ÜNLÜ ŞAİRLERDEN GÜL ŞİİRLERİ

sevginin-simgesi-gul-un-omru-uzadi-4325179_3743_o

BEYAZ GÜL

seni arıyorum kalabalık caddelerde,

tanımadığım insanlar geçiyor, sen yoksun..

perişan hayallerimin başladığı yerde,

sana sesleniyorum, duyuyor musun?

 

beyaz güller açtı bahçelerde , sevdiğin..

ya o karanfil , baygın kokulu çiçek.

gel yalnızlık bahçeme beyazlar giyin,

anladım ki bu ömür sensiz geçmeyecek.

 

odamı süsleyen ellerini uzat,

hazzından dile gelsin bastığın halı..

açılsın sevincinden perdeler kat kat..

ışık ve ateş senin için yanmalı..

 

sonra çevir düğmesini, radyonun

sevdiğin musiki dolsun odama,

dinle şarkısını büyük koronun,

beni düşün! beni düşün ağlama..

 

içimden bir ses diyor ki sabret..

sonu gelecek bu yalnızlığın,

bütün aynalar gülecek elbet,

açılacak kapılar ansızın..

 

yalnız sen varsın beyaz gülüm,

evde bahçede ve sokakta,

bir eylül akşamı gördüğüm ,

o beyaz hayalsin uzakta..

 

yakınsın yalnızlık kadar,

uzaksın yakınmış gibi,

sensiz yaşadığım yıllar

bu kadar güzel değildi.

 

yeter.. gel artık yeter..

karanfiller açtı gel

kış bahçesinde , güller

beyaz güller açtı gel !!

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

* * * * * * *

GÜL

Ey bâkir cümbüşü her özleyişten sıcak

Bin uykuya yaslanmış sessiz kamaşan şafak;

Her bahçenin üstünde ve her ufuktan başka,

Yıldızların tuttuğu ayna, ezelî aşka,

Bir sır gibi hayattan ve ölümden öteye

İlk arzunun toprağa mal olmuş lezzetiyle…

 

Ardından ağlanacak ne varsa ömrümüzde,

Tekrar doğuşun sırrı gülümseyen bir yüzde,

Uykusuz geceleri içten kemiren hüzün,

Bin azabın çarkında gerilmiş ağaran gün;

Öpüşler, gözyaşları, vaitler ve hicranlar;

O derin sükutların aydınlattığı anlar

Bir sonsuz uçurumda uyanmış gibi birden

Sazlar sustuktan sonra duyulan nağmelerden;

Doldurur hiç durmadan uzattığı bu tası,

Gül, ey bir âna sığmış ebediyet rüyası!

 

AHMET HAMDİ TANPINAR

 

* * * * * * *

RÜZGAR GÜLÜ

Her yandan duyarım bir gül kokusu,

Meltemle dağıtır uzak bahçeler.

Günbatısı, poyraz ve gündoğusu,

Cenup rüzgârları ruhumu çeler.

 

Bilmem ki nerede bu gizli bahar?

Nereden bu ıtri alıyor rüzgâr?

İklimler dışında bir iklim mi var?

Ne fecir bir şey der, ne şafak söyler.

 

Gün olur çağırır beni her ufuk,

Sevdalar eline başlar yolculuk,

Elinde bir rüzgârgülü, bir çocuk,

Durmadan yüzüme bakarak üfler.

 

AHMET KUTSİ TECER

* * * * * * *

BİR GÜLÜ SEVDİM

Bu son buluşmamız

Bu son görüşmemiz

Kimbilir bir daha karşılaşmayız

Belkide bir daha görüşemeyiz

Ayrılmalıyız ayrılmalıyız

Bir gülü sevdim

Bir seni sevdim

Bir mevsimlikmiş senle aşkımız

Gel gitme desem kal etme desem

Hiç faydası yok ayrılmalıyız

Senin gözlerin yaşlı

Benim yüreğim yaslı

Bu aşkta bir umut kalmadı yazık

Seni bir başkası bekliyor artık

Ayrılmalıyız ayrılmalıyız

 

AHMET SELÇUK İLKAN

* * * * * * *

GÜL KOKUYORSUN

gül kokuyorsun bir de

amansız, acımasız kokuyorsun

gittikçe daha keskin kokuyorsun, daha yoğun

dayanılmaz birşey oluyorsun, biliyorsun

hırçın hırçın, pembe pembe

öfkeli öfkeli gül

gül kokuyorsun nefes nefese

 

gül kokuyorsun, amansız kokuyorsun

ve acı ve yiğit ve nasıl gerekiyorsa öyle

sen koktukça düşümde görüyorum onu

düşümde, yani her yerde

yüzü sararmış, titriyor dudakları

şakakları ter içinde

tam alnının altında masmavi iki ateş

iki su

iki deniz bazan

bazan iki damla yaz yağmuru

mermerini emerek dağlarının

şiirler söylüyor gene

ölümünden bu yana yazdığı şiirler

kızaraktan birtakım şiirlere

büyük sular büyük gemileri sever çünkü

ve odur ki büyüklük

şiir insanın içinden dopdolu bir hayat gibi geçerse

o zaman ölünce de şiirler yazar insan

ölünce de yazdıklarını okutur elbet

ve senin böyle amansız gül koktuğun gibi

yaşamanın herbir yerinde.

 

gül kokuyorsun, amansız kokuyorsun

bu koku dünyayı tutacak nerdeyse

gül, gül! diye bağıracak çocuklar bütün

herkes, hep bir ağızdan: gül!

ve herşeyin üstüne bir gül işlenecek

saçların, alınların, göğüslerin üstüne

yüreklerin üstüne

bembeyaz kemiklerin

mezarsız ölülerin üstüne

kurumuş gözyaşlarının

titreyen kirpiklerin üstüne

kenetlenmiş çenelerin

ağarmış dudakların

unutulmuş çığlıkların üstüne

kederlerin, yasların, sevinçlerin

ve herşeyin üstüne bir gül işlenecek.

 

bir rüzgar, bir fırtına gibi esecek gül

yıllarca esecek belki

ve ansızın dünyamızı göreceğiz bir sabah

göreceğiz ki

biz dünyamızı gerçekten görmemişiz daha

geceyi, gündüzü, yıldızları

görmemişiz hiç

tanışmaya komamışlar bizi güzelim dünyamızla.

 

öyleyse dostlar bırakın bu yalnızlıkları

bu umutsuzlukları bırakın kardeşler

göreceksiniz nasıl

güller güller güller dolusu

nasıl gül kokacağız birlikte

amansız, acımasız kokacağız

dayanılmaz kokacağız nefes nefese.

EDİP CANSEVER

Yazar: Ophelian

Şiirler Hiç Bitmesin İstiyorum

Bir Cevap Yazın