmış, çırpınmak için;

Bu kış yolculuk var, diyorsa için,

Beni de beraber al anneciğim!.

Necip Fazıl Kısakürek

* * * * * * *

ANNEM VE AKŞAM

bir kapı açıldı, ansızın, baktık:

akşam! kimse benzemez oldu kendine;

kim bilir ne kadar hüzünlü artık,

bir odadan ötekine geçmek bile.

sen neysen o kadarsın, ey akşam!

annem içini çekiyor kimi ansa;

ürkü! biri ansızın bir gül koparsa;

şimdi uzak olandır neye ulaşsam.

ah, akşamdan bile ürküyor çocuk;

her yer alacakaranlık gurbet;

soldu annem, solarken goblen ve tülbent;

ve akşamın ucuna doğru yolculuk.

bir türkü söylendi, neyin tadı var?

akşam bile bitti, kalmadı çünkü.

çekildik, bir başına kaldı o türkü;

kapılar arkamızdan kapanmadılar.

Hilmi Yavuz

* * * * * * *

ANNEM YOK ARTIK

Annem yok artık.Beni düşünen kalbi yok.Bitti.

Umutsuz olmak istemiyorum.

Umutsuzlugun bir çıkar yol olmadıgını biliyorum.

Annem yok artık,yeryüzü çok gördü onu,

Kalabalığın arasında kuş gibi çırpınan varlığını

Çok gördü

Dalgın yüregini çok gördü

Bizim için çarpan,kaygılarla dolu yüreğini.

Annem yok artık.Bu kesin.Gelinecek bir yere gitmedi.

İşte geldim çocuklar demeyecek

Nasılsın yavrum demeyecek

Sobanın yanında oturup uzatmayacak yorgun ayaklarını,

Sabah kahvaltılarının masası olmayacak artık,

Yine gel demeyecek,

Çıkarken ben kapıdan,çıkıp karanlığa karışırken

Yeni bir dönemi başladı ömrümün,

Annemin olmadığı dönemi,

Onu yüregimin üstüne nasıl bastırmak

İstediğimi bilemeyecek artık.

Gençlik dönemleri birşey anlatmıyor bana,

Aklımda hep son dönemlerinin annemi

Hayatım sürüp gidecek,annem olmadan,

Çocuklarım oldugunda onlara annemi anlatabileceğim

Sadece.

Fotoğraflarına bakacaklar,

Ufarak,biraz mahsunca bir kadın

Küçücük tozlu pabuçlarıyla merdivenleri tırmanıp

Kapımı açıp girmeyecek

Yüreği dopdolu,trafikten insanlardan şaşkın,

Kocasına sıgınan biraz bütün fotograflarında

Hayatım rüzgar gibi akıp geçiyor,

Ugultulu bir rüzgar gibi akıp geçiyor hayatım.

Ataol Behramoğlu

* * * * * * *

ANNEME MEKTUP

Ben bu gurbet ile düştüm düşeli,

Her gün biraz daha süzülmekteyim.

Her gece, içinde mermer döşeli,

Bir soğuk yatakta büzülmekteyim.

Böylece bir lâhza kaldığım zaman,

Geceyi koynuma aldığım zaman,

Gözlerim kapanıp daldığım zaman,

Yeniden yollara düzülmekteyim.

Son günüm yaklaştı görünesiye,

Kalmadı bir adım yol ileriye;

Yüzünü görmeden ölürsem diye,

Üzülmekteyim ben, üzülmekteyim

Necip Fazıl Kısakürek

* * * * * * *

UNUTTUM NASILDI ANNEMİN YÜZÜ

Unuttum, nasıldı annemin yüzü

Unuttum, sesi nasıldı annemin.

Gece bir örtü olsun anılardan

Kara yüreğime örtüneyim

Unuttum, nasıldı annemin gülüşü

Unuttum nasıldı ağlarken annem.

Yaşam sallasın kollarında beni

Küçücük oğluyum onun ben.

Unuttum, elleri nasıldı annemin

Unuttum gözleri nasıldı bakarken.

Kuru ot kokusu getirsin rüzgar

Yağmur usulcacık yağarken.

