Ünlü Şairlerden Yalnızlık Şiirleri

YALNIZLIK

Bilmezler yalnız yaşamayanlar,

Nasıl korku verir sessizlik insana;

İnsan nasıl konuşur kendisiyle;

Nasıl koşar aynalara,

Bir cana hasret,

Bilmezler.

Orhan Veli Kanık

 

* * * * * * * 

YALNIZ DEĞİLİZ 

Bir ufka vardık ki artık

Yalnız değiliz sevgilim.

Gerçi gece uzun,

Gece karanlık

Ama bütün korkulardan uzak.

Bir sevdadır böylesine yaşamak,

Tek başına

Ölüme bir soluk kala,

Tek başına

Zindanda yatarken bile,

Asla yalnız kalmamak.

 

Şafakları ben balığa çıkarım

Akan akmayan sularda

Benim, bütün tezgahlarda paydosa giden

Bir bahar akşamı dünyada.

Ben dört duvar arasında değilim

Pirinçte, pamukta ve tütündeyim,

Karacadağ, Çukurova ve Cibalide.

 

Zehirli kör yılanları

Ve sıtmasıyla

Gün yirmidört saat insan avında

Karacadağda çeltikler.

Bir kız çocuğunun gözyaşı gibi

– Ayak bileklerinde bir dizi boncuk,

Sol omzunda nazarlık,

Dağ başında unutulmuş üşümüş,

Minicik bir aşiret kızının –

Damla-damla, berrak olur pirinci.

Kamyonlarla, katır kervanlarıyla

Beyler sofrasına gider…

 

Çukurovam,

Kundağımız, kefen bezimiz

Kanı esmer, yüzü ak.

Sıcağında sabır taşları çatlar,

Çatlamaz ırgadın yüreği.

Dilerse buluttan ak,

Köpükten yumuşak verir pamuğu.

Külhan, kavgacıdır delikanlısı,

Ünlü mahpusanelerinde Anadolumun

En çok Çukurovalılar mahpustur,

Dostuna yarasını gösterir gibi,

Bir salkım söğüde su verir gibi,

Öyle içten

Öyle derin,

Türkü söylemek, küfretmek,

Çukurova yiğidine mahsustur…

 

Tütünü bilir misin?

“Kız saçı” demiş zeybekler,

Su içmez her damardan,

Yerini kolay beğenmez,

Üşür

Naz eder,

Darılır

İki parmak arasında kıyılmış,

Bir parçası var kalbimin

İncecik, ak kağıtlara sarılır,

Dar vakit yanar da verir kendini.

Dostun susan dudağına…

 

Sokaklardan,

Kıyılardan,

Gök mavisinden,

Ekmeğinden,

Canevinden ayrı düşmeye

Yani bütün hasretlerin kahrına

Ve zehrine çaresiz kalmaların,

İlk nefesi Hızır gibi yetişir

Cibalide sarılan cıgaranın…

 

Tütün işçileri yoksul,

Tütün işçileri yorgun,

Ama yiğit

Pırıl – pırıl namuslu.

Namı gitmiş deryaların ardına

Vatanımın bir umudu..

Ahmet Arif

 

* * * * * * *

YALNIZLIK YASAK

Yüklenmiş kanadına uzak kırların

ve gecelerin kar ürpertilerini

taşıyıp gelmiş buraya dek

hâlâ uğulduyor ürkek göğsünde

dağ başlarının çelik fırtınaları

 

Çocuksu bakışlarında yorgunluk değil

bir hasretin direnci var daha çok

ama üşüyor yanlızlıktan üşüyor

tek düşmüşlüğün acımsı utancından

boynu eğik bekliyor şafağı şimdi

 

Bir yanlızlık mıdır bunca çoğaltan

acıyı ve biberli yanılgıyı

ve bir yanlızlığı kabullenmek midir

inceden ve usuldan başlatan

yürekte burgaçlanan sancıyı

 

Sessizce çekilmiş dostların arasından

bir yanlışı sürdürmenin ortasından kendince

Ayrımına bile varılmamış o yangın günlerinde

Ama üşüyor şimdi kar fırtınasına tutulmuş

gibi üşüyor yalnız kuş

 

Şimdi biliyor artık yalnız kuş

biliyor ki artık gecikmiştir

yolcular varmıştır varacağı yere

Anlıyor ki şimdi yalnız kuş

yalnızlık yanlışlığın ilk adımıdır.

Ahmet Telli

 

* * * * * * *

YALNIZLIK ŞİİRİ

Karanlığın insanı delirten bir ihtişamı vardır

Yıldızlar aydınlık fikirler gibi havada salkım salkım

Bu gece dağ başları kadar yalnızım

 

Çiçekler damlıyor gecenin parmaklarından

Dudaklarımda eski bir mektep türküsü

Karanlıkta sana doğru uzanmış ellerim

Gözlerim gözlerini arıyor durmadan

Nerdesin?

 

Attila İlhan

 

* * * * * * *

YALNIZLIĞI DENEMEK 

gecenin ortasında ne işin var

yıldızlara dokunma yanarsın

bak birazdan ay da batacak

karanlık bulaşmasın ellerine

tersine döner yolunu bulamazsın

 

içi dışı uzay tozu yansımalar

sahi mi yalan mı anlayamazsın

bir rüya gemisi iskele sancak

dokunup geçiyor hayallerine

ağlayasın gelir ağlayamazsın

 

sevmek insanın yüreği kadar

küçükse büyüğünü taşıyamazsın

yalnızlığı da dene oldu olacak

nasıl yankılanır derinden derine

iyi midir kötü mü çıkaramazsın

 

insan insanı kendisi tamamlar

içinde başka dışında başkasın

eksikliğin fazlana elbet bulaşacak

öbürü sığacak bunun derisine

yoksa sabaha sağ çıkamazsın

 

 

Attila İlhan

 

* * * * * * *

YALNIZLIK MACERASI 

Öyle yalnız kaldım ki hayatımda

Kimi gün öldüm kimi gün ilah oldum

Çok zaman annemin dizlerine hasret

Koydum başımı kendi dizlerime

Doya doya ağladım

 

Paylaşırsa dost paylaşırmış

İnsanın derdini sevincini

Dost umidiyle ortalığa düşmeye gör

Hangi kapıyı çalsan kimseler yok

Hangi omuza dokunsam yabancı çıkar

 

Aşık mı olmadım taparcasına

Bir Mecnun geçti o çöllerden bir de ben

Diz mi çektirmedim alemde Kerem gibi

Ferhat gibi gürz mu sallamadım dağlara

Ne Leyla yar oldu bana ne Aslı ne Şirin

 

O gün bugün sırtımı kendim sıvazlıyorum

Sabahları sokağa çıkmadan evvel

Cesaret şairim cesaret

Kendi saçlarımı okşuyorum geceleri

Sevgilimin saçları niyetine.

Cahit Sıtkı Tarancı

 

* * * * * * * 

YALNIZLIK BİR TARİHTİR

Yalnızlık bir tarihtir ikimiz

Dururuz odalarda bir giysi gibi

En kalın soluklarla çekiyor ipi

Kim bilir kimlere kalmışlığımız

 

Yalnızlık bir tarihtir sen misin

Bir geçmişi şurup giden ak turna?

Ya benden önceydi ya da çok sonra

Bir halk türküsüne gül olan sesin

 

Yalnızlık bir tarihtir onlarla

Gök dediğin iki kuşun arası

Ey ilkyazlı gülüşlerin sonrası

Ansızın donuyor gül, bakışlarda

Hilmi Yavuz

 * * * * * * *

Yazar: Ophelian

Şiirler Hiç Bitmesin İstiyorum

1 thought on “Ünlü Şairlerden Yalnızlık Şiirleri

Bir Cevap Yazın