ÜNLÜ ŞAİRLERİN MESLEKLERİ

Ünlü Şairlerin Meslekleri

Sosyal Medyada Paylaş:

65694

Namık Kemal

aslen bir hukukçudur ve uzun yıllar, ekmeğini Beyoğlu 4. noterliğinden çıkarmıştır.

Yunus Emre’nin

çiftçilik yaptığı;

Fuzuli’nin türbe bekçiliği,

Zatî’nin bir ara çizme tamir ederek hayatını kazandığı bilinir;

 

Biz okurlar sanırız ki onlar, yalnız şiir yazmış, başka işlere el sürmemişlerdir.

 

Biz, şiir gibi ‘saygın’ bir uğraşı olan insanlara, sıradan işleri, hele birtakım ‘süflî’ meslekleri yakıştıramayız. Gel gör ki şair milletinin hanesinde de evlâdı iyal vardır ve onlar da maişet gemisi yürümek mecburiyetindedir.

 

Ziya Paşa gibi bürokrasinin tepesine çıkıp vali olanlar Üstad-ı âzam Hamid ve Yahya Kemal gibi

elçilik vazifesinde bulunanlar da vardır;

 

Şair milletinin çoğunluğu öğretmenlik, müfettişlik, ‘küçük ve mütevazı’ devlet memurluğu, ya da mütercimlik, yayıncılık, reklamcılık gibi işlerle ömür tüketmiştir.

 

Mehmet Akif Ersoy

Mülkiye Baytar Mektebi mezunudur ve Ziraat Nezareti Umûr-ı Baytariye ve Islah-ı Hayvanat Umûm Müfettiş Muavini olarak başta Edirne ve Adana olmak üzere Osmanlı’nın uzak eyaletlerinde, Anadolu, Rumeli ve Arabistan’ın kasaba ve köylerinde bulaşıcı hayvan hastalıkları ile ilgili çalışmalar yapmıştır. Tabii sonradan Halkalı Baytar Mektebi’nde ve Üniversite’nin edebiyat bölümünde kompozisyon ve Osmanlı edebiyatı hocalığı da yapmıştır.

 

Şair Eşref’in

kaymakam,

Rıza Tevfik

tıbbiye mezunudur.

Ömer Bedrettin Uşaklı

Maarif Nazırı ve Şûray-ı Devlet Reisi

Ece Ayhan da

kaymakamlık yapmıştır.

 

Cemal Süreya da

bir süre devletin ekmeğini yemiştir. Mülkiye’yi başarıyla bitiren şair, kısa süreler devlet memuriyetinde bulunmasına rağmen şairliği hep asıl meslek görenlerdendir.

Çalıştığı işlerse ‘ikinci meslek’ olmuştur onun için.

 

Cahit Sıtkı Tarancı,

1940 yılında Fransa’dan döndükten sonra Anadolu Ajansı’nda mütercim olarak çalışmaya başlamıştır. Bankalar, gazetelerin dış haberler servisi bir yana asıl Milli Eğitim Bakanlığı’nın Yayın Müdürlüğü, pek çok şair ve yazarı kanatları altına almıştır.

 

Orhan Veli,

Bakanlığın tercüme bürosunda memurdur.

 

Oktay Akbal,

Melih Cevdet,

Necati Cumalı

Şahap Sıtkı da Orhan Veli’nin mesai arkadaşıdır.

 

İlhan Berk

ise bir süre öğretmenlik yaptıktan sonra Ziraat Bankası basın bürosunda çevirmen olmuştur.

 

Celal Sahir,

Birinci Dünya Savaşı yıllarında hayatını kazanmak için bir süre ticarete atıldıysa da muvaffak olamamış ve bu işten tek kazancı, Süleyman Nazif’in kendisine taktığı ‘Şâir-i tâcir’ ismi olmuştur. Şairimiz, bir ara da ikamet ettiği Hobyar Mahallesi’nin muhtarlığını da yapmıştır. Allah’tan 1928’de Zonguldak Mebusu olarak Meclis’e girer de maişet kaygısı sona erer.

 

Cahit Külebi,

Yüksek Öğretmen Okulu’nun edebiyat bölümünü bitirip edebiyat öğretmenliği yapmış, sonra da müfettişliğe terfi etmiştir.