Ataol Behramoğlu

* * * * * * *

Analık nedir Annem?” derdim de anacığıma; “Ben ol da bil” derdi Mevlânaca..

Ben ol da bil!

“Sen” oldum annem bak!..

“Sen” oldum ve bildim neymiş bu işin yürekcesi..

Hani “Köpekler bile “ana” olmasın” derdin ya hep, o ızdıraplı yüreğinle, o engin şefkatinle..

Anlamazdık o zaman biz zamâneler..

“Zor kızım, çok zor analık” derdin ardından derin bir iç çekişle..

Zormuş anam..

Ana olmak “Hiç” ken “Hep” olmakmış meğer..Çoğalmakmış durmadan..

Dünyaya meydan okumak, mazi ve istikbâli sırtlamak, pervâsız bir gözü karalıkmış..

Zormuş Annem..Olduk, gördük, bildik bak..

Ana olmak meğer; Kor ateşlerde üşümesi, kara kışlarda buz kesmesiymiş yüreğin..

Hep; “Ben!” derken,

Artık; “O”, “İllâ O!” demesiymiş..

Hiç varmayacağı kapıları çalması, hiç ederek ömrünü, adanmasıymış.

Hiç kızmaması yüreğin, almayı hiç düşünmeden hep vermesiymiş.

Hep sarıp-sarmalaması, hiç hesap sormadan, hep dost hep yâr olmasıymış..

Zormuş Anam..

Meğer ölümüne bir kara sevdaymış analık..

Olduk, gördük, bildik bak..

 

CAN YÜCEL

* * * * * * *

UFUKLAR

Ruh ufuksuz yaşamaz.
Dağlar ufkunda mehabet,
Ova ufkunda huzur,
Deniz ufkunda teselli duyulur.
Yalnız onlarda bulur ruh ezeli lezzetini.
Bu ufuklar avutur ruhu saatlerce fakat
Bir zaman sonra derinden duyulur yalnızlık.
Ruh arar kendine ruh ufku.
Manevi ufku çok engin ulu peygamberler
-Bahsin üstündedirler onlar-lakin Hayli mesud idiler dünyada;
Yaşıyorlardı havarileri, ashabıyla;
Ne ufuklar! Ne güzel ruh imiş onlar!
Yarab! Annemin na’şını gördümdü
Bakıyorken bana sabit ve donuk gözlerle,
Acıdan çıldıracaktım.
Aradan elli dokuz yıl geçti.
Ah o sabit bakış el’an yaradır kalbimde.
O yaşarken o semavi, o gülümser gözler
Ne kadar engin ufuklardı bana;
Teneşir tahtası üstünde o gün,
Bakmaz olmuştular artık bu bizim dünyaya.
Yaşayan her fani
Yaşayan ruh özler
Her sıkıldıkça arar,
Dar hayatında ya dost ufku, ya canan ufku.

Yahya Kemal BEYATLI

* * * * * * *

HAYAT NEDİR ANNE

Benim hiç sapanım olmadı anne,
Ne kuşları vurdum, ne de kimsenin camını kırdım…
Çok uslu bir çocuk değildim ama,
Seni hiç kırmadım, hep boynumu kırdım.
Ben hayatım boyunca bir tek kendimi vurdum!
Suskun görünsem de, fırtınalı ve mağrurdum anne.
Bir mızrak gibi, aynada hep dik durdum anne!
Ben sana hiç bir gün laf getirmedim, leke sürmedim.
Ama göğsümü çok hırpaladım, kalbimi çok yordum…
Ben hayatım boyunca, en çok kendimi sordum!
Benim hiç sevgilim olmadı anne,
Ne bir yuva kurdum, ne bir gün şansım güldü…
Öpemeden bir bebeğin gidişini, tükendi gitti çağım…
Kimi yürekten sevdiysem, yüreğini başkasına böldü…
Bir muhabbet kuşum vardı, o da yalnızlıktan öldü.
Sen beni göğsünde hep acılarla mı soğurdun anne?
Yoksa evlat diye, koca bir taş mı doğurdun anne?
Eziyet degilim, zahmet değilim, musibet hiç değilim
Bir senin mi balına sinek kondu, söylesene!
Doğurdun da beni, ne ile yoğurdun anne?
Benim hiç hayalim olmadı anne…
Ne seni rahat ettirdim, ne kendim ettim rahat…
Bir mutluluk fotoğrafı bile çektirmedi bu hayat.
Kaybolmuş bir anahtar kadar sahipsizim anne…
Ne omuzumda bir dost eli, ne saçımda bir şefkat.
Say ki yollardan akan, şu faydasız çamurdum anne…
Say ki ıslanmaktım, üşümektim, say ki yağmurdum anne!
Bunca yıldır gözyaşlarını, hangi denizlere sakladın?
Oy ben öleyim, sen beni ne diye doğurdun anne?

Yusuf HAYÂLOĞLU

* * * * * * *

ANACIĞIM

Nasıl hatırlamam anacığım nasıl
Kaç geceler bana ninni söylerdi
Hasta olunca oydu başucumda bekleyen
Biraz yorulmayayım, üzülmeyeyim, hemen
Alır kucağına okşardı, saçlarımı öperdi.
Nasıl hatırlamam anacığım nasıl
Uzun kış geceleri masal masaldı
Güzel çoban kızları, iyi kalpli sultanlar
Bir suyun akışı gibi geçip gitti zamanlar
Şimdi ne o dünkü çocuk, ne de o masal kaldı.

Nasıl hatırlamam anacığım nasıl
Yıkayan oydu mürekkep lekeli parmaklarımı
Akşam biraz geciksem yollara düşerdi
Sokağa çıkarken «Yavrucuğum üşütme» derdi.
Hemen bir kazak örerdi biraz boş kaldı mı.
Nasıl hatırlamam anacığım nasıl
Bilirim yine kalbinde yerim anacığım
Selam sana Anneler Günü İstanbul’dan
Yeni dönmüşçesine bir akşam okuldan
Vefalı ellerinden öperim anacığım.

Ümit Yaşar OĞUZCAN

* * * * * * *

ANNE

Uyusun da büyüsün
derdin büyüdüm anne.
Bana o ak sütünden
Verdin, büyüdüm anne.

Uykuma yıldızları
Serdin , büyüdüm anne.
Anne güzelliğine
Erdin, büyüdüm anne.

Faruk Nafiz ÇAMLIBEL

* * * * * * *

ANNELER VE ÇOCUKLAR

Anne öldü mü çocuk
Bahçenin en yalnız köşesinde
Elinde siyah bir çubuk
Ağzında küçük bir leke

Çocuk öldü mü güneş
Simsiyah görünür gözüne
Elinde bir ip nereye
Bilmez bağlayacağını anne

Kaçar herkesten
Durmaz bir yerde
Anne ölünce çocuk
Çocuk ölünce anne

Sezai KARAKOÇ

* * * * * * *

ANNE

İlk kundağın
Ben oldum, yavrum;
İlk oyuncağın
Ben oldum.

Acı nedir
Tatlı nedir… bilmezdin
Dilin damağın
Ben oldum.
Elinin ermediği
Dilinin dönmediği
Çağlarda, yavrum
Kolun kanadın
Ben oldum
Dilin dudağın
Ben oldum.

Belki kıskanırlar diye
Gördüklerini
Sakladım gözlerden
Gülücüklerini…
Tülün duvağın
Ben oldum!

Artık isterlerse adımı
Söylemesinler bana
‘Onun Annesi’ diyorlar…
Bu yeter sevgilim bu yeter bana!

Bir dediğini
İki etmiyeyim diye
Öyle çırpındım ki
Ve seni öyle sevdim sana
O kadar ısındım ki
Usanmadım, yorulmadım, çekinmedim
Gün oldu kırdın…
İncinmedim;
İlk oyuncağın
Ben oldum.. Yavrum
Son oyuncağın
Ben oldum…

Layık değildim
Layık gördüler
Annen oldum yavrum
Annen oldum!

