Ünlü Şairlerden Öğretmen Şiirleri

ÖĞRETMEN

 

A’dan başlar aydınlık,

Bir taş koyar bütün yapılarda temele öğretmen.

Soluğudur düşüncenin buğdaydan yalaza dek

Yeryüzünde ne varsa ondan gelmedir,

Yeryüzü ile el ele öğretmen.

 

Göz gözdür o, uzakları görürüz

Ağızdır o, türkü söyleriz haykırırız günlerden.

Ulaşırız erdem üstüne, gelecekler üstüne biz hep

Çizer büyük değirmisini

Uç olur da pergele öğretmen.

 

Hey hey, burası bir dağ köyü, kurda kuşa

Bırakılmış göğün kıyısına bırakılmış

83 toprak ev, 83 acı duman,

Çoluğuyla, çocuğuyla 415 karanlık

Kurtulacağız, el ayak kurtulacağız,

Bir okul yapıla, bir gele öğretmen.

 

Bir ışık, bir ışık daha,

Gecelerin içindeki ejderlerle dövüşür

Nice istemeseler de, nice önleseler de,

Uyandırır toplumunu

İyiye, doğruya, güzele öğretmen…

FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA

*******

BAĞIMSIZLIK ÖĞRETMENİ

Bu sandıklar.. Bu sandıklar.. Bu sandıklar..

Kadınların kağnıların yağmurunda

En güzel ağırlığıdır bağımsızlığın.

Hafifler şimdi umut, bir güvercin olur,

Geçer yağlı geçidinden namluların.

 

Bakın çocuklar bizim ilk dersimiz bağımsızlık,

Çiz fındık, çiz zeytin, çiz üzüm,

Çarşamba ovası. İşte!

Buğday çiz, elma çiz, incir çiz,

Oğullarımız, kızlarımız gider, gelir işte.

Biz işleriz, biz toplarız, biz satarız.

Koy kulağını dinle, toprağın altında

Kömürün türküsü, petrolün türküsü,

Mavi bir güldür işlenir ellerimizde.

 

Bakın çocuklar bizim ilk dersimiz bağımsızlık,

Bir bozkır dikeniyle delip parmağımızı,

Kanımızı defterimize bastık:

Kan bu, soylu ırmağı yüreğimizin,

Coşkunun al yuvarları ve çocukluğun.

Akıyor, dağ kaynaklarından alabalıklarla,

Anlıyorsunuz değil mi her şeyi?

Şimdi açın vatan haritasını,

Bastırın işaret parmaklarınızı,

Bir yaralı kuş gibi çırpınır tepelerimiz.

 

Bakın çocuklar bizim ilk dersimiz bağımsızlık,

Pencerelerimizi açıp söyleyelim türkümüzü,

Korkusuzluğun yelinde bu güz günü,

Alsın götürsün üvez yapraklarını,

Çağrısını yurdumuzun.

Gelir belki çocuklarımızın hatırına,

Erzurum’dan yola çıkıp Anadolu kırına,

Gizli ordusuyuz onun dersliklerde, işliklerde.

Gelir belki elinde Sivas’ın buğday başağı,

İner kalpaklı bir adam dağ yolundan aşağı…

Ceyhun Atuf KANSU

*******

BİR İLKBAHAR ŞİİRİNE BAŞLANGIÇ

Hava ne kadar güzel öğretmenim,

Yollar, ağaçlar, kuşlar ne kadar güzel.

Yeryüzü pırıl pırıl öğretmenim,

Gizlisi saklısı kalmamış dünyanın,

Nesi var nesi yoksa dökmüş ortaya

Bütün bitkiler, bütün hayvanlar, bütün taşlar

Sürüngenler, konglomeralar, serhaslar,

Hepsi, hepsi orada öğretmenim.

Ne olur biz de gidelim,

Burada kalsın kitaplar,

Burda kalsın iğneli karafatmalar,

Kollarından bacaklarından gerilmiş kurbağalar,

Burda kalsın hepsi.

Bomboş kalsın evler,okullar

Hapishaneler, hastaneler..

Öğretmenim, sevgili öğretmenim,

Sırtımıza alırız hastaları,

Kimbilir ne özlemişlerdir kırları.

Ya mahpuslar?

Ne sevinirler kim bilir,

Sarılıp sarılıp öperler adamı…

Cevdet ANDAY

*******

DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİ

“Bana çiçek getirin, dünyanın bütün çiçeklerini buraya getirin!”

