Ünlü Şairlerden BEN Şiirleri

BEN ÖLÜRSEM AKŞAM ÜSTÜ ÖLÜRÜM

Ben ölürsem akşamüstü ölürüm

Şehre simsiyah bir kar yağar

Yollar kalbimle örtülür

Parmaklarımın arasından

Gecenin geldiğini görürüm

Ben ölürsem akşamüstü ölürüm

Çocuklar sinemaya gider

Yüzümü bir çiçeğe gömüp

Ağlamak gibi isterim

Derinden bir tren geçer

Ben ölürsem akşamüstü ölürüm

Alıp başımı gitmek isterim

Bir akam bir kente girerim

Kayısı ağaçları arasından

Gidip denize bakarım

Bir tiyatro seyrederim

Ben ölürsem akşamüstü ölürüm

Uzaktan bir bulut geçer

Karanlık bir çocukluk bulutu

Gerçeküstü bir ressam

Dünyayı değiştirmeye başlar

Kuş sesleri, haykırışlar

Denizin ve kırların

Rengi birdenbire karışır

Sana bir şiir getiririm

Sözler rüyamdan fışkırır

Dünya bölümlere ayrılır

Birinde bir pazar sabahı

Birinde sararmış yapraklar

Birinde bir adam

Her şeye yeniden başlar

ATAOL BEHRAMOĞLU

* * * * * * *

BEN SENDEN ÖNCE ÖLMEK İSTERİM

Ben

senden önce ölmek isterim.

Gidenin arkasından gelen

gideni bulacak mı zannediyorsun?

Ben zannetmiyorum bunu.

İyisi mi,beni yaktırırsın,

odanda ocağın üstüne korsun

içinde bir kavanozun.

Kavanoz camdan olsun,

şeffaf, beyaz camdan olsun

ki içinde beni görebilesin

Fedakarlığımı anlıyorsun

vazgeçtim toprak olmaktan,

vazgeçtim çiçek olmaktan

senin yanında kalabilmek için.

Ve toz oluyorum

yaşıyorum yanında senin.

Sonra, sen de ölünce

kavanozuma gelirsin.

Ve orada beraber yaşarız

külümün içinde külün

ta ki bir savruk gelin

yahut vefasız bir torun

bizi ordan atana kadar…

Ama biz

o zamana kadar

o kadar

karışacağız

ki birbirimize,

atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz

yan yana düşecek.

Toprağa beraber dalacağız.

Ve bir gün yabani bir çiçek

bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse

sapında muhakkak

iki çiçek açacak :

biri sen

biri de ben.

Ben

daha ölümü düşünmüyorum.

Ben daha bir çocuk doğuracağım

Hayat taşıyor içimden.

Kaynıyor kanım.

Yaşayacağım, ama ,çok, pek çok,

ama sen de beraber.

Ama ölüm de korkutmuyor beni.

Yalnız pek sevimsiz buluyorum

bizim cenaze şeklini.

Ben ölünceye kadar da

Bu düzelir herhalde.

Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bugünlerde?

İçimden bir şey :

belki diyor.

 

 

NAZIM HİKMET

 

* * * * * * *

 

BEN EYLÜL SEN HAZİRAN

 

Bir eylüldü başlayan içimde

Ağaçlar dökmüştü yapraklarını

Çimenler sararmıştı

Rengi solmuştu tüm çiçeklerin

Gökyüzünü kara bulutlar sarmıştı

Katar gidiyordu kuşlar uzaklara

Deli deli esiyordu rüzgar

Dağılmıştı yazdan kalan ne varsa

Yaşanmamış bir mevsim gibiydi bahar

 

Neydi o bir zamanlar

Sevmişliğim, sevilmişliğim

O heyheyler, o delişmenlikler neydi

Ne bu kadere boyun eğmişliğim

Ne bu acıdan korlaşan yürek

Ne bu kurumuş nehir; gözyaşım

Önümdeki diz boyu karanlıklar da ne

Ne bu ardımdaki kül yığını; elli yaşım

 

Beni kötü yakaladın haziran

Gamlı, yıkık eylül sonuma

Bir ilk yaz tazeliği getirdin

Masmavi göğünle

Cana can katan güneşinle

Pırıl pırıl engin denizinle girdin içime

Çiçekler açtı dokunduğun

Çimler büyüdü yürüdüğün

Ve güller katmer oldu güldüğün yerde

 

Başımda senin kuşların kanat çırpıyor şimdi

Oldurduğun yemişlerin ağırlığından

Dallarım yere değiyor

Güneşi batmadan saçlarının

Bir dolunay doğuyor bakışlarından

Gün boyu senden bir meltem esiyor yanan alnıma

Uykusuz gecelerim seninle apaydınlık

Başım dönüyor, of başım dönüyor yaşamaktan

Ölebilirim artık

 

Ölme diyorsan; gitme kal öyleyse

Sarıl sımsıkı, tenim ol, beni bırakma

Baksana; parmak uçlarım ateş

Lavlar fışkırıyor göz bebeklerimden

Hadi gel, tut ellerimi, benimle yan

Benimle meydan oku her çaresizliğe

Benimle uyu, benimle uyan

Birlikte varalım on üçüncü aylara

 

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

 

* * * * * * *

 

BEN SENİN EN ÇOK

 

Ben senin en çok sesini sevdim

Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi

Önce aşka çağıran,sonra dinlendiren

Bana her zaman dost, her zaman sevgili

 

Ben senin en çok ellerini sevdim

Bir pınar serinliğinde, küçücük ve ak pak

Nice güzellikler gördüm yeryüzünde

En güzeli bir sabah ellerinle uyanmak

 

Ben senin en çok gözlerini sevdim

Kâh çocukça mavi, kâh inadına yeşil

Aydınlıklar, esenlikler, mutluluklar

Hiç biri gözlerin kadar anlamlı değil

 

Ben senin en çok gülüşünü sevdim

Sevindiren, içimde umut çiçekleri açtıran

Unutturur bana birden acıları, güçlükleri

Dünyam aydınlanır sen güldüğün zaman

 

Ben senin en çok davranışlarını sevdim

Güçsüze merhametini, zalime direnişini

Haksızlıklar, zorbalıklar karşısında

Vahşi ve mağrur bir dişi kaplan kesilişini

 

Ben senin en çok sevgi dolu yüreğini sevdim

Tüm çocuklara kanat geren anneliğini

Nice sevgilerin bir pula satıldığı bir dünyada

Sensin, her şeyin üstünde tutan sevdiğini

 

Ben senin en çok bana yansımanı sevdim

Bende yeniden var olmanı, benimle bütünleşmeni

Mertliğini, yalansızlığını, dupduruluğunu sevdim

Ben seni sevdim, ben seni sevdim, ben seni…

 

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

 

* * * * * * *

 

BEN DEĞİLDİM

 

Bir aksam ustu pencerenden bakıyordun

Ağır ağır, yollara inen karanlığa.

Bana benzeyen biri geçti evinin önünden.

Kalbin başladı hızlı hızlı çarpmaya..

O gecen ben değildim.

 

Bir gece, yatağında uyuyordun..

Uyanıverdin birden, sessiz dünyaya.

Bir rüyanın parçasıydı gözlerini açan,

Ve karanlıklar içindeydi odan…

Seni gören ben değildim.

 

Ben çok uzaktaydım o zaman,

Gözlerin kavuştu ağlamaya, sebepsiz ağlamaya.

Artık beni düşünmeye başladığından

Bıraktın kendini aşk içinde yasamaya..

Bunu bilen ben değildim.

 

 

Bir kitap okuyordun dalgın..

İçinde insanlar seviyor, ya da ölüyorlardı.

Genç bir adamı öldürdüler romanda.

Korktun, bütün yininle ağlamaya başladın..

O ölen ben değildim..

 

ÖZDEMİR ASAF

* * * * * * *

BEN SENİ ASLA

 

Sen hayatımın en vazgeçilmez aşkı

Sen uğrunda en çıldırdığım esmer

Sen yolunda savaşlar verdiğim sevdam

Sen uğrunda ölümlere gidip geldiğim

Sen beklediğim

Sen özlediğim

Sen gizlediğim…

 

Güneş doğmayı unutabilir

Sabah olmayı

Yağmur yapmayı

Ama ben seni asla…

 

Çiçekler açmayı unutabilir

Kuşlar uçmayı

Baharlar gelmeyi

Ama ben seni asla…

 

Ne zaman bir şiir okunsa aklımdasın

Ne zaman bir telefon çalsa karşımdasın

Sen tanrımın en güzel armağanı

Sen hayatımın en gerçek yalanı

Sen bütün huylarımı ezbere bilen

Sen gözyaşlarımı en iyi silen

Sen dünyanın en güzel kadını

 

Sen yemeğimin tuzu

Yüreğimin buzu

Anasının en güzel kızı

Sen kalbimde en tatlı sızı

Sen bütün varlığımın en sevimli hırsızı

Sen sevdikçe sevilesi

Övdükçe övülesi

Öptükçe öpülesi aşkım…

 

Sen beni yokluğuyla delirten

varlığıyla yolumu yolundan çeviren

Sevdasıyla beni bir dağ gibi deviren kadın

Bundan böyle senden sorulsun günahlarım

Sende bütün sorularım

Sende bütün cevaplarım

Adam olmuşsam senden

Katil olursam senden

Ben çoktan vazgeçtim kendimden

Ama senden

Asla kadınım

ASLA! …

 

AHMET SELÇUK İLKAN

 

* * * * * * *

 

BEN DE

 

Ne çok anlatacaklarınız var

Birbirimize nişanlılar!

Ben de bir zamanlar sizin kadar mesuttum,

Ben de şu parkın sıralarında oturdum,

Ümid ettim, hayal kurdum…

Şahit bütün ömrüme bu şehir, bütün yurdum.

Ben de o mektepte okurdum

Küçük mektepli!

Bugün gibi hatıramda

İlk gün, ilk ders, ilk hece.

Şiirler yazmak için öğrendiğim güzel Türkçe.

Yeni kitaplarım, siyah göğüslüğüm,

Sevinçle dolup taşardı gönlüm.

Beri yanda günler akar giderdi.

Benim de bir anne üstüme titrer

Bir baba benimle iftihar ederdi.

 

ZİYA OSMAN SABA

Yazar: Ophelian

Şiirler Hiç Bitmesin İstiyorum

Bir Cevap Yazın