Arif Nihat ASYA

* * * * * * *

ANNE NE YAPTIN

Anne sana kim dedi yavrunu doğurmayı?
Sanki karnında fazla yaramazlık mı ettim?
Senden istemiyordum ne tacı ne sarayı
Karnında yaşıyordum kafiydi saadetim.

Bir kere doğurdunsa sonra niçin büyüttün?
Kundakta beşikte de bir zahmetim mi vardı?
Koynundan niçin attın yavrunu bütün bütün.
Bilmiyor muydun ki o yalnızlıktan korkardı?

Sütünden tatlı mıdır anne sanki bu hayat?
Bana sorsana anne yaşamak bir hüner mi?
El aç yalvar gündüze geceye boyun uzat
Bu uğurda bir ömür çürütmeye değer mi?

Karnında yaşıyordum kafiydi saadetim
Anne istemiyordum ne tacı ne sarayı
Anne karnında fazla yaramazlık mı ettim?
Anne sana kim dedi yavrunu doğurmayı?

Cahit Sıtkı TARANCI

* * * * * * *

ANNEM YOK ARTIK

Annem yok artık.
Beni düşünen kalbi yok.Bitti.
Umutsuz olmak istemiyorum.
Umutsuzluğun bir çıkar yol olmadığını biliyorum.
Annem yok artık,yeryüzü çok gördü onu,
Kalabalığın arasında kuş gibi çırpınan varlığını
Çok gördü
Dalgın yüreğini çok gördü
Bizim için çarpan,kaygılarla dolu yüreğini.
Annem yok artık.Bu kesin.Gelinecek bir yere gitmedi.
İşte geldim çocuklar demeyecek
Nasılsın yavrum demeyecek
Sobanın yanında oturup uzatmayacak yorgun ayaklarını,
Sabah kahvaltılarının masası olmayacak artık,
Yine gel demeyecek,
Çıkarken ben kapıdan, çıkıp karanlığa karışırken
Yeni bir dönemi başladı ömrümün,
Annemin olmadığı dönemi,
Onu yüreğimin üstüne nasıl bastırmak
İstediğimi bilemeyecek artık.
Gençlik dönemleri birşey anlatmıyor bana,
Aklımda hep son dönemlerinin annemi
Hayatım sürüp gidecek,annem olmadan,
Çocuklarım olduğunda onlara annemi anlatabileceğim
Sadece.
Fotoğraflarına bakacaklar,
Ufarak,biraz mahsunca bir kadın
Küçücük tozlu pabuçlarıyla merdivenleri tırmanıp
Kapımı açıp girmeyecek
Yüreği dopdolu,trafikten insanlardan şaşkın,
Kocasına sığınan biraz bütün fotoğraflarında
Hayatım rüzgar gibi akıp geçiyor,
Uğultulu bir rüzgar gibi akıp geçiyor hayatım..

Ataol BEHRAMOĞLU

* * * * * * *

ANNEN

Sen bir avuç bebektin
Kimdi süt veren sana,
Hastalandın ölecektin
Kim kanat gerdi sana?
Senin minik başını
Avuçlarına alıp
Gece uykusuz kalıp
Kucağında kim salladı
Ağladın, seninle kim ağladı
Annen!
Sana ilk adımını attıran kimdir
Konuşmayı öğretti sana bir bir
Annen!
Sen şimdi giderken okula
Sefertasını kim hazırlar?
Kim bakar arkandan yola?
Sende en çok kimin hakkı var
Kimdir seni en çok seven
Annen!
Dünyayı hiç değilse bir günlüğüne
allı pullu bir balon gibi verelim
oynasınlar oynasınlar türküler söyleyerek yıldızların arasında
dünyayı çocuklara verelim
kocaman bir elma gibi verelim
sıcacık bir ekmek somunu gibi
hiç değilse bir günlüğüne doysunlar
dünyayı çocuklara verelim
bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı
çocuklar dünyayı alacak elimizden ölümsüz ağaçlar dikecekler

Nâzım HİKMET

* * * * * * *

Yazar: Ophelian

Ophelian’in profil fotoğrafı
Şiirler Hiç Bitmesin İstiyorum

Bir Cevap Yazın