 

Halit Fahri Ozansoy,

Yusuf Ziya Ortaç,

Zeki Ömer Defne,

Arif Nihat Asya edebiyat öğretmenidir.

 

Faruk Nafiz Çamlıbel,

tıp öğrenimini yarıda bırakmış sonra da edebiyat öğretmenliği yapmıştır.

 

Behçet Kemal Çağlar

maden mühendisidir; ama o da edebiyat öğretmenliğinde karar kılmıştır.

 

İlhan Berk,

bir süre ilkokul öğretmenliği yaptıktan sonra Gazi Eğitim Enstitüsü Fransızca Bölümü’nü bitirip ortaokul öğretmenliği yapmıştır.

 

Erdem Bayazıt  

Milli Kütüphane’de bir süre çalışıp edebiyat öğretmenliğine geçmiş, sonra uzun yıllar yayıncılık ve dergi yöneticiliği yapmış, Turgut Özal zamanında da siyasete girerek Kahramanmaraş milletvekili seçilmiştir.

 

 

Cenap Şahabettin

Askeri doktordur; ama emekli olduktan sonra edebiyat fakültesine müderris olmuştur.

 

Fazıl Hüsnü Dağlarca

1935’te Harp Okulunu bitirmiş ve piyade subayı olarak orta Anadolu’nun, Trakya’nın pek çok yerinde 15 sene vazife yaptıktan sonra önyüzbaşı iken daha rahat şiir yazabilmek için askerliğe elveda demiştir.

 

Nazım Hikmet,

 

Mustafa Necati Karaer,

 

Bekir Sıtkı Erdoğan,

 

Gültekin Samanoğlu da asker ekmeği yemiş şairlerdendir.

 

 

Turgut Uyar ise çoklarının sandığı gibi asker değil, ‘askeri memur’dur. Mecburi hizmetini bitirir bitirmez de ayrılmıştır görevinden. Mehmet H. Doğan, “Bakmayın siz Can (Yücel)’ın Turgut Uyar’a ‘emekli yüzbaşı’lığı az görüp ‘mirliva’ deyişine; şiirimizin en sivil şairiydi o.” dediğini de hatırdan uzak tutmayalım.

 

Uzun süre bir işte dikin tutturamamış; küçük memuriyetlerde, bankalarda, tercüme bürolarında ömür tüketmiş şairler vardır ki onların haddi hesabı yoktur. Ümit Yaşar Oğuzcan,

Cahit Sıtkı,

Ziya Osman Saba

Orhan Veli bu vadide ekmek kovalamıştır.

 

Necati Cumalı,

Yavuz Bülent Bakiler,

Nuri Pakdil gibi şairlerimizse hukuktan ekmek yemişlerdir.

 

Sezai Karakoç

Maliye Müfettiş Yardımcılığı yapmış, Gelirler Genel Müdürlüğü’nde kontrolör olmuş, sonra da istifa edip mesaisini bütün bütün ‘Diriliş’e vermiştir.

 

Ebubekir Eroğlu ise iş müfettişi olarak kazanmıştır yaşamını.

 

Metin Eloğlu’nun

ressam

 

Bahattin Karakoç

 

sağlık memuru,

 

Ülkü Tamer

tiyatroda aktör, çevirmen ve yayıncı

 

Mustafa Seyit Sütüven

kırtasiye mağazası işletip maden ticareti yaptığı da gerçektir.

 

Edip Cansever

Yüksek Ticaret Okulu’ndan ayrılıp ticaretle uğraşmıştır. Kapalı Çarşı’daki antikacı dükkanı, ona hayatını rahatça sürdürebileceği bir imkan sağlayacaktır.

Süreyya Berfe,

Güven Turan,

Vural Bahadır Bayrıl,

Seyhan Erözçelik,

Ahmet Güntan,

Sina Akyol

Cem Yavuz

Cevdet Karal… reklama şiirsel bir ‘eda’ katmak için ter döken şairlerimiz arasındadır.

Alıntı : http://www.alicolak.com/?islem=digeryazilar&islem2=yazi&id=62

Sosyal Medyada Paylaş:

Şiirler Hiç Bitmesin İstiyorum

Bir cevap yazın

error: Content is protected !!