Ünlü Şairlerden MARTI Şiirleri

Sosyal Medyada Paylaş:

1510691_680661495306063_1480850067_n

Gün Olur

Gün olur, alır başımı giderim,

Denizden yeni çıkmış ağların kokusunda

Şu ada senin, bu ada benim,

Yelkovan kuşlarının peşi sıra.

Dünyalar vardır, düşünemezsiniz;

Çiçekler gürültüyle açar;

Gürültüyle çıkar duman topraktan.

Hele martılar, hele martılar,

Her bir tüyünde ayrı bir telaş!

Gün olur, başıma kadar mavi;

Gün olur, başıma kadar güneş;

Gün olur, deli gibi…

 

Orhan Veli KANIK

 

* * * * * * *

 

Liman

 

Sıralanmış saksılar vardı

limana bakan

penceremizin önünde

ve çiçekler arasında

ekmek kırıntıları serpen

martı yüzlü

bir anne

 

Terasta toplanan kadınlar

limandaki beyaz geminin

ışıkları yanınca

dedikodusunu yapmayı unuturlardı

tam o saatlerde sokaktan geçen

yazlık sinemadaki

biletçi kızın

 

Annesinin dizlerinin dibinden

hiç ayrılmayan

uslu bir çocuk gibidir

limandaki deniz

ama sokağa çıkıp

dalga olmak geçer

yüreğinden…

 

 

Sunay Akın

 

 

 

* * * * * * *

 

İstanbul Destanı

 

İstanbul deyince aklima marti gelir

Yarısı gümüş, yarısı köpük

Yarısı balık yarısı kuş

Istanbul deyince aklıma bir masal gelir

Bir varmiş, bir yokmuş

 

Bedri Rahmi Eyüboğlu

 

* * * * * * *

 

Ağustos Çıkmazı

 

Beni koyup koyup gitme, n’olursun

Durduğun yerde dur

Kendini martılarla bir tutma

Senin kanatların yok

Düşersin yorulursun

Beni koyup koyup gitme, n’olursun

 

Bir deniz kıyısında otur

Gemiler sensiz gitsin bırak

Herkes gibi yaşasana sen

İşine gücüne baksana

Evlenirsin, çocuğun olur

Beni koyup koyup gitme, n’olursun

 

 

Atilla İlhan

 

* * * * * * *

 

Martı

 

Her vapur dumanının ardına

yüreği sıcak

bir insan sanıp takılırken

tüyleri ıslanan bir martı olduğumu

hem azarlayan

hem de sırtıma havlu koyan anneme anlatamam

 

Kanadım kırılsa da konmam

deniz kıyısındaki

hiçbir caminin minaresine

kubbeye tüneyen martıların

keyiflerince uçmalarını bekleyen imam

ezani geç okuduğu için sürülünce

bir dağ köyüne

 

Birazcık daha sabredin diyorum

eski bir sokağın kıvrımında

yolun iki ucunu gösteren

trafik aynalarına

hüzün modeli arabalar

kırılmamanız için örgütleniyor

dolmuş duraklarında

 

Denize düsen bir gazetedeki

ölüm ilanından öğrenirim

mendireğe attığı çakıltısıyla

ürken martıların

alkışa benzeyen kanat seslerini

selamlayan yaslı adamın

unutulan bir tiyatrocu olduğunu

 

Gece yarısı söndürülünce ışıklarını

kuytu bir iskelede

ne yaptığını görürüm

iki yakası arasında İstanbul’un

koltuklarında gün boyu

kadın kalçalarının izlerini

biriktiren vapurun

 

Yanından ayrılmam deniz fenerlerinin

fotoğrafına benzemeyen

heykelleridir çünkü

idam sehpasına çıkınca

aşağıda aşılmasını bekleyenlerin

yüreklerindeki sivri kayalıkları

ışığıyla aydınlatan devrimcinin

 

Uyandırırım çiğliklerimle

kıyısında karni aç yatan çocukları

yiyecek aradığım kent çöplüğünün

ama bir parça olsun

koparmam beyazlığından

bilirim ki Kız Kulesi

doğum günü pastasıdır özgürlüğün!…

 

 

Sunay Akın

Sosyal Medyada Paylaş:
Ophelian hakkında 1912 makale

Şiirler Hiç Bitmesin İstiyorum

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın