EN GÜZEL ŞİİRLER

Yasemin Ekşi Saraçoğlunun Şiirleri

Sosyal Medyada Paylaş:

Yasemin Ekşi Saraçoğlunun Şiirleri

BENİ AŞKA TEFSİR ET

*

nasibimde tecrit iklimleri,
geceye bir nefes düşümü mesafede,
asılı kalır mehtabım.
sen;
en sığ yanımda,
bağrımda,
yakamozlu yangın yeri…

özgürlük koksada üstündeki rüzgar,
her aşk kendi tutsaklığında
devinip durur,
sen sancılı her med,
paslı bir cezirin adresini,
özünde taşır.

ey aşk!
buhar et ki,
suya sineyim…
istersen varlığım yerle yeksan,
toz olup toprağa gizleneyim…

ey aşk!
mavi bir akşamın göklerinde,
açılan aralıktan içeriye süzül,
süzül ki,
kırılsın dalgalı sahil esaretim,
süzül ki,
kapatmasın gözlerini yar,
kesmesin,
hayatın nabız atışlarını,
zaman öleyazmasın yalnızlığımda…


acının mevzilendiği ülkelerden geçtim,
sessizliğim,
hükümsüzlük hükmüyle mühürlü,
yüzüm tuzcul nefesler solur,
bir tınıdan ibaret kaldım,
duy beni.

ey yar!
seni bana,
beni aşka tefsir et.
hadi…

 

*

SURET’İ AY

*

yüzün;
cebren zapdedilmiş,
bir güvercinin ürkekliğini giyer.
ey ömrümün arşı,
gönlümün kabesi,
yüzüne değen hangi göz,
dilinde adının zikri,
bastığın toprağı tavaftan geri döner.

yanakların;
sırlı, gizemli umman,
batar bütün nazar gemilerim,
gözlerine varmadan,
oysa ben şiirler düşlerim,
yüzünün sayfasında,
asude, azade,
rüzgarlarda salınan.

ol dese,
olmazlar yarılacak gibi,
ol dese,
imkansızlar utanacak gibi,
bir nefes,
buğulanır dudak uçlarında.
onlar ki alem kadehi,
hem sonsuzluğu,
hem ateşin ism`i alemi,
lal rengi şafaklarda sunulur
avuçlarıma…

saçların;
aşığa kurulmuş tuzak,
omuzlarından dökülür,
kevser nehirleri.
gece giysine değince ışığın sesi,
salınır,
herbir kıvrımında,
bir sevgilinin düş seli,
ya geride kalan bedenler,
bak yansımakta,
sinede yuva yapmış,
okların hazin sesi…
yanaklarına düşen zülüflerin gölgesi,
ruhumun ebediyete kadar,
dinlenme beldesi…

git! deme bana,
istersen öl de.
yusuf`un kaderini çiz avuçlarıma,
ve at beni,
çıkması mümkün olmayan,
gamze çukurlarına…

*

YAŞAMAK

*

her doğum,
sayha yüklü bir sesle kana`r.
her bebek,
ilk narasını tene değen güneşe sunar.
en mahreme uzanan,
bir habis el,
taze canı,
çift özneli eylemlerden,
tekil bir yalnızlığa soyar.

akla afyon zaman,
unutur,
unutturur,
göze değen ilk ışığın sancısını,

ve sen elleri yağmur şırıltılı,
saçları rüzgar kokulu,
bir çocuk,
daha susmadan üstündeki çamurun sesi,
ruha aşina, tene bigane
bir harami el,
kullanışmış, kirletilmiş,
bir yetişkinliğe soyar seni..

akla afyon zaman,
unutur,
unutturur,
oyun nakışlı dizlerinin sancısını,

ve çocuk şarkılı gülüşün,
iki dudak arası zevklerde kavrulur.
gözlerinin erguvani rengini,
tüllenen ufuklarla sararsın.
savunmasız bir sur olur yüreğin,
her gece içinden geçer gecenin orduları,
aşk… iblisin en son eli,
ateşin sıcaklığına kanarsın,
ruhunu son bakirliğinden,
keşkeli zamanlara soyarsın…

akla zarar zaman,
unutmaz,
unutturmaz,
soğuk yankılı çıplaklığını,

adının önüne sıfatlar virgüllersin,
kaybettiğin ne varsa,
karalanmış ünlemlerde dizginlersin.
hayat ruhuna yeni hırkalar giydirir,
zamanda silinmiş varlığını,
tüm bunların griflerinde tariflersin…

oysa sen,
giydiklerinden arta kalan,
soyduklarını içini alan,
an kadarsın.

