Ünlü Şairlerden Savaş ve Barış Şiirleri

KAPAKRESMI_18835996291114418

TOPRAĞA DÜŞEN 

Ona “Haydi

Savaşa dediler

Başkaca birşey

Söylemediler

 

Aldılar köyünden

Davulla zurnayla

Geride üç çocuk

Bir eş ve bir ana

 

Eline bir silah

Tutuşturdular

Ve karşılaştı

Düşman ordular

 

Vurulup düştü

İlk çatışmada

Göğsünde bir oyuk

Üç delik alnında

 

“Ey bu topraklar için

Toprağa düşen”

Bir karış toprağın

Var mıydı yaşarken?

Ataol BEHRAMOĞLU

* * * * * * *

KÜÇÜK ASKER

Küçük asker, silah elde

Kahramanca ilerliyor

Karşısında bütün belde

“Kahramanım, yaşa!” diyor…

 

Küçük asker, küçük asker!

Vatan senden hizmet ister.

 

Vatan için çeker emek

Herkes; bu borcu herkesin.

Vatan demek ninen demek,

Sen nineni sevmez misin?..

 

Küçük asker, küçük asker!

Vatan senden şefkat ister.

 

Vatan senden hayat umar,

Sen yaşarsan o canlanır;

Vatan için ölmek de var,

Fakat borcun yaşamaktır…

 

Küçük asker, küçük asker!

Vatan senden kuvvet ister.

 

Minimini omuzların

Taşıyacak yarın tüfek;

Tüfek değil, vatan yarın

O omuza yüklenecek…

 

Küçük asker, küçük asker!

Vatan senden gayret ister.

 

Küçük asker dinle bunu:

Sakın boşa silah atma;

Kılıcını, kurşununu

Haksızlığa karşı sakla…

 

Küçük asker, küçük asker!

Hak da senden kuvvet ister.

 

Tevfik FİKRET

* * * * * * *

ÖLÜ ASKER

Zeynep ve Derviş’ e

Nasıl da istemiştim

savaşa gitmeden

sevgilimle evlenmeyi

ama nereden bilebilirdim

ki silahın

demirine çarpıp

saklandığım yeri belli edeceğini

parmağımdaki yüzüğün…

 

Sunay AKIN

* * * * * * *

ÖLÜ ASKER

 

– Kimin kurşunu öldürmüş onu?

– Bilen yok.

– Nereliymiş?

– Jovellanos’ lu diyorlar.

– Nerede bulmuşlar?

– Yolun yanında yatıyormuş,

öteki askerler görmüş.

– Kimin kurşunu öldürmüş onu?

 

Gelip öpüyor onu nişanlısı;

anası geliyor sonra ağlıyor.

Sonra da yüzbaşı çıkageliyor.

bağırıyor:

– Gömün onu!

Dan! Dan! Dan!

GİDİYOR ÖLÜ ASKER.

Dan! Dan! Dan!

YOLUN YANINDA BULMUŞLAR ONU.

Dan! Dan! Dan!

BİR ASKERDEN NE ÇIKAR.

Dan! Dan! Dan!

DAHA NE ASKERLER VAR BİZDE.

 

 

Nicolas GUILLEN

 

Çeviri : Ülkü TAMER

* * * * * * *

BİR BARIŞ ŞARKISI

F.P.R. için *

Dedenin başka dedelerden çaldığı

o çiçekli California’ nın portakal ağaçları altında

düşlemiştin belki bir zamanlar

başkanı olmayı ulusunun,

onurlu bir yurttaş olmayı ya da.

Dedenin dedesi İtalya’ dan

bir düş yüzünden kaçmıştı belki,

bir ev, bir yuva ve yeni umutlar kurmuştu

yeni bir ülkede, Kuzey Amerika’ da.

 

(Varsayım olabilir bunlar,

ama sayfalarını okumaya çalışıyorum tarihinin,

düşlerin gerçekleşmeyecek,

o ülke mezarını kazdı çünkü

portakal ağaçlarının çok uzaklarında.)

 

Bilmiyordun belki de

nerede olduğunu Vietnam’ ın,

şimdi her öldüğün yerin,

yarıda kalmış çocukluğun orada yitirdi

sağduyu adına ne varsa,

-bilmiyorum neden, sen de bilmiyorsun-

orada sarıldın sahici bir silaha,

gölgelerle, ağaçlarla savaşıyorsun,

yollar, kayalar, taşlar ve rüzgar

ve tüten dumanı kendi ateşinin

ve senin olmayan bir ormanın sessizliği,

su, sıcak, yağmur ve kurşunlar,

kendi getirdiğin kurşunlar senin karşında şimdi.

 

Olamaz sanmıştın bütün bunlar,

düş görmüyordun oysa,

içinde bir şeyler kırılmıştı

bir şeyler kırmıştı dallarını

dedenin diktiği portakal ağaçlarının,

orada olmak isterdin, uzaklarda,

bir barış şarkısının gölgesinde,

ama o şarkı kesildi şimdi,

gelip yıktılar evlerini, yuvalarını, yeni umutlarını

Vietnam adı verilen ülkenin,

bu adı hiç duymamıştın belki

seni yolladıkları o acı güne kadar

dostlarında birlikte, hiç bir şey söylemeden,

açıklamadan nedenlerini;

yolladığın o topraklardasın yine

ölüyorsun, ölüyorsun, her gün ölüyorsun

kendi getirdiğin silahların altında.

 

 

 

David Fernandez CHERICIAN

 

Çeviri : Ülkü TAMER

* * * * * * *

MUHAREBE GÖRMÜŞ BİR ADAM ANLATIYOR

 

Muharebede ne ölüm korkusu gelir

İnsanın aklına

Ne, evi barkı düşünürsün

Gezin üst kenarın ortasından

Arpacığın tepesinden

Beğendiğin yerini seçersin hedefin

Tetiği elin titremeden çekersin

 

Artık karşındaki sana benzemez

O da küçük bir dükkân işletir memleketinde

O da karısını sever

Onun da senin gibi

Küçük bir çocuğu var

Aklına bile gelmez

Artık senin yaşaman için

Onun ölmesi lâzımdır.

 

Necati CUMALI

* * * * * * *

SAVAŞTA ÖLENLER

Her yer tıklım tıklım ölü

Acı boğacak beni boğacak beni

Otlar yalnızlıktan kupkuru

Ama suçlu ben değilim ben değilim

Katillerle bir olmadım olmayacağım da

Özgür kalacağım işte böyle bir başıma

Ve insanoğluna bundan sonra da

Ne ölüm dokuncak ne dirim.

 

 

Paul ELUARD

 

Çeviren : A. KADİR / Asım BEZİRCİ

* * * * * * *

HARP İÇİNDE

 

Babalar evlerine mahçup döndü her akşam

Harp içinde.

Anaların sütü kesildi,

Çocuklar ağladı,

Erkekler askere gitti.

Kadınlar bir deri bir kemik.

Harp içinde kızlar sarardı.

 

Savaşanlardansa

Ancak bir hatıra kaldı.

 

 

 

Cahit KÜLEBİ

* * * * * * *

GÜN AĞARIRKEN SİPERLERDE

 

Karanlık eriyip gidiyor –

Zaman hep o tekinsiz zaman.

Sadece bir canlı varlık sıçrıyor elinden –

Garip alaycı bir fare –

Kulağıma takmak için

Bir gelincik koparırken siperden.

Hey gidi garip farecik – vururlardı seni de

Bilseler böyle ırk ayrımı gözetmediğini

Şimdi dokundun ya şu İngiliz eline,

Aynı şeyi bir Alman’a da yaparsın kuşkusuz –

Çok geçmeden canın çeker de geçersen

Aramızda uyuyan çayırları.

İçinden gülüyorsundur giderken

Baktıkça o delikanlılara:

Sırım gibi, korkusuz bakışlı,

Senden daha az yaşama şansı olan

Ve ölümün keyfine bırakılmış,

Uzanıp sere serpe toprağın bağrına

Fransa’ nın delik deşik edilmiş ovalarında.

Nedir gözlerimizde gördüğün

Çelikle alevin gürlemesinde

Şu dingin havanın içinde?

Nasıl bir çırpınış – hangi korkulu yürek?

Gelincikler ki – kökleri insan damarlarında-

Soluyorlar, durmadan solup düşüyorlar;

Oysa güvenlik içinde benim gelincik

Kulağımın ardında,

Yalnız tozlanmış biraz.

 

 

 

Isaac ROSENBERG

 

Çeviri : Cevat ÇAPAN

* * * * * * *

HARBE GİDEN

Harbe giden sarı saçlı çocuk!

Gene böyle güzel dön;

Dudaklarında deniz kokusu,

Kirpiklerinde tuz;

Harbe giden sarı saçlı çocuk!

Orhan VELİ

* * * * * * *

ÇOCUK ASKERLERİN MASALI

 

Vurulmuş çiçekli tarla kuşu

nöbetteki küçük askerin dostu

nergis tarlasına damlamış kanı

 

şıp

şıp

 

gelincikler düşmüş

 

şıp

şıp

 

yaralı küçük kuş yaşamak istiyormuş

hüzünle bakmış görememiş hiçbirşey

– Öldüm mü yoksa!

– Elveda kardeşler, elveda…

 

Gözyaşlarından bir nehir akıyormuş

Kıbrıs’ ın tam ortasında

asker çocuklar ağlıyormuş iki ucunda.

 

 

 

Mehmet YAŞIN

* * * * * * *

İKİNCİ DÜNYA HARBİNDEN PORTRELER – 4

 

Silahın düştü elinden

bundan sonra bir hayal parçasısın.

 

Dostların seni garipseyerek anacak,

vakitsiz ölümüne üzülen bu küçük şiirde de

benim gönlüme göre olacaksın.

 

Halbuki biraz evvel kar yağıyordu,

sen ağır yaralı;

arkandan düşmandan kurtarılmış toprak,

suları buz tutmuş Vistül,

ağır ağır yürüyordun.

Ufukta belki,

karla örtülü kuleleri ve damlarıyla

biraz sonra şehirler gözükecekti.

 

Ayak izleri örtülürken arkadaşlarının,

sen çam ormanlarını ve sakin gölleri

son adımında birden bire geçerek

denize vardın.

 

Ondan sonra bir hayal parçasısın.

 

Arif DAMAR

Ophelian hakkında 1879 makale
Şiirler Hiç Bitmesin İstiyorum

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın