Ünlü Şairlerden KEDİ Şiirleri

Ünlü Şairlerden KEDİ Şiirleri

TABLO

Kedi kadının yanındaydı,
Kadın gecenin yanındaydı.

Kedi gitti geceye değdi,
Karardı,
Döndü kadına değdi.

Bir kadın portresi belirdi;
Elinde siyah bir gül vardı,
Kucağında kırmızı bir kedi.

Özdemir Asaf

* * * * * * *

SAMİYE’ NİN KEDİSİ

 

Yeşil deniz gibi gözleri vardı

Beyaz tüyleriyle bir küme kardı

Ağzını süsleyen sedef dişlerdi

Baygın nazarı tâ ruha işlerdi

Severken aldatıp birden kaçardı

Okşarken apansız pençe atardı

Onda bir kadının gururu vardı

Sürmeli gözlerinden riya akardı

 

NAZIM HİKMET RAN

* * * * * * *

KEDİLER

 

Evlerde hapis kediler

 

Yalnız nedir söyledikleri

 

Okşarsınız

 

Bir kenara çekilirler.

 

Kıvrıldıkları köşede

 

Gene sizde gözleri

 

Yerinizden kalksanız

 

Peşinizden gelirler.

 

Sizken tek sahipleri

 

Kalabalık isterler

 

Belki hepsi sizin gibi

 

Yalnız kediler.

 

BEHÇET NECATİGİL

 

* * * * * * *

 

 

MUM ALEVİ İLE OYNAYAN KEDİNİN ÖYKÜSÜ

 

 

Bir mum yanıyordu bir evin bir odasında

 

O evde bir de kedi vardı.

 

Geceler indiğinde kendi havasında

 

Mum yanar, kedi de oynardı.

 

Mumun yandığı gecelerden birinde

 

Kedi oyunlarına daldı.

 

Oyun arayan gözlerinde

 

Mumun alevi yandı,

 

Baktı,

 

Mumun titrek alevinde

 

Oyuna çağıran bir hava vardı.

 

Oyunlarını büyüten kedi büyüdü

 

Kendi türünde çocukçasına,

 

Döndü dolaştı, yavaş yavaş yürüdü

 

Geldi mumun yanına, oyuncakçasına.

 

Bir baktı, bir daha, bir daha baktı

 

Mumun alevinin dalgalanmasına

 

Uzandı bir el attı.

 

Bıyıklarını yaktırmadan anlamayacaktı..

 

İlk kez gördüğü mumun yakmasına

 

İnanmayacaktı.

 

Kedi, oyunlarında büyüyordu,

 

mum, üşüyordu yanmalarında.

 

Zaman ikili yürüyordu

 

Aralarında.

 

Bir ayrışım görünüyordu

 

Birinin yanmalarında

 

Öbürünün oynamalarında.

 

Kedi oyunlarında büyüyordu,

 

Yitirerek gitgide oyunlarını.

 

mum küçülüyordu yanmalarında,

 

Yitirerek gitgide yakmalarını.

 

Oynarken büyüyen kedi yanacak,

 

Aydınlatırken küçülen mum yakacaktı.

 

Küçülen yaka-yaka aydınlatacak,

 

Büyüyen yana yana anlayacaktı.

 

Bir mum yanmasından

 

Ve bir kedi oyunundan

 

Kaldı sonunda

 

Bir gecenin tam ortasında

 

Bir evin bir odasında

 

Göz-göze susan

 

İki insan.

 

Mum yandı bitti,

 

Kedi büyüdü gitti.

 

Oyunlar karıştı gecelerde

 

Suskun uykusuzluklara.

 

O iki insandan, sonunda

 

Birinin anılarında kedi,

 

Birinin dalmalarında mum

 

Kaldı gitti.

 

Nerede bir mum yansa şimdi,

 

Nerede oynasa bir kedi,

 

Birbirine yansıyor, karışıyor gölgeleri..

 

Bugün dün gibi oluyor,

 

Dün bugün gibi.

 

Mum ellerimi tırmalıyor,

 

Belleğimi yakıyor kedinin elleri.

 

ÖZDEMİR ASAF

 

* * * * * * *

 

KEDİ

 

tavan arasına kaçan çocuk

 

erik ağacından görünen göğü düşünür

 

akşamın acısı içine çökünce

 

uyur

 

benim küçük bir kedim vardı

 

ahmak bir ayak ezdi

 

benim en güzel çocukluğumu

 

ahmak bir ayak ezdi

 

ağaçların arasında unutulan çocuk

 

yapraklarda güneşi görür

 

ve hareli denizlerde gezdiği günü düşünür

 

küçük kedim bana sürün

 

kediler ağlamaz

 

çöp tenekelerinde ölür

 

sıska kediler

 

damlardan çok mezbelelerde görünür

 

küçük kedim

 

molozlu sokakların ağır uykusundan

 

gerin

 

bilirim ki sen

 

bu çöplükten değilsin

 

benim gibi garipsin

 

ikimizin de unuttuğumuz

 

kuşları bol

 

ağaçları bol bahçelerdensin

 

koca duvarlı sokaklarda sıkılmışsın

 

ve canından bıkmışsın

 

ASAF HALET ÇELEBİ

* * * * * * *

 

Mersiye-i Gürbe(Kedi Mersiyesi)

 

 

Çıkdın elden nidelüm ansızın eyvâh pisi

Yandun ölüm oduna derd ile nâgâh pisi

Hasretâ şîr-i ecel buldu sana râh pisi

Nidelüm ah pisi neyleyelüm vâh pisi

Serçe tutar gibi tutar idi tavukla kazı

Kendi akran gibi şîr ile ederdi bâzı

Nice kâfir sıçan öldürmüş idi ol gâzi

Nidelüm ah pisi neyleyelüm vâh pisi

Hûb-âvâz ile ol şâm u seher mavlar idi

Sanarı hiç mecâl itmez avlar idi

Ana öykünmez şîr abes gavlar idi

Nidelüm âh pisi neyleyelüm vâh pisi

Her seher kalkar elini yüzünü yur idi ol

Katı pâk idi ve her vech ile ma’mûr idi ol

Kimse bilmezdi ama anun kadrini bir nûr idi ol

Nidelüm âh pisi, neyleyeyüm vâh pisi

Rûhı şâd ola ki incitmez idi kimesneyi

Ne gönindeki biti ne kulağındaki keneyi

Paça ile bası hoş idi severdi teneyi

Nidelüm âh pisi, neyleyeyüm vâh pisi

Şimden gir ü sıçan duta bütün dünyâyı

Kemüre heybeyi çuvalı, dele torbayı

İnlete yoksulu ve yoksul ide bayı

Nidelüm âh pisi, neyleyeyüm vâh pisi

Sever idüm ben anı cân ile mahbûb gibi

Her gece koyar idüm koynuma bir hûb gibi

Pâk ederdi ev içün kuyruğı cârûb gibi

Nidelüm âh pisi, neyleyelüm vâh pisi

Kâmil idi hem edeblü idi hem uslu idi

Akil idi eyü soy idi kişi aslu idi

Recep ayı idi vefât etdüğü güz faslı idi

Nidelüm âh pisi, neyleyelüm vâh pisi

Ey Meâlî anun öldüğüne kim ağlamaya

Acıyub hasret ile cânını kim dağlamaya

Cûş edüb kanlu yaşı sel oluban çağlamaya

Nidelüm âh pisi, neyleyelüm vâh pisi

 

MEALİ

 

* * * * * * *

 

HER ŞEY KEDİDİR

 

 

Odada her şeyi açıklayan kediydi.

Kedidir gece bile. Enine yürür.

 

Çünkü pencereler içeriye döndü

Bir ikindi vakti.

 

Perdeler ışıktan soyundu. Suya

İnmeyi unuttu. Karmaşık bir kedi.

 

Musluk, sesinden caymıştı. Islanmaz.

Sarnıç ile arasında hava çürüdü.

 

Kendisine kör bir saat, zamanla

İlgili her şeyi unutmuştu bir anda.

 

Toz biraz beyaz kımıldanıyordu. Balkona

Düşüp yığılan sonsuz yapraklarla.

 

Ertelenmiş bir gergefin üzerinde

Kedi kendisi. Ve kedi enine yürüdü.

 

Pencereler içeriye döndüğünden

Bir ikindi vakti, yazgılı dünya

Bir ikindi vakti, yazgılı dünya

Pencereler içeriye döndüğünden

Bir ikindi vakti, yazgılı dünya

Bir kedinin adımlarıyla kilitlendi.

 

HULKİ AKTUNÇ

 

* * * * * * *

KEDİ

 

Bir sayfan daha mı var hayatta ne

yazıyorsun benim yerime: Bir sayfadır

bu dünya ve çok zamandır kapalı, kendine

sır aramayan açılır m› kimseye, dünyada

bulamazsın sırların deryasında yitirdiıin inciyi

mercan sedefi unutturur ve akik safiri

dizemezsin şu şiirin sözlerini bir kolye gibi

az yazsan çok eksilir, çoğu sende saklıdır

uzaklıklar az kalır çoğu yakın sanana,

ya nasipsiz yakınlıktan daha neresi uzak

tekrarlayıp durmadasın: Çok uzak çok yakın az

ve sendeki eksiği senden olmayana sayarak!

Kendinde başkası gibi yanandan başkası daha

var mı hem kendisi gibi: Ötekinin yerini

almış kadar çok / az görüyorum hem kendime

gittiğim beni, çokluktan az alabilmişim meğer

kendimi: Yoktan çoğa salındım vardım ki boş

dünya sayfasıymış bu, sır oldu, şüphe açtı

az/ çok az, çok/ az yakın kıyısında o sırrın

ne bir sayfa kalmış lirik ne bir tamam hevesi

 

Bu şiirde tek hakikat İdil’in kayıp kedisi.

 

HAYDAR ERGÜLEN

Yazar: Ophelian

Şiirler Hiç Bitmesin İstiyorum

Bir Cevap Yazın