( Köy öğretmeni Şefik Sınığ’ın son sözleri )

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum

Bütün çiçeklerini getirin buraya,

Öğrencilerimi getirin, getirin buraya,

Kaya diplerinde açmış çiğdemlere benzer

Bütün köy çocuklarını getirin buraya,

Son bir ders vereceğim onlara,

Son şarkımı söyleyeceğim,

Getirin, getirin.. Ve sonra öleceğim.

 

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,

Kır ve dağ çiçeklerini istiyorum,

Kaderleri bana benzeyen,

Yalnızlıkta açarlar, kimse bilmez onları

Geniş ovalarda kaybolur kokuları..

Yurdumun sevgili ve adsız çiçekleri

Hepinizi, hepinizi istiyorum, gelin görün beni,

Toprağı nasıl örterseniz öylece örtün beni.

 

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,

Afyon ovasında açan haşhaş çiçeklerini

Bacımın suladığı fesleğenleri,

Köy çiçeklerinin hepsini, hepsini,

Avluların pembe entarili hatmisini,

Çoban yastığını, peygamber çiçeğini de unutmayın,

Aman Isparta güllerini de unutmayın

Hepsini, hepsini bir anda koklamak istiyorum.

Getirin, dünyanın bütün çiçeklerini istiyorum.

 

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,

Ben köy öğretmeniyim, bir bahçıvanım,

Ben bir bahçe suluyordum, gönlümden,

Kimse bilmez, kimse anlamaz dilimden,

Ne güller fışkırır çilelerimden,

Kandır, hayattır, emektir benim güllerim,

Korkmadım, korkmuyorum ölümden,

Siz çiçek getirin yalnız, çiçek getirin.

 

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,

Baharda Polatlı kırlarında açan,

Güz geldi mi Kopdağı’na göçen,

Yörükler yaylasında Toroslar’da eğleşen,

Muş ovasından, Ağrı eteğinden,

Gücenmesin bütün yurt bahçelerinden

Çiçek getirin, çiçek getirin, örtün beni,

Eğin türkülerinin içine gömün beni.

 

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,

En güzellerini saymadım çiçeklerin,

Çocukları, öğrencileri istiyorum.

Yalnız ve çileli hayatımın çiçeklerini,

Köy okullarında açan, gizli ve sessiz,

O bakımsız, ama kokusu eşsiz çiçek.

Kimse bilmeyecek, seni beni kimse bilmeyecek,

Seni beni yalnızlık örtecek, yalnızlık örtecek.

 

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,

Ben mezarsız yaşamayı diliyorum,

Ölmemek istiyorum, yaşamak istiyorum,

Yetiştirdiğim bahçe yarıda kalmasın,

Tarumar olmasın istiyorum, perişan olmasın,

Beni bilse bilse çiçekler bilir, dostlarım,

Niçin yaşadığımi ben onlara söyledim,

Çiçeklerde açar benim gizli arzularım.

 

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,

Okulun duvarı çöktü altında kaldım,

Ama ben dünya üstündeyim, toprakta,

Yaz kış bir şey söyleyen toprakta,

Çile çektim, yalnız kaldım, ama yaşadım,

Yurdumun çiçeklenmesi için daima yaşadım,

Bilir bunu bahçeler, kayalar, köyler bilir.

Şimdi sustum, örtün beni, yatırın buraya,

Dünyanın bütün çiçeklerini getirin buraya…

Ceyhun Atuf KANSU

*******

KÖY ÖĞRETMENLERİ

Yurdumuz uçsuz bucaksız,

Gökte yıldız kadar köylerimiz var.

Ama uzak, ama harap, ama garipsi..

Alın benim gönlümden de o kadar.

 

Uzak köylerimizde kuşlar gibi

Her sabah çocuklar size uçar.

Ama küçük, ama büyüyen, ama güleç..

Alın benim gönlümden de o kadar.

 

Siz kara göklerin yıldızları,

Işıtın yurdumuzu sabaha kadar!

Ama düşe kalka, ama yiğit, ama umutlu..

Alın benim gönlümden de o kadar.

 

 

II

 

Çemişkezek’te, Patnos’ta, Malazgirt’te doğanlar!

Malazgirt’e, Çemişkezek’e, Patnos’a gitmezseniz,

Çocuklarınız öksüz kalır, yetim kalır,

Köylere ışık iletmezseniz.

 

Dağlara, vadilere, ovalara

Tesbihler gibi saçılmış köyler,

Rüzgara karşı bir bayrak,

Sevinçle türküsünü söyler.

