ÜYELERİMİZDEN GELENLER

Unutma Provaları / son

Sosyal Medyada Paylaş:

– Eylül öncesi sarı isyanla dökülürken yeni öfkelerim yaprak yaprak gözlerimden
vuruluyordu dilim vefası eksik sözlerinden –

Sensiz dinleyemediğim şarkılarım var
bir de yüzüne bakamadığım şiirlerim…

Sessiz şairlerin feryatları tırmalıyordu bir gece yine gözlerimi
tuz-buz dökülüyordu kelimeler dudağımdan
açtığım bir şişe şarabın
bir de ellerimde kuruyan güllerin
kırmızısı esir alırken tabularımı

paramparça gecelerin toplanmayan umutlarında
u/mutluluğu unutmuşken
üzgün gözlere düşen damlalarda aradım teselliyi
hiç sabah olmadı
ve hiç aydınlanmadı gece benim usumda

-ne çok
ne çok uzun bilsen bizim bu diyarda kış mevsimi
dolayısı ile fecr koyu/zifiri –

şek şüphe
haberini ulaştıran telgraf tellerinden
cümleleri bölünen aşkın sol makamında
tutuşurken ayrılık yanından
kurudu ağacımın dalları dileklerinden
çekildi suyu kuyularımın
sabrımı çatlattıkça ihtirasım unutma provalarımda
dağıldı aklım bin yerinden

suya yansıyan gölgeydi aşk belki de
rüzgâr vurdukca serkeş titreyen
üşüdükçe ilikleri
kanı içe çekilen

gidişin oysa
mütemadiyyen çile çektirdiğim esirdi dilimde
sorar gibi sanki hesabını
kelamları diziyordum kurşuna şafak öncesinde
gözü dönmüş avcılar gibi

keman sesi kesiyordu bileklerimi
sözlerin hâlâ kulaklarımda ama sesini unuttuğum
o sözlerden de ıslah etmiştim kendimi

-sen söyleyecek
lâkin
ben duymayacaktım beni sevdiğini –

fermandı son satırlarındaki “hoşçakal” kelimesi
intiharıma
silmek isterken camlardaki buğulu ismini
toplayıp elde kalan aşk kokulu giysilerini
hayallerimdeki bahçemde pembe panjurlu evimin
kül olmuş yüreğimle ateşe vermek deli gibi
ruhumu
ruhumu kilitliyordu yine gözlerinden
pencereme ilişmiş bakışlarındaki mavi

maviydi
kahrolası içimden gidenim
maviydi, hem hayallerim hem de gözlerin
durgunluğumu
duvarlara sinmiş sesini toplarken anladım
pazar ertesinde voltalayan, ölmeyi unutmuş kedilerin

hangi penceresinden baksak da görsek şimdi aşk’ ı
o pembe evimin
hangi sokağında arasak sevdayı
kirletilmiş şehirlerin

anlat
neydi bizi sevgiden ayan eden
neydi ellerimizden tutup aslı karanlık olan pembelere iten

şimdi o pembelerin tozundayız
ikimiz tek/tane
ve okyanusundayız koca karadenizin
sen gönlü keyfinde
bense
deli divane…

sahi
gittin
tüm yaşanmış zamanları alıp
içinde boğulacağım boşluğu bırakarak gittin ama
haberin olsun
unuttum… unuttum ben seni yarınlarımda
yarımlarımla!

 

pazartesi öncesi*

 

Nar-ı Çiçek

Sosyal Medyada Paylaş:

Bir cevap yazın

error: Content is protected !!