*

ZAMAN KAYMASI

*

her doğum,
sonu irtihale varan cümleler kurar…
hayat dünya içre bir deveran,
her çember,
kendini tamamlama içgüdüsüyle doğar.
yürü…
koş…
dur…
nafile,
zaman başladığı yerde
geriye kayar…

ömrüm,
hangi endaze ölçer eksikliğini,
söyle,
hangi tartı tartabilir,
sözcük arası boşluklardaki kimsesizliğini.

yargısız infazlar ülkesi zaman,
çetelesini tenimde tutar,
sen attığın her çentiği yüzümde say,
oysa yaşım,
ruhumdaki çığlıkların yankısı kadar…

vecde gel ey ölüm!
kararı sende kılsa da zaman,
bahar ilk adımını toprağa atar,
bu nedenle,
her yüz bir parça toprak kokar…

*

GİDİŞİNİN AYAK SESİNDE KALDI BAHAR

*

ey yar;
gidişinin ayak sesinde kaldı bahar,
bekleyişler,
hazansı bir rüzgarı solur şimdi,
ve saçlarının yağmur kokusu,
ellerimin en kuytusuna yağar,
yalnızlığına gebe bir kadın olur gece,
sancısı zifrin kasıklarında değil kalbimde başlar.
ve zaman ,
her sabah,
gözlerine sen çekilmiş bir günü avuçlar.
ruhumun en sen noktasını kemiriyor sensizlik.
ömrüm kendine bir yer bul şimdi,
göğü yarin gözlerinden çatılmış olsun.
içine sığamadığım bu koca dünya
varlığımın en bensiz yerinden yırtılsın.

*

AŞK SENİNLE DOĞAR

*

Yan yana iki yastıkta iki baş,
Birbirine dönük yüz olmak seninle.
Ve gözlerin
Sırlı, efsunlu aynalar gibi…
O aynada seyretmek gün bitimi son sureti,
Bilemezsin ne büyük lütuf şimdi…

Açılır hayatın son perdeleri,
Dökülür iki dudak arası ölümsüz anlar,
Dökülür dilinden aşkın atlası,
Silinir ömrümün yalnızlık pası,
Susma, konuş, ateş de,
Ruh tutuşsun, ten tutuşsun, ben tutuşsun
Hadi sesime sesinle mühür vur şimdi…

Ten geçer, hayat geçer,
Avuç içlerinden,
Her daim ekmek kokar, emek kokar,
Ne güzel.
Bir onlar çıkarır beni,
Uçurum dibi yalnızlık düşlerimden.
Hadi parmak uçlarınla parmak uçlarımı öp şimdi.

Zamana inat katmerlendirmek aşkı,
Acıya inat sığınmak kollarına,
Sen varsan başımda her daim imbat rüzgarı,
Irıplı bir çalkantı titrek gölge akşamı,
Yeter ki ardında yüzüne doğsun hayat,
Sen varsan umuda açılır her kapı.
Hadi göğsünü başıma bir liman,
Hadi tenini tenime yorgan yap şimdi…

*

GİDERSEN

*

gidersen;
körpe bir aşk kalır,
senden geriye.
yanar, yıkılır,
lalezarın tüm dönemleri,
gidersen;
fetrete döner,
aşkın tüm yeminleri.

gidersen;
önce içi boşalan,
sonrada öylece kalan,
kırık, buruk bir bardak olurum.
tahta masa üstü
akşamdan kalma,
son ana kadar yudumlanmış,
içen,
son yudumda kendine dalmış.
gidersen;
rakı yanı mezelik,
bir aşk olurum.

gidersen;
kuşatılmış bir akşam olurum.
şafak son ilmeğini boynuma atar.
yalnızlık,
damar üstü bir kesikten sızar.
muğlak yamurlara gebe
bir hazanı solur ömrüm.
gidersen;
sen sonrası zamanlara tehir edilmiş,
tüm suçlardan hüküm giyerim.

gidersen;
aşk olsun sana sevgili,
aşk olsun…

gel gitme yinede sen,
yüreğimden sağılan zehrin adı,
aşk olsun…

*

EKSİ(K)

*

esrimek, nefti gölge akşamlarında,
tükenmek ve tüketmek aşkı,
parmak uçlarında…
biz daha en baştan,
günaha girmeye gönüllü yürek,
durur diş izimiz ,
yasaklı meyvenin dudaklarında.
tüm giyinikliğimizle çıplak,
tüm kapalılığımızla aşikar
ruhlar görünür,
aşkla incelen tenin şeffaflığında…
başlar ateşle terbiye ,
gayyanın en derin girdaplarında…
yanarsın,
yanar ve evrilirsin,
hiçlikten hepliğe,
teklikten birliğe,
yokluktan çokluğa,
aşk büyümek değil midir?
büyürsün…
semaya sığmaz gözün gördüğü,
sonu olan ebedilik akşamlarında.
oysa durur yerli yerinde
mücrim yalnızlığın yekünü,
durur gümüş karası bir eksiklik,
sol göğüs altı,
kaburga boşluklarında.

*

ÖLÜM UYKUSU

*

“soğuğun vatanıdır yüreklerimiz…”

beyaz bir hüzündür yağan
çocukluk düşlerimin üstüne
herkes misket taşır
bense zemheriyi biriktirmekteyim
ceplerimde…
ıssızlığın mahmurluğu dolar gözlerime,
dağlar benimle paylaşır uykusunu.
bulutlar bembeyaz bir yatak sermekte,
beyaz patiskadan yorganlar,
çağırma beni gelemem anne.
karakıştan kalma bir gündür zaman,
ellerim,
sümbüli bir morluğa çalmakta,
ayaz keskini bir ağıt,
ayaklar altında,
kuru bir kemik gibi dağılmakta…
geçtiğimiz yollar koca bir orman şimdi,
ağacı, dalı , bin oğul yaratmakta.
gel bir dilek tut,
bak dallarım var,
bir parça beze umut bağlamış.
üzülme anne,
düş yorgunu bir kızaktır ölüm,
bak! ellerinden hakka kaymaktayım.
beyaz bir gelin çağırmakta beni,
sıcak sesiyle sıcak uykulara.

üzülme anne,
teslimiyetim yalnız Allah`a,
bir sebildir şimdi üşüyen yüreğim,
kurt doyar,kuş doyar insan etine,
hem yalnız değilim bak!
90 bin oğulla koyun koyuna,
Allahuekber nidaları altında,
94 yıldır uyumaktayım…

*

DİL’İ BADE

*

Yakarken ruhumu aynalar arkasında,
Bir sırra mail oldum dervişler kapısında.

Ne ses kaldı ne ahenk eridim yudum yudum,
Neydi o hatırladım başlangıçta gördüğüm.

Çıktım arş-ı alaya yıldızlarda kayboldum,
İndim yeryüzüne kainatı buldum.

Tüm alem oya gibi ince ince işlenmiş,
Her bir ayrıntıya büyük bir gizem sinmiş.

Farkım yokmuş aslında herhangi bir sağırla,
Bağırıyor şimdi ruhum İNSANSIN SEN hatırla

*

GEDA

*

Leb-i lalime bir buse kondur,
Ateşten hare gibi yaksın gönlümü.

İstersen aşkımı badeye doldur,
Ellerin su gibi döksün gönlümü.

Afitap dururken mah ile kandır,
Rahiyan sel gibi yıksın gönlümü.

Ruhsarın gülbünden bir avuç kan`dır.
Zehr-i katil gibi sarsın gönlümü.

Bütün çerahçıları yüzüme döndür,
Bir avuç gül gibi yaksın ömrümü.

***

not: geda:dilenci,aşık
leb:dudak
lal: kırmızı renkli değerli bir taş
afitap:güneş
mah:ay
rahiya:koku
ruhsar:sevgilinin yanağı
gülbün:gül ağacı,gül
zehr-i katil:ölümcül zehir
çerahçı:eski dönemde sokak kandillerini yakan kimse.

YASEMİN EKŞİ

Şiirlerinin bu sayfada yayınlanması için kendisinden müsaade alınmıştır.

Yasemin Ekşi şu sıralarda şiir yayınlamamaktadır. Bilse, yazmış olduğu şiirlerle buluşmak isteyen çok hayranı vardır.

Yaşamında mutluluklar diliyoruz.

Sosyal Medyada Paylaş:

Şiirler Hiç Bitmesin İstiyorum

Bir cevap yazın

error: Content is protected !!