 

Sevinçle türküsünü söyler

Bir idare lambası küçük, solgun.

En azından üçyüz pare dam

Umudu en azından üçyüz çocuğun.

 

 

Ve onlar saçları uzamış,

Çatlak ellerinde çıkınları,

Üç saat, dört saat ötelerden

Yorgundur, sessizdir akınları.

 

Ve onlar, yıldızlar gibi

Gözleri ışıl ışıl yananlar.

Oyuncak için değil, kağıt, kalem

Kitap için gizlice ağlayanlar.

 

Ve onlar aşıktan bilya,

Sopadan at yapanlar.

Kurt yavruları gibi, kuzular gibi

Dağ başlarını çınlatanlar.

 

……..

 

Çemişkezek’te, Patnos’ta, Malzgirt’te doğanlar,

Bütün bunları düşünmelisiniz.

Yüce ırmaklar gibi sessiz, sürekli

Kağnılarla, arabalarla, kamyonlarla

Akıp köylere gitmelisiniz!

 

Yurdumuza ışık iletmelisiniz…

Cahit KÜLEBİ

*******

ÖĞRETMENİM

Bana neler öğretmiştin,

Unutmadım öğretmenim.

Ama gel gör yine adam

Olamadım öğretmenim.

 

Ezberledim hep dersini,

Yaşattılar hep tersini,

Mutluluğun adresini,

Bulamadım öğretmenim.

 

İnsanlığın adı para,

Bu hayatın tadı para,

Ne gerek var kitaplara,

Anlamadım öğretmenim.

 

Hani doğru bükülmezdi,

Hani haklı ezilmezdi,

Hani dağlar yıkılmazdı?

Yıkıldım ben öğretmenim.

 

Defter başka, kalem başka

Yaşadığım alem başka

Şöyle güzel, gerçek aşka

Düşemedim öğretmenim.

 

Saygı dedim, anlayan yok

Vefa dedim, tanıyan yok

Dostluğu da bir bilen yok

Göremedim öğretmenim.

 

Her şey yerli yerinde mi,

Bütün sırlar derinde mi,

Suç bende mi, evrende mi?

Bilemedim öğretmenim.

 

Sakın gitmesin ağrına,

Bir hevesim yok yarına,

Utanacımdan mezarına

Gelemedim öğretmenim.

Affet beni öğretmenim…

Ahmet Selçuk İLKAN

*******

ÖĞRETMENİM

Bütün karanlığın ulu güneşi,

Her gece gönlüme dol öğretmenim.

Kim ki çıkmak ister ömür dağına,

Ancak senden başlar yol öğretmenim.

 

Hep çürüsün sana küfreden diller,

Kökten kopsun sana taş atan eller,

Senden küçük güzellikler, güzeller,

Sendeki bir başka hal öğretmenim.

 

Satır satır düşüncemde kanımsın,

Kanımın içinde başka canımsın,

Yaradandan sonra küçük tanrımsın,

Sende hikmet, kudret bol öğretmenim.

 

Adaletin A harfini sen yazdın,

Zorluklaları sen öğrettin, sen çözdün,

Hesabı keşfettin, atomu ezdin,

Sana tüm engeller kul öğretmenim.

 

Sen ağlarken ya ben nasıl güleyim?

Rehbersiz menzili nasıl bulayım?

Eline, gönlüne kurban olayım,

İşte bir canım var, al öğretmenim.

 

 

Mahzuni sızlanır övgüm az diye,

Benden neler çektin, oku, yaz diye,

Gene yatır dizlerine saz diye,

Beni ölene dek çal öğretmenim…

AŞIK MAHZUNİ ŞERİF

*******

ÖĞRETMENİN DÜŞÜ

“Okumuş filler ki her birinin

Nice Bostan, Gülistan ezberidir.”

 

Mavi bir ışık yandı gözlerimde,

Gökyüzü öyle yakın

Çocuklar doğacak çocuklarım

Ve öyle yağmur ki toprak, koklarsın

Ellerin bütün hayvanlar alemi,

Hangi ağacı çalsam açıyor

Uzaylar uslu,

Yönlerim yörük,

Sağduyularım sol duyu.

 

Mavi kalemlere yordum bu düşü,

Su resimleriyle öğrencilerin,

Göğerttik bozkırın sarı defterini,

Şu yoncalar yurttaşlık bilgisi.

 

Geçen gün okudum söğütlerin tarihini,

Bi çiğdem var onlar kadar yiğit,

Şu bey, şu eşek, şu yaban, şu işçi arı,

Biz beş sınıfta kaldırdık bütün sınıfları.

 

Korkuluklar ektiği kargaları biçsin,

Sevginin de kendi planları var,

Beş yılları, yıldızları, dokuz ayları,

İlerde yarım kalmış bir okulun duvarı,

Duvarcı! diyor, Varım! diyorum ben de,

Gitsin bütün okumuş filler Gülistan’a,

Ben Türk’üm bu bozkırda çalışmaya geldim…

Can YÜCEL

*******

ÖĞRETMENE MEKTUP

Bir dünya kurmuştuk belki

Dört köşe bir oda içinde biz,

En güzel anılarımızı orada yazmıştık defterlerimize,

Hayatta en hakiki mürşidin

ilim ve fen olduğunu sizden öğrenmiştik ilk önce,

Sıralarca dizilip

sürelerce sizi dinleyişimizde bir maksadımız vardı elbet,

Biz bilmiyorduk belki..

 

Adınızı pek söyleyemedim ama

Öğretmenim demek daha hoş geliyordu

“öğretmenim”

garip şimdi

“belki” dediğim maksatlarımızı,

Yavaş yavaş anlamaya başladım belki.

Öğretmenim dediğim sırdaşım,

Kimi zaman arkadaşım ve senelerce

Konuştuğum, yazdığım

ya da okuduğum her yazıda

Her adımımda varolduğumu anımsadığım

öğretmenim.

 

Sizden öğrendim kitap okumayı ,

Yazmayı sizden öğrendim,

Sizden öğrendim işte belki dediğim maksatlarımı

yaşamayı.

İlk önce okuduğum kitapla

son yazdığım şiir arasında kalan zamanımda

İnsan olmayı.

 

Türk olup, Türk yaşamayı,

Atatürk olup, hür yaşatmayı

Gülmeyi, ağlamayı belki yine evlat olmayı,

Öğrenmeyi ve öğretmeyi sizden öğrendim.

 

Hayata en güzel objektiflerden bakıyorum,

Bu arada objektif demeyi de öğrendim öğretmenim.

Okuyabilme arzusuyla çıktığımız bu yolda

Seçim haklarımızı saydığınız o günlerimizde

Hala belki diye takıldığımız kelimecikleri

Öğrenmeye çalışmayı bıraktım artık.

 

Elime bir kağıt geçtiğinde karalamak yırtmak yerine

her boşluğuna bir harf yazmayı hevesle istemenin

Hangi belkilerimize ışık tutacağını sonradan öğrenecektik işte.

 

Öğrenebildik öğretmenim

 

Okul yokuşunu çıkarken

ardımızdan gelen yorgun nefesi

Yıllar sonra ensemde hissettiğimde

Gözlerimdeki ince bir ıslaklığın sebebini.

 

Ya da her zilin çalışında

ısrarla cümlelerinizi bitirmeye çalışırken

Müsaade etmenizi beklemeden tenefüse

çıkmaya çalışan öğrencilere

Umutsuzca bakarken gözlerinizde beliren ifadeyi.

 

Ve her seferinde yağmurda ıslanırken kafamın üstünde

Beliren şefkat unsuru şemsiyenizin

Üzerime düşmesini engellediğiniz

yağmur damlalarından birinin

yıllar sonra üzerine düşeceği bir öğrenciye

şemsiye tutabileceğimizi öğrendik.

 

Ve yine yıllar sonra

İki öğrencimle otururken kulağını çınlattığımız

Siz saygıdeğer öğretmenlerimizin

Belkilerimiz ve maksatlarımızı

Bize öğrettiğinizi öğretmeyi öğrendik.

 

Evet, okutmayı seçtim öğretmenim.

Taa ki benim için de şiir yazan

Bir öğrencim oluncaya kadar,

Taa ki o şiiri yazacak bir öğrenci yetiştirinceye kadar..

 

Temelini attığınız binayım ben,

Özlemini kurduğumuz geleceğimiz benim.

Cumhuriyeti kuran ellerden,

Yaşatacak ellere kadar elleriniz benim.

Yaşamaya dair maksadım , sevincimdiniz belki

Ellerinizden öpüyorum, öğretmenim

Ellerinizden öpüyorum…

Kerim YILMAZER

Ophelian hakkında 1879 makale
Şiirler Hiç Bitmesin İstiyorum

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın